Murat Arısoy

Hayat devam ediyor… – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

13 Eylül 2012 Perşembe 03:00:00
  Afyonkarahisar’da meydana gelen patlama, ülke gündeminde hâlâ konuşulan konular arasında. Patlamanın yankıları, patlamayla ilgili değişik söylemler yaygın basın kuruluşlarının ekranlarında ve sayfalarında yer bulurken, bu bilgi akışının kamuoyuna ulaşmasında muhabirlerin büyük rolü var.
Bununla birlikte, Afyonkarahisar’da ikamet eden ya da etmeyen, fakat patlamadan bu yana adeta gecesini gündüzüne katan her muhabirin ya da yetkisi muhabirden “fazla olan” kişilerin kendilerine özgü hikâyeleri de bulunuyordu mutlaka.
Bu süreçte Afyonkarahisar, Kışlacık, Ataköy üçgeninde görev yapan habercilerin birinci gündemleri elbette patlamaydı. Ben bugün habercilerin “ikinci” gündemini yazmak istedim.
***
Bir gazetecinin çocuklarının okula kaydedilmesi gerekiyordu. Zira görev değişikliği nedeniyle ailesiyle birlikte başka bir kente taşınmış, yeni bulunduğu kentte de kayıt için Eylül’ü beklemişlerdi. Tam çocuklarıyla ilgili okul sorunlarını çözecekti gazeteci, Afyonkarahisar’da patlama meydana geldi. Bir “görevlendirme” ile apar-topar Afyonkarahisar’a geldi. Okul sorununu çözemediği gibi uykusuz da kaldı. Görevlendirmesi bitti, ama okul sorunu baki.
***
Başka bir gazeteci. Afyonkarahisar’a “geçici”, ama uzun bir görevlendirmeyle geldi. Patlama oldu, görevini yerine getirdi. Haber, fotoğraf derken kendisinden beklenen her talebi karşıladı. Tam bu sırada, asıl ikametgahındaki evinin ev sahibi tarafından satılacağını öğrendi. Hadi bakalım… Gitse olmaz, kalsa olmaz. Zaten en kötüsü de bu arada kalmışlık değil mi? Hangi fotoğrafı nasıl çektiğini, hangi haberde ne yazdığını bile unuttu. İkametgahına gidip ev aramak zorundaydı…
***
Borcu vardı bir gazetecinin. Tam o yoğun günlerde borcun bir taksitini ödemesi gerekiyordu. Ama malum. Haber telaşı, günlük koşuşturmanın her zaman önündeydi. Hatta o telaş, bizatihi koşuşturma hâlini alıyordu çoğu kez. Yine öyle oldu. Ödeme, bir hafta gecikti. Borcu veren anlayış göstermese canı sıkılacaktı gazetecinin. Yoğunluk geçti, borcunu ödedi.
***
Kadro geniş… Bir gazetecinin ise akademik telaşı vardı. Normal takvime göre 5 Eylül’de aklındaki bilgileri gözden geçirmeye başlayacak, 5-6 gün sonraki yüksek lisans sınavına hazırlanacaktı. 5 Eylül’de mühimmat deposundaki patlama, tüm planları bozdu. Gazeteci, mesaisini yine haberlere ayırdı, yüksek lisans sınavına da girdi bu arada.
***
Bir gazetecinin akrabası vefat etti. Gazete mi yetişecek, taziye mi kabul edilecek. Karıştı birbirine. Zaten her şey üst üste gelirdi.
Bir gazeteci, yıllık iznine çıkalı 3 gün olmuştu. “Pat” diye geri çağırdılar. Ne izin kaldı, ne köy, ne kasaba…
***
Dışarıdan gelen bir gazeteci isyan etmeye başlamıştı:
“Pantolonum bej rengiydi, griye dönüştü. Afyon sayesinde pantolonum renk değiştirdi.”
***
Afyonkarahisar dışından gelen bir diğer gazeteci ise biraz sitem, biraz isyan ediyordu, ulusal ajansların kentteki temsilcilerine:
“Ne olur yeni bir haber yapmayın. Siz haber geçtikçe bizden de istiyorlar. Müsaade edin de gidelim ne olur…”

Yazarın Diğer Yazıları