2 Ekim 2012 Salı 03:00:00
Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu’nun, Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası’ndaki patlamanın ardından kendisini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e, Bayat Kilimi hediye etmesi,uzun süre tartışıldı. “Bu neyin hediyesi” başlığıyla birçok gazete ve internet sitesi, fotoğrafları kullandı. Yorumlar ve açıklamalar birbirini izledi.
Vali Balkanlıoğlu’nun fotoğrafın internet sitelerinde kullanılmasının ardından Akşam gazetesinde yayınlanan açıklamasında, şehre gelen önemli ve potansiyeli olan kişilere, Afyonkarahisar’ın ürünlerinin verildiği, bu suretle kentin tanıtımının yapıldığı, belirtiliyor.
Aslında Akşam gazetesinde yayınlanan o açıklamadan, hepimizin ders alması gerekiyor. Gazeteciler, reklamcılar, özellikle sanayiciler, işadamları, işadamlarının temsil edildiği demokratik kitle örgütleri o günkü demeci kesip saklamalı, hatta hiç unutmamak için çerçeveletip asmalı.
Çünkü anlaşılıyor ki hepimiz Afyonkarahisar’ın tanıtımı noktasında bazı şeyleri eksik ya da yanlış yapmışız. Örneğin ben Afyonkarahisarlıyım, ama bu kentin maddi ve turistik değerlerini 2009’dan sonra öğrendim. Şehir dışında yaşayan Afyonkarahisarlıların da bu maddi ve turistik değerleri bilip tanıması, tanıtması biraz da şehir içindeki hareketlilikle ilgili.
Vali Balkanlıoğlu’nun hareketi, bir ara moda olan tabirle “durumdan vazife çıkarmak” olarak yorumlanabilir. Kentin idarecisi olarak iktisadi bir tanıtım ve ulaşım boşluğunu görmüş, vilayetin tanıtımında da etkin bir rol almak istemiş.
Gayet doğal.
Peki biz neredeyiz?
İşadamı örgütleri nerede?
Bu vilayette üretimi sağlayan, sağladığı belirtilen kişi ve kurumlar nerede?
Hepimizin bu konuda sorumlulukları olmalı.
Tabii Bayat Kilimi hediye edilmesinden önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel tarafından Vali Balkanlıoğlu’na takdim edilen plaketi/ şilti anlı-şanlı “büyük” yazarlarımızın sorguladıklarını göremedim. Maksat hata aramaksa, bir hatanın en az iki boyutunun olduğunu bilmek ve ona göre hareket etmek gerek.
***
Öte yandan, Bayat Kilimi dolayısıyla çıkan “kriz”, Afyonkarahisar’daki girişimcilik ruhunu da sorgulamama vesile oldu. Diyelim ki Kayseri Valisi ya da Bursa Valisi, ya da Trabzon Valisi böyle bir durumda bu kilimi hediye etseydi, ne olurdu? Tahminim şu: Mutlaka en az girişimci, “Vali’nin Kilimleri”, ya da “Meşhur Kilim” gibi isimlerle şehir merkezinde dükkan açardı. Hatta bununla da kalmaz, aynı girişimciler, özgün bir isim bularak isim hakkına da sahip olurlardı.
“Krizi fırsata dönüştürmek” kavramı, son yıllarda etkili bir hâl aldı. Kilim konusunda bir girişimcinin Afyonkarahisar’ın merkezi mahallelerinden birinde veya birkaçında kilim dükkanı açması, tam da “krizin fırsata dönüştürülmesi” kavramını desteklerdi. “Birkaç kişi daha ekmek yer” fikri de desteklenmiş olurdu. Satışlar artmıştır mutlaka ancak sadece Bayat ilçesi ve çevresinde…
Yarı şaka, yarı ciddi olarak “Bir dahaki krize artık” diyeyim.
Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu’nun, Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası’ndaki patlamanın ardından kendisini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e, Bayat Kilimi hediye etmesi,uzun süre tartışıldı. “Bu neyin hediyesi” başlığıyla birçok gazete ve internet sitesi, fotoğrafları kullandı. Yorumlar ve açıklamalar birbirini izledi.
Vali Balkanlıoğlu’nun fotoğrafın internet sitelerinde kullanılmasının ardından Akşam gazetesinde yayınlanan açıklamasında, şehre gelen önemli ve potansiyeli olan kişilere, Afyonkarahisar’ın ürünlerinin verildiği, bu suretle kentin tanıtımının yapıldığı, belirtiliyor.
Aslında Akşam gazetesinde yayınlanan o açıklamadan, hepimizin ders alması gerekiyor. Gazeteciler, reklamcılar, özellikle sanayiciler, işadamları, işadamlarının temsil edildiği demokratik kitle örgütleri o günkü demeci kesip saklamalı, hatta hiç unutmamak için çerçeveletip asmalı.
Çünkü anlaşılıyor ki hepimiz Afyonkarahisar’ın tanıtımı noktasında bazı şeyleri eksik ya da yanlış yapmışız. Örneğin ben Afyonkarahisarlıyım, ama bu kentin maddi ve turistik değerlerini 2009’dan sonra öğrendim. Şehir dışında yaşayan Afyonkarahisarlıların da bu maddi ve turistik değerleri bilip tanıması, tanıtması biraz da şehir içindeki hareketlilikle ilgili.
Vali Balkanlıoğlu’nun hareketi, bir ara moda olan tabirle “durumdan vazife çıkarmak” olarak yorumlanabilir. Kentin idarecisi olarak iktisadi bir tanıtım ve ulaşım boşluğunu görmüş, vilayetin tanıtımında da etkin bir rol almak istemiş.
Gayet doğal.
Peki biz neredeyiz?
İşadamı örgütleri nerede?
Bu vilayette üretimi sağlayan, sağladığı belirtilen kişi ve kurumlar nerede?
Hepimizin bu konuda sorumlulukları olmalı.
Tabii Bayat Kilimi hediye edilmesinden önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel tarafından Vali Balkanlıoğlu’na takdim edilen plaketi/ şilti anlı-şanlı “büyük” yazarlarımızın sorguladıklarını göremedim. Maksat hata aramaksa, bir hatanın en az iki boyutunun olduğunu bilmek ve ona göre hareket etmek gerek.
***
Öte yandan, Bayat Kilimi dolayısıyla çıkan “kriz”, Afyonkarahisar’daki girişimcilik ruhunu da sorgulamama vesile oldu. Diyelim ki Kayseri Valisi ya da Bursa Valisi, ya da Trabzon Valisi böyle bir durumda bu kilimi hediye etseydi, ne olurdu? Tahminim şu: Mutlaka en az girişimci, “Vali’nin Kilimleri”, ya da “Meşhur Kilim” gibi isimlerle şehir merkezinde dükkan açardı. Hatta bununla da kalmaz, aynı girişimciler, özgün bir isim bularak isim hakkına da sahip olurlardı.
“Krizi fırsata dönüştürmek” kavramı, son yıllarda etkili bir hâl aldı. Kilim konusunda bir girişimcinin Afyonkarahisar’ın merkezi mahallelerinden birinde veya birkaçında kilim dükkanı açması, tam da “krizin fırsata dönüştürülmesi” kavramını desteklerdi. “Birkaç kişi daha ekmek yer” fikri de desteklenmiş olurdu. Satışlar artmıştır mutlaka ancak sadece Bayat ilçesi ve çevresinde…
Yarı şaka, yarı ciddi olarak “Bir dahaki krize artık” diyeyim.