Afyonkarahisar’ın komşusu Kütahya’nın yetiştirdiği büyük bir yazar Gülten Dayıoğlu… Çocuk edebiyatı alanında birçok eser veren, okuyucusuna azmi, kararlılığı, en önemlisi sevgiyi aktaran; birçok ödül alan, eserleri farklı dillere çevrilen Gülten Dayıoğlu’nun yazarlık serüveninin Afyonkarahisar ile bağlantılı olduğunu biliyor musunuz?
Şöyle anlatalım:
Gülten Dayıoğlu’nun çocukluğundan gençliğine kadar zorluklarla dolu hayatında çevresine saçtığı ışık, öğretmenleri tarafından fark edilir. Hatta bir öğretmeni “Sen yazar olacaksın” bile demiştir. İstanbul-Kütahya arasında gelip geçen çocukluğu O’nu adeta hayata hazırlamıştır. İlkokul 5’inci sınıftayken, Kütahya’dan, Eskişehir’e bir akrabasıyla hasta ziyaretine gider. Bu sırada, trende Afyonkarahisar’da Kudret Gazetesi’ni çıkaran Cüneyt Mollaoğlu ile tanışır. Daha doğrusu Kütahyalı Gülten, Cüneyt Mollaoğlu’nun okuduğu gazeteyi önce “göz hırsızlığı” ile okur, sonra da “Ben de gazeteyi okuyabilir miyim” diye sorar. Böylece sohbet başlar. Mollaoğlu, bu meraklı kıza “Öykün varsa, gönder. Beğenilirse yayımlarız” der. 1950 yılının Mayıs ayında, Cüneyt Mollaoğlu’nun Kudret Gazetesi’nde Gülten Dayıoğlu’nun (ilk aile soyadı ile) hikâyesi yayınlanır.
Gülten Dayıoğlu’nun farklı yayın kuruluşlarına verdiği demeç ve röportajlarda, katıldığı birtakım toplantılarda bahsettiği bu gelişme, kendi hayatını kaleme aldığı “Bende Kalmasın” isimli kitapta da yer alıyor. Yazar, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitapta, ünlü romanı Fadiş’ten yola çıkarak konu ile ilgili üzüntüsünü şu ifadelerle dile getiriyor:
“Fadiş beşinci sınıfı bitirince annesi onu Kütahya'ya almaya gelir. Ali Çavuş'un kızı evlenip İstanbul Pendik'e gelin gitmiştir. Cemile kızıyla İstanbul'a dönerken, Ali Çavuş ve eşi de onların peşine takılırlar. Okul tatilinden yararlanarak kızı ve torunlarıyla özlem gidermek isterler. Yaşlı karı koca İstanbul'a giderken kızlarının istediği bakır mangal ve bakır tencere, tava vb eşyaları da yük vagonuna teslim ederler. Fadiş'in eşyaları da yük vagonundadır. Ne var ki hemen her şey yolda kırılıp dökülür, bohçalar yırtılır. Fadiş'in öykülerini içeren okul çantasıysa patates çuvallarının altında ezilip paramparça olmuştur. Çünkü yükler, kara trenin yük vagonuna evde durdukları gibi konulmuştur. Hiçbiri sarılıp sarmalanarak güven altına alınmamıştır. Fadiş, yaşam boyu o gazeteleri aramışsa da tek bir kopyasını bile bulamamıştır. Çünkü politik nedenlerle Afyonkarahisar'daki İkaz adlı basımevi, kundaklanarak yakılmıştır. Fadiş, hâlâ o gazeteyi aramaktadır.”
Gülten Dayıoğlu, kitabında “Fadiş”in kimliğini de belki de ilk kez açıklıyor: Doğduğunda annesi kızına Fadiş ismini vermek ister; Gülten Dayıoğlu kendisine verilmek istenen bu ismi roman karakteri hâline getirir.
Kitabı aldığımda aslında hızla “Afyonkarahisar ile ilgili anısı var mı” diye bakmıştım. Bu bölümü okumayı bekliyordum ama son cümle beni harekete geçirdi. Genel Sanat Yönetmenliği’ni Afyonkarahisar sevdalısı Hüseyin Başkadem’in üstlendiği 24’üncü Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali kapsamında Gülten Dayıoğlu’nun Afyon’a geleceğini öğrenmiştim. Planım, bu gazete nüshasını çerçeveletip Hüseyin Başkadem aracılığıyla Gülten Dayıoğlu’na takdim etmekti.
Önce Afyonkarahisar Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi’ne gittim. Yerel gazeteler bölümünde Kudret Gazetesi’ni bulamadım. Meğer gazetelerin idarecileri, nüshaları Kütüphane’ye göndermedikçe böyle bir arşivin bulunması söz konusu değilmiş. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ise Kudret Gazetesi’nin 1959-1963 yılları arasında çıkan nüshaları yer alıyormuş.
Kocatepe Gazetesi Sahibi Sezer Küçükkurt’a durumu aktardım. Sezer Ağabey de 1993-1997 yılları arasında Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Çetin Alpı’nın Cüneyt Mollaoğlu’nun damadı olduğunu, Alpı’dan destek isteyebileceğimi belirtti. Çetin Bey’e mesajla ulaştım, telefonla beni aradı. Böyle bir girişimden çok memnun olduğunu, Gülten Dayıoğlu ile Cüneyt Mollaoğlu’nun yıllar içinde sürekli iletişim hâlinde kaldığını, ancak Kudret Gazetesi’nin ilgili nüshasına kendilerinin de ulaşamadıklarını kaydetti. Üzüldüm açıkçası…
Üzüntüm, Gülten Dayıoğlu gibi 24’üncü Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali için Afyonkarahisar’a gelen, edebiyat dünyasının seviyen ve sayılan ismi Metin Celâl’in edebiyathaber.net isimli internet sitesinde, 7 Mayıs 2025 tarihinde yazdığı yazı ile katlandı. Metin Celâl, 24’üncü Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali kapsamında düzenlenen okul söyleşilerinden bahsettikten sonra şu ifadeleri kullanmıştı:
“Sunay Girgin doğum tarihleri konusunda kuvvetli bir belleğe sahiptir. Gülten Dayıoğlu’nun 90. yaşına 15 Mayıs’ta gireceğini de anımsadı ve ön kutlama yapalım dedi. Gülten Dayıoğlu 90. yaşını Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde karşıladı. Akşam yemeğinde buluştuğumuzda kendisini kutladık.”
Demek ki Kudret Gazetesi’nin ilgili nüshasını bulabilseydik, Gülten Dayıoğlu’nun doğum gününü de unutulmayacak şekilde kutlamış olacaktık.
Edebiyathaber.net ailesinden aldığım izinle, Gülten Dayıoğlu adına Afyonkarahisar’da yapılan kutlamanın fotoğrafıyla tarihe not düşmek istedim.
Doğum gününde O’nu sevindireceğine inandığım hediyeyi takdim edemedik.
Arayışımız sürüyor…
Gülten Dayıoğlu’nun Kudret Gazetesi’nde yayımlanan hikâyesinin yer aldığı nüshayı bulma azmindeyiz…
HÜSEYİN BAŞKADEM’E DAİR
Dile kolay… Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali 24’üncü kez düzenlendi. Sırada, bir hafta sonra başlayacak 25’inci Afyonkarahisar Caz Festivali var… Her iki festival, Afyonkarahisar’ın kültür-sanat camiasında tanınmasını sağlıyor. Hüseyin Başkadem’in kişisel gayreti, azmi, “Anadolu’da bu iş olur” inancı ile devam eden festivaller, bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Afyonkarahisar Valiliği’nin katkılarıyla gerçekleşti.
Başkadem’in Afyonkarahisar’daki en büyük yardımcısı ise Sinan Millik…
Hüseyin Başkadem, festivallerle sadece bir haftalık sanat faaliyeti sürdürmüyor. Bunun yanı sıra özellikle köy okullarına gidiyor.
serleri ve tecrübeleriyle “duayen” olarak kabul edilen sanatçıları, yazarları köy okullarındaki öğrencilerle buluşturuyor. Sanatın gücünü, geleceğin sanatçıları için kullanıyor…
Çeyrek asırdır vazgeçmeyerek, engelleri ve engebeleri aşarak Afyonkarahisar’da sanat yolunu inşa eden Hüseyin Başkadem’e ne kadar teşekkür etsek az.
Takdir mi? Devletimizin üst düzey makamları Hüseyin Başkadem’i takdir ediyor, takdirler ödüllerle taçlanıyor.
Hüseyin Başkadem, şehrin bir değeri…
Karınca kararınca yanında olmak önemli…

