Murat Arısoy

'İleri gidiyorsun AB' raporu – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

18 Ekim 2011 Salı 03:00:00
  Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye’nin AB ile ilişkiler konusunda geldiği durumu anlatan bir İlerleme Raporu yayınladı. Bu aslında, her yıl yapılagelen ve yine her yıl “Bu sefer ne denecek” heyecanıyla beklenen gelenek oldu.
Her yıl Türkiye’ye birçok emir yağdıran, üst perdeden yazılan raporlar çerçevesinde tartışır dururuz.
Bu yılki rapor da diğerleri gibi. AB’ye göre Türkiye, aşması gereken çok dağ olan bir aday ülke. Adaylık süresinin ne kadar devam edeceği ise bilinmiyor. Gerçi bazı Avrupalı başbakanlar ya da devlet başkanları “İmtiyazlı Ortaklık” kavramıyla ya da “Türkiye’nin yeri AB değil” tezi ile mesajları net veri-yorlar, fakat bu yorumları nedense gözardı ediyoruz.
Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile ilgili 2011 İlerleme Raporu’nu incelemeye başlayalım isterseniz. Rapor, eklerle birlikte 120 sayfayı buluyor. 2010’un Ekim ayından 2011 Eylül ayına kadar gecen süreyi kapsayan raporda en dikkatimi çeken konu, ekonomi oldu.
Bakın raporda ne deniyor:
“Türkiye gümrük birliğini tam olarak uygulamamakta ve gümrük birliği kapsamındaki taahhütlerini ihlal eden mevzuatı muhafaza etmektedir. Bunun sonucu olarak, birçok ticari konu çözümsüz kalmaya devam etmektedir. Türkiye’nin, ithalat lisansları, AB’de serbest dolaşımda olan üçüncü ülke mallarının ithalatı üzerindeki kısıtlamalar, devlet yatırımları, fikri mülkiyet haklarının etkili biçimde uygulanması, yeni ilaçların tescili için gereken koşullar ve vergi konusunda ayrımcı muamele gibi ticarete yönelik teknik engellerin kaldırılması ile ilgili olarak verdiği bir dizi taahhüt hâlâ yerine getiril-memiştir. Türkiye’nin, uzun süreden beri devam eden canlı büyükbaş hayvan, sığır eti ve diğer hayvan ürünleri üzerindeki ithalat yasağı konusunda ilerleme kaydedilmiştir. AB, Türkiye’den, Kıbrıs’a yönelik taşımacılık alanındaki kısıtlamalar da dâhil, malların serbest dolaşımı ile ilgili süregelen tüm kısıtlamaları kaldırmasını ve gümrük birliğini tam olarak uygulamasını talep etmiştir.”
Türkiye’nin Gümrük Birliği Antlaşması’ndan nasıl yararlanacağına dair herhangi bir ibare bulunmuyor. Anlaşılan o ki, Gümrük Birliği Antlaşması sadece Avrupa Birliği lehine düzenlenmiş, aksini iddia etmek ya da aksi bir uygulamayı yürütmek “ilerlememe” nedeni sayılıyor.
Devam edelim:
“Başta giriş noktalarında gümrüksüz satış mağazalarına izin veren mevzuat olmak üzere, Türk vergi muafiyeti mevzuatı, gümrük birliğinden kaynaklanan yükümlülüklere aykırıdır. Özellikle işlenmiş tarım ürünlerine ayrılan kotalar olmak üzere, gözetim ve tarife kotalarına ilişkin kurallara tam uyum sağlanmamıştır. Üçüncü ülke menşeli ürünlerin uygunluk değerlendirmesine tabi tutulması çerçevesinde, AB’de serbest dolaşımda bulunan malların Türkiye’ye girişinde gümrüklenmeden önce, yükümlülerden sistematik olarak menşe beyanı sunmaları talep edilmektedir. Bu zorunluluk gümrük birliğine aykırıdır.”
Ekonomik alanda Avrupa Birliği lehine daha çok karar alınması, yerli üreticilerden yana konulan tavrın “esnetilmesi” isteniyor. Bu esnekliğin içinde yerli üreticinin sadece bir yabancı şirket temsilcisi hâline getirilip getirilmeyeceği ise tartışılmıyor.
