Afyonkarahisar, yine şehit ateşi ile yandı. İstihkâm Uzman Çavuş Önder Özen, Irak’ın kuzeyinde görev yaptığı sırada mayın patlaması dolayısıyla yaralandı; tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve şehitlik mertebesine ulaştı.
Şehidimizin acı haberi, cumartesi gecesinin ilk saatlerinde çok hızlı bir şekilde haber merkezimize ulaştı. Gazetemizin Sahibi Sezer Küçükkurt ile Yazı İşleri Müdürü Burak Aydın, haberin teyit edilmesi için büyük bir uğraş verdiler. Acı haberden ilk haberdar olanlardan olmamıza rağmen, neticede, bu acı haberin resmî makamlar tarafından açıklanmadıkça yayınlanmaması kararı verildi.
Şehidimizle ilgili ilk haber metnimiz 3 Mayıs 2025 tarihinde, saat 22 dolaylarında hazır olmasına rağmen haberi internet sitemize o gece 02.27’de yükledik.
Halkın haber alma özgürlüğü kutsaldır; milletimizin bütünlüğü de kutsaldır. Bu iki denge arasında kılı kırk yararak çalışmak bizim görevimiz.
Biz böylesine titiz davranırken, ne yazık ki bazı siyasetçilerimiz, bazı belediye başkanlarımız adeta “Önce benim haberim vardı” deme yarışına girdi. Sosyal medyada yaygın olan dille anlatırsak, “Kim daha fazla duyar kasacak” hâline gelen Facebook ve X (Eski adıyla Twitter) paylaşımları, konunun hassasiyetine zarar veriyor.
O kadar ki bu paylaşımların bazıları da kısa sürede ekranlarımızda kalsa da ardından hemen silindi. Çünkü kahraman askerimizin ailesine şahadet haberi henüz verilmemişti.
Hatırlatmakta fayda var: Şahadet haberi, kahraman askerlerimizin ailelerine sağlık personeli ve yetkin kişilerin eşliğinde veriliyor. Zira bu zor haberi itidalle karşılayan anne-babalar olduğu gibi, yüreğinin yangınını dışarı vuran anne-babalarımız da bulunuyor. Onları telkin ve teskin etmek için usulüne uygun bir şekilde bu acı haber veriliyor.
Böyle gelişmelerde kamuoyunu aydınlatma görevini sürdüren gazeteciler kadar vatandaşın oy vererek “Beni yönet” dediği siyasetçilerimizin ve başkanlarımızın da dikkatli olması gerekiyor. Afyonkarahisar Valiliği, Milli Savunma Bakanlığı ve/veya Genelkurmay Başkanlığı’ndan açıklama gelmedikçe, özellikle şehit ailelerini üzecek, milletimizin önceki acılarını tazeleyecek tavırlardan kaçınmak gerekiyor.
Nitekim, Afyonkarahisar Valiliği Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü de Afyonkarahisar’da muhabirlerin bulunduğu Whatsapp grubuna da konu hakkında uyarıda bulundu. Müdür'ün uyarısının ardından konunun rayına girdiğini gözlemledik.
Düşüncesizliğin diz boyu olduğu acı gecede, maalesef “duyarlılık” konusunda kötü bir sınav verildi. Umuyoruz ki tekrarı olmasın…
Allah milletimizi korusun; devletimizi daim kılsın.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
Her şehit haberi geldiğinde ciğerimiz dağlanıyor. Biz ne anlatsak, ne yazsak şehit ailelerimizin yaşadığı üzüntüyü tarif edemeyiz. Nefes filminde anlatıldığı gibi 45 saniyeden kalmıyor üzüntümüz elbette; 3-4 gün sonra yas evremiz bitiyor. Şehit ailelerimizin “45 saniye”leri ise ömür boyu bitmiyor.
Bir süre önce başlatılan Terörsüz Türkiye çalışmalarında “acıların yerini mutluluk alsın” niyetiyle hareket ediliyor. Çalışmalar neticesinde bölücü terör örgütünün ve ona bağlı sol maskeli örgütlerin büyük bir darbe aldığını görmek lazım. Bununla birlikte Irak’ın kuzeyinde şahit olduğumuz gibi mayınlı bölgelerin temizleneceğini, diğer tür patlayıcılara karşı da önlem alınacağını düşünüyorum.
Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin 1000 yıllık kardeşliğinin perçinleneceği günleri getireceği gibi, içteki sorunların çözümünde Amerika Birleşik Devletleri gibi emperyalist merkezlerin müdahalelerini de en aza indirecektir.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’ne kulak verelim:
Görelim Mevlam neyler
Neylerse güzel eyler…
HAVALİMANINA İNDİM, KÖPRÜDEN GEÇTİM
Dün bir partiden telefonlarımıza mesaj geldi. Partinin il başkan yardımcısı yurtdışından gelmiş, havalimanına inmiş; köprülerden geçmiş; bunu da sosyal medyadan paylaşmış. Bunu da haber yapacakmışız.
Lütfen biraz durup düşünün…
Sabah başlayan ve akşama kadar süren atışmaların yazılmasına karşı olsak da bir nebze olsun “siyasi mücadele” kimliği barındırdığı için tüm tarafların açıklamalarına yer vermeye çalışıyoruz.
Sosyal medya, evet başlı başına bir haber kaynağı oldu. Açıklamalar ve bilgiler sosyal medya üzerinden kamuoyuna duyuruluyor. Bunda şaşılacak bir durum yok. Ancak kişisel paylaşımların haber hâline getirilmesini “rica” etmek, daha da ilginci “beklemek”, “gaye siyasi mücadele mi-kariyer hevesi mi” sorusuna neden oluyor.
Peki “Yurtdışından geldim, havalimanına indim, köprüden geçtim” misali türkü tadında paylaşım ne zaman haber değeri taşır, biliyor musunuz?
Bu paylaşımı bilgilerle donatarak…
İstanbul Havalimanı şu kadara mâl oldu, şu kadar ziyaretçi ağırladı…
Osmangazi Köprüsü’nden şu kadar araç geçti gibi…
Hiç olmazsa istatistiklerden yararlanmak icap eder…
BİR DÜZELTME
“AK Parti'ye Kapatma Davasının Bilinmeyen Bir Yönü” başlıklı yazıda maddi bir hata yapmışım. Değerli büyüğüm Hüseyin Tutumlu, her zamanki nazik tavrıyla arayıp söylediğinde hatırladım, yüzüm kızardı:
2007’de genel seçimlerin ardından Abdullah Gül, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin üçüncü turunda Cumhurbaşkanı seçilmişti. Ben yazıda Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nden önce Anayasa değişikliğine gidildiğini yazmıştım.
Hüseyin Tutumlu, “Muratçığım, Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 397 milletvekili bulunması şartı seçimden hemen sonra da vardı. Milliyetçi Hareket Partisi o dönem kendi Cumhurbaşkanı adayını çıkararak 367 üyeden fazlasının Meclis’te bulunmasının yolunu açtı. Bunu düzeltmek istedim” dedi.
Aldım, kabul ettim.