Murat Arısoy

Günde 150 sayfa okuyan kişi

Murat Arısoy

24 Şubat 2013 Pazar 02:00:00
  Afyonkarahisar’da, günde 150 sayfa kitap okuyan bir kişinin varlığını duyduğumda hayli şaşırdım.
1 değil, 2 değil…
10 değil, 50 değil.
150 sayfa okunur mu?
Ben okuyamam herhalde. Okusam bile, istikrarım olmaz.
Haftası dolmadan “Kitap da neymiş, ben uyuyacağım” deyiveririm.
Sıkılırım, yorulurum.
Günde 150 sayfa okumak, ortalama 2 günde bir kitabı bitirmek demek.
2 günde bir kitap okuyan kişi, temposunu aynı şekilde devam ettirse, ayda 15 kitabı bitirir.
Ayda 15 kitabın okunması ise, basit bir hesapla yılda 180 kitap eder.
Başka bir hesapla, günde 150 sayfa kitap okuyan kişi, ayda 4 bin 500 sayfayı, yılda ortalama 54 bin sayfayı hatmeder.
Peki bu kişi, nasıl birisi olmalı?
Şunu kabul etmek gerekir ki, 54 bin sayfa ile haşır-neşir olmak, herkesin harcı değil. Bu doğrultudan sapmamak, takdir edilmesi gereken bir başarı. Demek ki günde 150 sayfa kitap okumak, önce disiplin işi.
Tabii sadece disiplin yetmez. Yeni bilgiler öğrenme ve paylaşma gibi bir zevkin de bulunması gerekir. Sütün sağılması ve muhafaza edilmesindeki son teknolojiden tutun da “aşk”ın nasıl tarif edildiğine kadar birçok farklı bilgiyi hafızasında tutacaktır mutlaka.
Öğrendiklerini hayatla harmanlamaya “kadir” olacaktır.
Günde 150 sayfa kitap okuyan kişi, dost meclisinde alçakgönüllüdür. Zira insan bildikçe, bilmediklerini anlar. Bilmediklerini anladıkça da, yanındakilerden, konuştuklarından, iletişim kurduğu herkesten öğrenir. Bu artık bir üsluptur, bir yaklaşımdır artık.
Okumakla da kalmaz muhtemelen.
Zaman zaman seyahate çıkar. “Çok okuyan mı, çok gezen mi bilir” tartışmasına hiç girmeden, kendi yolunda hem okuyarak, hem gezerek ilerler.
Günde 150 sayfa kitap okuyan kişi, bazen kendisi kadar gayretli görmediklerine sitem eder. “Evrakı inceleyin, ayrıntıyı kaçırmayın” der. Kendisinin ayrıntılı düşünüşünü bekleyebilir çevresinden.
Günde 150 sayfa kitap okuyan kişi, iş yaşamında “mükemmel”in arayışındadır. “Mükemmellik” arayışı, “Aman canım, sen de bir şey beğenmiyorsun” cümlelerinin ünlem işaretlerine karışmasına yol açabilir. Olsun, o; okumaktan da, araştırmaktan da vazgeçmez.
O, su bile içse, suyun şişesindeki yazıları gözden geçirir. Bizim “sıradan” gördüğümüz su içme eylemini bile “tören”e dönüştürebilir, su içme eylemini bile dolu dolu yaşar.
Günde 150 sayfa kitap okuyan kişi, sevdiklerine çeşitli kitaplar önerir. Sadece onun önerdiği kitaplarla bile bir kütüphane kurulabilir.
Sayfalarda adeta yüzen kişi, mutlaka danışılan, istişare sohbetlerinde yer alan kişidir. Söyledikleri öyle pohpohlayıcı değildir, “Beni buraya gördüklerimi söyleyeyim diye çağırdınız” deyip şaka yapar. Gönül almasını da bilir; ama bir şey yanlışsa çekinmeden “Yanlış” der. Onu engellemek mümkün değildir; zaten istişare sohbetlerinde “dost acı söyler” cümlesinin muhatabı, günde 150 sayfa okuyan kişidir.
Günde 150 sayfa okuyan kişinin dünyada mutlaka hayırlı izleri kalır.
2012’de 293 milyon
kitap üretildi
Türkiye’de “kitap” konusu ne zaman açılsa, yeteri kadar okumadığımızdan söz edilir. Bu, belki gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında doğru bir veri olarak sunulabilir; ancak ülke içinde yayıncılık konusundaki hareketlenmeyi de göz ardı etmemizi gerektirmez.
Türkiye Yayıncılar Birliği’nin raporuna göre 2007-2012 yılları arasında uluslararası bandrol olan 9 bin 945 yayınevi bulunuyor. Türkiye’deki toplam kitapevi sayısı ise 6 bin, yayınlanan kitapların sadece başlık sayıları ise 42 bin dolaylarında.
Rapora göre ülkemizde 2012 yılında bandrol alan kitap adedi, 293 milyon 257 bin 824. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz dağıtılan kitaplarla birlikte 1 yılda üretilen kitap sayısı 480 milyon 257 bin 824. Hiç de azımsanacak bir rakam değil. Kişi başına 6.4 kitap düşüyor. Satış rakamları belki iç açıcı değildir. Ancak satış rakamlarını tartışırken 3-4 okuyucunun 1 kitabı okuduğunu da unutmamak lâzım. Çok satan, ya da satması tahmin edilen kitapların korsan olarak piyasaya sürülmesi de ayrı bir sıkıntı. Yayınevlerinin bazı kitaplarda fiyatı yüksek tutması, korsan kitap satın almaya yönelenlerin gerekçesi. Fakat hiçbir gerekçe, “emek hırsızlığı”nı haklı göstermemeli, vicdanımızı rahatlatmamalı.
Halk Kütüphanesi’ni
bekliyorum
Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi, 2 Şubat 2012’den itibaren Valilik’te hizmet veriyor. İzmirli Caddesi’ndeki binada ise tadilat sürüyor. İhale sözleşmesine göre 270 gün olarak belirlenen tadilatın, çeşitli aksaklıklar nedeniyle bitmediği belirtilmişi. Kütüphane’nin 15 Şubat 2013’te yeniden İzmirli Caddesi’nde hizmete gireceği açıklanmıştı. Ancak Şubat’ın sonu geldi, hâlâ yeni bir açıklama yok. Hatta bu arada, Valilik’teki Kütüphane’ye gittim ve “Eski gazeteleri araştırmak istiyorum” dedim. “Gazetelerimiz, bu binamızda değil” cevabını aldım. Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi’nin açılmasını dört gözle bekliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları