Murat Arısoy

Hazır metinlerle iktidar olunmaz – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

20 Aralık 2012 Perşembe 02:00:00
  Bir siyasi partinin Kadın Kolları Başkanlığı’nın, hem de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yaptığı açıklamayla ilgili düşüncemi “Toplumsal duyarlılık, matbu metinle artmaz” başlığıyla bu köşede aktarmıştım.
ÖZ CÜMLELERLE MERAMI ANLATMAK
Ancak ne yazık ki siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin çeşitli açıklamalarında yine “matbu”, “Genel Merkez tarafından kamuoyuna sunulmuş” metinlerle karşılaşıyoruz. Kendini hangi siyasi görüşte ifade ederse etsin, bir parti ya da demokratik kitle örgütünün “talep ettiği” siyasi sistem ile “uyguladığı” siyasi sistemin aynı olmaması sonucunu doğuruyor bu.
Genel Merkez’in kamuoyuna açıkladığı herhangi bir metnin aynısının yerel basın toplantılarında, açıklamalarda kullanılmasını, en iyimser düşünce ile “Genel Merkez’in fikrinin yerelde de yaygınlaşmasını sağlamak” olarak algılıyorum. Bu saik bir yönüyle doğru olsa bile, buradaki her yerel yöneticinin Genel Merkez çerçevesinden çıkmadan, fakat kendi cümleleriyle aynı konuları anlatabileceğine inanıyorum.
YENİ FİKİRLER AKLA GELMİYOR
Afyonkarahisar’daki siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri temsilcileri, mikrofon karşısında gayet iyi konuşuyorlar. “İyi hatiplik”in yazılı metine de yansımasını istemek, “afaki” olmasa gerek. Genel Merkez’in görüşlerinin yerel siyasette tekrarlanması, yeni düşüncelerin akla ve gündeme gelmesini engelliyor. “Yüz çiçek açsın, bin fikir yarışsın” ilkesini savunan kesimde de aynı sorunla karşılaşıyoruz, istişareyi esas aldığını belirten kesimde de.
HEM İŞ HAYATI, HEM SİYASET
Eleştirilerimizi aktardığımız yöneticiler ise “Tek işimiz bu değil ki, gündemdeki konuları da bir şekilde değerlendirmek istiyoruz” diyorlar. Doğru. Türk Siyaseti, hâlâ, devrimci örgütlerin “profesyonel” dediği, yani hayatını parti ya da demokratik kitle örgütündeki faaliyetinden temin edenlerin çoğunlukta olduğu bir mecra değil. Çünkü bir kişi “Ben artık partide çalışacağım” dese, onun parasını verecek, sigortasını yatıracak bir kaynak ve anlayış hâkim değil. Siyasi partiler, kendi düşüncelerine yatkın, mümkünse kariyer sahibi, karakteri düzgün kişileri kendi bünyelerine katıyor. Zamanla yol alan yeni üyeler, kendilerini parti kitlesine anlattıkça parti içinde yükseliyor. Parti içi dizge, böyle ilerliyor. Parti yöneticilerinin tek işleri partileri olmuyor. Bir yandan iş hayatını devam ettirirken, bir yandan da “Gündem boş kalmasın” yaklaşımıyla yapılan açıklamalar, günü kurtarır sadece.
İSİMSİZ BASIN AÇIKLAMALARI
Demokratik kitle örgütlerinin, hele öğrenci dernek ve platformlarının durumu daha da acı. “Gelip geçici” kadrolarla basında yer almaya çalışıyorlar. Ama öyle platformlar var ki; bir taraftan basında yer almaya çalışırken diğer taraftan da “açıklama yapan kişinin ismini söylememek” konusunda ısrar ediyorlar. Basın mensubunun haberi doğru yazabilmesi için “isim” lazım. Bunu öğrenebilmiş değiller.
HANGİ BÜLTEN, “GENİŞ” YER ALIR?
İktidar partisinin basın bültenleri ile muhalefet partilerinin basın bültenleri arasında ciddi farklar görüyoruz. Örneğin Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün’ün basın bültenleri, hem kullanılan habercilik dili, hem de gönderilen fotoğrafların kalitesi ile diğer milletvekillerinden bir adım önde oluyor. Diğer milletvekillerinin bültenlerinde ya fotoğrafları karanlık, küçük boyutlu, ya da yanlış odaklanmış oluyor. Metinler ise çok ciddi bir kontrol edilmesi gereken biçimde gönderiliyor.
İĞNE VE ÇUVALDIZ MESELESİ
Nereden nereye getirdik konuyu. Sayfalarda kendisine yer bulmayı talep edenlerin, bu talebin gereğini yerine getirmeleri gerekiyor. Memleketteki herkes kendini editör, haber müdürü ya da yazı işleri müdürü yerine koymak istiyor. Basın kuruluşlarına yön vermek isteyen siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine, “Gündemi sarstınız da gazeteciler mi yazmadı” diyesi geliyor insanın.

Yazarın Diğer Yazıları