Murat Arısoy

Jön Türk Ve İttihat Meselesi

Murat Arısoy

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in “Biz Jön Türklerin devamıyız” demecinin ardından sosyal medyada şu sıralar sıkça dolaşan bir “tarih notu” ve görsel var: İngiliz Büyükelçisi’nin arabasını çeken bir avuç genç…

Bu gençlerin Jön Türk olduğu, İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinin ardından İngilizlere duyulan hayranlığın bu şekilde yansıdığı belirtiliyor. 

İngilizlerin arabasını çeken Jön Türklere ilişkin ilk yazıyı bildiğim kadarıyla “derin tarih” araştırmacısı Mustafa Armağan yazdı. Yazı, birtakım hatıralardan yola çıkarak kaleme alınmış. Zaten yazıdaki bir alıntıda da şöyle deniliyor:

“Jön Türklerden Ahmet İhsan (Tokgöz) de bizzat görgü tanığı ve büyükelçiyi karşılayanlardan biri sıfatıyla aşağıdaki tespiti ve özeleştiriyi yapmıştır:

‘1908 Temmuzunun 23. günü (yani Meşrutiyetin ilanı sırasında) İstanbul’da bulunmayan İngiliz Sefiri Lowther şehrimize döndüğü zaman Sirkeci istasyonunu baştanbaşa doldurmuştuk. Büyükelçiyi candan ve gönülden alkışlıyorduk. Nihayet coşkun gençler büyükelçinin arabasını çeken atları söktüler, arabayı kendi kollarıyla çekmişlerdi. Bu fıkrayı yazmaktan maksadım, Meşrutiyetin ilanına kadar Türk aydınlarının siyasi meylini ve düşüncesini göstermek içindir.”

Bu paylaşım, aslında CHP Lideri Özgür Özel’i eleştirmek için kullanılsa da bütün Jön Türk hareketini töhmet altında bırakıyor. Böyle bir olay yaşandıysa, bir grup bilgisiz gencin olumsuz davranışı olarak yorumlanmalı. 

Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat Fermanı ile başlayan (belki Islahat Fermanı ile de başlatabiliriz) ve kendini aydın olarak tanımlayan kişilerde hızla yayıldığı belirtilen “Biz yapamayız, medeniyet Avrupa’dır” yaklaşımı, farklı kesimleri de etkilemiş. Ben İngiliz’in arabasını çekenleri böyle yorumluyorum. 

Bununla birlikte Jön Türklerin, ardından da İttihat ve Terakkicilerin hepsinin “Hain, Avrupa uşağı” gibi adlandırılmasının yanlışlığına dikkat çekmek isterim. Hatalar olmuştur, savrulmalar olmuştur; yükselen gücü okuyamama, kendi gücünün farkına varamama gibi insana özgü sorunlar yaşanmıştır. Ama liderlerinin hepsi Osmanlı karşıtı çeteciler tarafından şehit edilen İttihatçılara, Osmanlı’nın yeniden yükselmesi için kendi görüş açılarına göre uğraşan Jön Türklere söz söylemek için 40 düşünüp 1 yazmak gerek…

Jön Türk Ve İttihat Meselesi

HANGİ DÖNEME GÖRE DEĞERLENDİRECEĞİZ?

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nde de İngiltere’nin, Almanya’nın, Amerika Birleşik Devletleri’nin himayesini isteyenler bulundu.

Mesela kuruluşunun yıldönümü kutlanan Anadolu Ajansı’nın ismini bulanlardan biri, Halide Edip Adıvar… Milli Mücadele’yi satır satır işleyen değerli yazarımız, Milli Mücadele’nin başında Amerika Birleşik Devletleri’nin mandasını (egemenliğin ABD’ye verilmesini) istemiştir. Biz Halide Edip Hanım’ı hangi döneme göre değerlendireceğiz?
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesiydi. Abdülhamit Han’a da karşıydı. Sadece bu nedenle Mehmet Akif’i sevmemek olur mu? Ki Mehmet Akif, Cumhuriyet döneminde de hak ettiği ilgiyi de göremedi…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise İttihat ve Terakki’yi sert bir şekilde eleştirmiş, arasına mesafe koymuştu. Mustafa Kemal Paşa, İttihatçıların lideri Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil ile yol arkadaşlığı yapmıştı. Mustafa Kemal Paşa’yı sevmek, Enver Paşa’yı sevmeye engel midir?

100 yıl öncesini tartışmayalım. Şu anda oy verdiğimiz, oy vermediğimiz siyasi partilerin farklı dönemlerde farklı söylemler geliştirdiğine şahit olmadık mı? Geçmişteki hataların üzerinde duracağımıza şu anda kim, yönünü nereye dönmüş; buna bakalım.

Jön Türk Ve İttihat Meselesi

ABD DERİN DEVLETİNİN KAFASI KARIŞIK

Amerika Birleşik Devletleri’nin “gölge istihbarat” teşkilatı olarak bilinen Rand Corporation, 2020 yılında “Türkiye'nin Milliyetçi Rotası” isimli bir rapor yayınlamıştı. Raporda, Türkiye’nin çıkarlarının Amerika Birleşik Devletleri ile çatışmaya başladığı vurgulanmış; özet olarak şu yer verilmişti:
“Amerika Birleşik Devletleri'nin, Türkiye ile ilişkilerini son yıllarda yaşanan türden yıkıcı gelişmelere karşı tamponlamak için uzun vadeli bir stratejiye ihtiyacı var. Ayrıca, önümüzdeki on yıl boyunca kalıcı ortak çıkarlar üzerinde iş birliğini sürdürebilecek ve demokratik bir muhalefet ortaya çıkarsa Türkiye'nin daha iş birlikçi bir müttefik ve güvenilir bir bölgesel ve küresel ortak olarak rolünü yeniden tesis edecek güvenilir bir stratejik ortaklığın yeniden tesis edilmesine yardımcı olabilecek girişimlere de ihtiyacı var.”

“Demokratik muhalefet” tanımı dikkat çekici. 

Ama bir taraftan da yine Rand Corporation’ın internet sitesinde yayınlanan, 18 Mart 2025 tarihli, Rebecca Lucas imzalı yazıdaki şu vurguya da bakmak lazım:

“Türkiye kendisini, bağımlı bir NATO üyesi değil, bağımsız bir güç olarak görüyor ve liderleri, kendi ulusal çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eden anlaşmalar yapmaya devam edecekler. NATO, bu gerçeğe direnmek yerine, bundan yararlanmanın yollarını bulmalı.”

Amerika Birleşik Devletleri’ne güven olmaz, bu tür yazıların ardından yeni baskılar gelebilir. Ancak bir taraftan da karşı tarafın “bükemediği bileği öpme” girişimini de görelim. 

Jön Türk Ve İttihat Meselesi

Yazarın Diğer Yazıları