Afyonkarahisar, 11 Şubat 2025’te bir İstanbul Beyefendisi’ni kaybetti… Aslında bu tanımlama bana ait değil. Oğlum Olcayto, ne zaman Yıldırım Enişte’yi (Özkara) ziyaret etsek, eve geldiğimizde bu tanımlamayı yapardı.
Küçük yaşta babasını kaybetmiş, ailesi ile dayanışma içinde yaşamış, ayakları üzerinde durmuş ve saygın bir yer edinmiş esnaftı Yıldırım Özkara.
Yarım asrı aşkın sürdürdüğü esnaflıkta, yeşil sabundan pirince pek çok ürünü satmış; tartısında zerre oynama olmamıştı. Ama esnaflığa, rahmetli babası gibi manifatura ile başlamıştı.
Yıldırım Özkara’nın babası ise Karahafızlar’dan İzzet Özkara… Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’nin Afyonkarahisar’da güvendiği isimler arasında yer alan İzzet Özkara, Belediye Meclisi Üyeliği bile yapmış. İnternette “İzzet Özkara” diye aradığımızda Afyonkarahisar fotoğrafları çıkıyor. Bu fotoğraflar ise büyük ihtimalle merhum İzzet Özkara’nın değil, komşusu fotoğrafçı esnafının çektiği fotoğraflar…
Yıldırım Amca, Yıldırım Ağabey, Yıldırım Enişte…
Herkesin hitabı farklı idi, ancak hatıralar ortaktı.
Mesela benim zihnimde Yıldırım Enişte, her zaman sakal tıraşı olmuş, ince bir bıyık bırakmış, bayram gibi özel günlerde takım elbisesini giymiş, kravatını takmış bir aile büyüğü olarak yer alıyor.
Ben Yıldırım Enişte’yi sadece hayatının son 15 gününde, yoğun bakımda kaldığı sürede iki günlük sakalı ile gördüm. Tedavi altında iken bile yatmaktan hoşlanmadığını belirtmiş, hastane kıyafeti ile ziyaretçilerini ağırlamaktan mutsuz olduğunu söylemişti.
Sevenleri hep O’nun titizliğini, temizliğini anlatır. Hatta “O’nun dükkanına girdiğimizde hastane kadar temizlik hissederdik” diyenler de oldu. Beyaz önlüğünü giyip kolluklarını takarak yaptığı esnaflık, bugün hâlâ O’nu tanıyanların dilinde.
Benim ise O’nda özendiğim özellik ise şuydu: Kendisini ziyarete gelen büyükse büyük, küçükse küçük olurdu. Her yaştan kişinin seviyesine göre sohbet açar, o sohbeti sorularla geliştirir; kendisi de yorum yapardı. O’na misafirliğe gidip de sıkılana şahit olmadım. “Hanımefendi”, “Beyefendi” kelimelerini, sohbet ettiği kişilere karşı kullandığı gibi, takdir ettiği kişiler hakkında da bu kelimeleri kullanmaktan hoşlanırdı.
Son 15 güne kadar namazını aksatmadı, kitap okudu; haberleri izledi; yorum yaptı.
Baki kalan kalan bu kubbede bir hoş sadâ bıraktı; Allah rahmet eylesin.