Ekonominin yanı sıra kültürel ve siyasi haklar da Avrupa Birliği’nin gündeminde. Rapora göre, Türkiye’nin Irak’ın kuzeyinde kurulan Kukla Devlet ile ilişkilerini geliştirmesi olumlu. Tabii raporda, “Kukla Devlet” tanımlaması yapılmıyor, olur mu öyle şey? “Türkiye, Bölgesel Kürt Yönetimi dahil Irak gibi komşu ülkelerle ilişkileri normalleştirmeye yönelik çaba sarfetmiştir. Ermenistan’la ilişkilerin normalleştirilmesinde ilerleme kaydedilmemiştir” deniyor.
“Türkiye İran, Libya ve Suriye’ye yönelik kısıtlayıcı AB önlemlerine katılmamıştır” cümlesini de aktarmadan edemeyeceğim. Zira AB’ye üye olalım derken komşularımızla aramızın bozulması an meselesi.
Bu tür raporlarda artık “kanıksanmış” kavramlara yer verildiği için İlerleme Raporu’nun tüm sayfalarını ayrıntılı olarak yazıya taşımıyorum. Ama mesela kültürel haklar bölümü var ki mutlaka paylaşmalıyım:
“Din adamı eğitimine ilişkin kısıtlamalar sürmektedir. Türk mevzuatında cemaatler için din konusunda özel yüksek öğrenime yer verilmemekte ve kamu eğitim sisteminde de bu imkân bulunmamaktadır. Heybeliada Ruhban Okulu hâlâ kapalı kalmaya devam etmektedir. Ermeni Patriğinin, Ermeni dili ve din adamları için bir üniversite bölümü açılması önerisi dört yıldır beklemektedir. Süryaniler, eğitimlerini resmi okulların dışında ancak gayriresmi olarak sağlayabilmektedir. Patrik, dini unvanını (Ekümenik) her durumda kullanma konusunda serbest değildir. Kıbrıs/Türkiye davasında, kayıp kişiler konusu ve Kıbrıs’ın kuzeyinde yerlerinden olmuş veya devamlı olarak yaşayan Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarına ilişkin kısıtlamalar konusu hâlâ çözülmemiştir. Xenides-Arestis/Türkiye, Demades/Türkiye, Varnava ve diğerleri/Türkiye davaları dahil olmak üzere, diğer birkaç davada, başvuranlara adil tazmin ödemesi yapılmasını da içeren AİHM kararı, hala tam olarak uygulanmamıştır.”
İlerleme Raporu’nda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konumundan çeşitli yargılamalara kadar pek çok konu ele alınmış. Ancak bir müfettişin teftişi gibi ve her satırında “Ben yukarıdayım, siz aşağıdasınız” mesajı veren, bir rapor bu İlerleme Raporu.
Düşünsenize, 365 gün boyunca birisi sizin her adımınızı takip ediyor, sonra da “Arkadaş, senin ayakkabında şu eksiklik var, elbisende şu eksiklik var, gözünün üzerinde kaş var” üslubuyla size sesleniyor. Ve daha da önemlisi, sizin bu iddialara tek tek yanıt verme imkânınız yok.
“Size ne kardeşim” diyecek bir iradeye ihtiyaç var. “Benim başka birlik alternatiflerim var, adaylıktan çekiliyorum” denmesi için ne kadar daha rapor bekleyeceğiz acaba?
Hemen itirazlar gelecektir:
“Aman özgürlükler ne olacak?”
Özgürlüğü devlet, vatandaş için değil de Avrupa Birliği için veriyorsa, zaten o özgürlük müdür?
Yıllardır muasır medeniyet seviyesinde örnek gösterilen Batı dünyası, çok mu özgür ki bize müfettişlik yapıyorlar?
Yenilik yapılacaksa, kendimiz için yapılmalı, bu yenilik şartları da kendi topraklarımızdaki geleneklerle yoğrulmalı.
Ve “Çok ileri gidiyorsun AB” raporu hazırlanmalı.

Yazarın Diğer Yazıları