Irak’ın kuzeyindeki Kukla Devlet’in gayriresmi yayın organı Peyamner adlı internet sitesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kandil’e yaptığı hava harekatı sert bir dille eleştiriliyor. Meselâ kendi verdikleri ad ile yazıyorum, Peşmerge Bakanlığı Sözcüsü Cabbar Yawer, “Her şeyden önce … topraklarının bombalamasının kendisi hukuksuzluktur. Bu saldırıları vatandaşlarımızın haklarının ayaklar altına alınması olarak görüyoruz. Biz bu sorunun hiçbir zaman uçak ve top saldırılarıyla çözülebileceğine inanmıyoruz. …(bölgesel) hükümetine göre bu sorun siyasi bir sorundur ve bu sorun eninde sonunda diyalogla çözülecektir” demiş.
Paragrafın iki yerinde 3 nokta kullandım. Zira orada, kendi hayallerindeki sözde devletçikten bahsediyor.
Yine Kukla Devlet’in başındaki kişi Mesut Barzani, Türk devletinin operas-yonlar konusundaki tutumunu şiddetle kınamış ve operasyonların son bulmasını istemiş.
Aynı internet sitesinden duyurulduğuna göre Erbil kentinde Türkiye’ye karşı protesto gösterisi yapılması için hazırlıklara başlanmış.
Kukla Devlet’in hükümeti de Türk devletine tepki göstermiş ve “Artık şiddetin zamanı geçti” açıklaması yapmış. Sitede, İran’ın operasyonu da eleştirilmiş.
Oysa Türkiye’de yayın yapan bazı basın organlarına bakarsanız, Barzani sözde “Kandil’e biz girelim” demişmiş… Yok öyle bir şey. O açıklamada Barzani, “Türkiye karışmasın” derken arkasından “Gerekirse biz girelim” diyor. Yani hem resmi muhatap olmak istiyor, hem de Türkiye’nin hava harekatının durmasını istiyor. Tabii dikkat çekici olan ise, aynı internet sitesinin, aynı Barzani’nin Amerikan işgali sırasında “Amerika’ya bağlıyız” yeminleri etmesiydi.
Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ı işgalinden sonra Irak’ın devlet başkanı yaptığı Talabani’nin haberlerini veren Pukmedia adlı internet sitesinde ise Irak hükümetinin, Türkiye’yi “operasyonların durması” için uyardığı belirtiliyor. Sitede Irak Parlamentosu’nun Türkiye’nin operasyonları durdurmasına dair bir gündemle toplanacağı da yazılıyor.
Sonra İran’a ait Fars Haber Ajansı’na bakıyorum. Birinci sayfada yer alan haberlerden biri şu şekilde:
“Türkiye İçişleri Bakanlığı’ndan isabet karar: PKK’nın ‘BTÖ’ olduğu resmen tescillendi. Türkiye İçişleri Bakanlığı, terör örgütü PKK için ‘Bölücü Terör Örgütü’ açılımıyla ‘BTÖ’ tanımlamasında bulundu.”
Haber, şu paragrafla bitiyor:
“Benzer ve uygun bir tanımlamanın da, 9 Türk’ün katili olan ve Türkiye’den özür dilemeye niyetleri olmadığını açıkla-yacak kadar da arsızlaşıp azgınlaşan terör ve işgal devleti korsan İsrail için kullanılması bekleniyor.”
Yine Fars Haber Ajansı’nın birinci sayfasında “Müslüman Kırım şehitleri, rahmetle anıldı” haberine rastlıyoruz.
Tabii sözü Fars Haber Ajansı’ndan açmışken “Somali Cumhurbaşkanı, Tahran’a geliyor” başlıklı haberini de önemsemek gerekir. Her ne kadar Fars Haber Ajansı’nın olayları abartılı bir şe-kilde sunduğuna ilişkin yorumlar bulunsa da, bizim kendi kendimize “Bölgenin lideri” tavrını takınmamızla, gerçekten bölgenin lideri olmaya yakın ülkesi arasında fark olsa gerek.
Geçiyorum Suriye Haber Ajansı’na. Ajans’ın birinci sayfasında TBMM Milletvekili ve Suriye-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Mehmet Şandır’ın görüşlerine yer verilmiş. Ajans’ın makaleler bölümünde de Banu Avar’ın bir makalesi var.
Bu yazdığım haberler, ajansların veya internet sitelerinin Türkçe sayfalarıyla ilgili. Pukmedia’da ise Türkçe yok, İngilizce var. Fakat verdiğim birkaç örnek bile, Türkiye’nin kimin yanında yer alması gerektiğinin açık göstergesi.
Hem tercih sorusu da çok açık…
Büyük Ortadoğu Projesi’ni destekleyip kargaşaya mı sürükleneceğiz, Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı çıkıp çevre ülkelerle birlikte, o ülkeleri de böldürme-yerek güçlenecek miyiz?