Murat Arısoy

Kısa bir yolculuğumu anlatayım – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

14 Temmuz 2011 Perşembe 03:00:00
  İlçeden vilayete gitmek için dolmuşa bindim. Adı dolmuştu ancak dolamadı. Saati geldi, hareket etti. Zaten dolmuş şoförü de dertli. “Aldığımız ücret, yaktığımız mazotu karşılamıyor” diyor. Ve ekliyor:
“Ümitsiz yaşayamayız. Bugün kazanamadık, ama belki yarın kazanırız.”
Yolda ilerlemeye devam ediyoruz. Ulaştırma Bakanlığı’na ait bir “Duble Yol” tabelası çıktı önümüze. Tabelada kaç kilometrelik bir “duble yol” yapıldığı, bu işi alan müteahhit firmanın ismi yazıyordu.
Ulaştırma Bakanlığı çalışır da eski adıyla Çevre ve Orman Bakanlığı çalışmaz mı? Duble yoldaki Ulaştırma Bakanlığı’na ait tabeladan sonra eski adı Çevre ve Orman Bakanlığı, yeni adı Orman ve Su İşleri Bakanlığı olan kurumun tabelasını da görüyoruz. Yol boyu ağaçlandırma yapılıyormuş. Yaklaşık 2 metrede bir ağaç, güçlüyse tek başına, güçsüzse ipler vasıtasıyla ayakta duruyor. İlçenin çıkışından vilayet girişine kadar ağaçları takip edebiliyorsunuz.
Mısır tarlası olduğunu öğrendiğim bir arazinin yol güzergahına bakan kısmındaki flamalar dikkatimi çekiyor. Üçgen halinde, yaklaşık 2 metrelik bir ipe dizilmiş 5-6 flama. Üzerinde ise turuncu, mavi zemin üzerinde AK Parti yazıyor. Açıkçası şaşırıyorum biraz, tarla ile bir partinin ne alakası olabilir ki? Daha bu düşünceyi aklımdan atamadan az sayıdaki yolcudan birinin telefonu çalıyor:
“Aynı sudan içmişiz biz, aynı yoldan geçmişiz biz…”
Allah Allah diyorum, seçim bitmedi mi? Neden siyasi bir partinin seçim müziği hâlâ telefonlarda? Şaşkınlığımı artıran bir durum daha var. Sonra anlatırım.
Telefonu çalan kişi, vilayete bağlı köylerden arazi alacakmış meğer. Ama ne gibi bir yatırım yapacağına dair ipucu vermiyor. Şoför de ısrar etmiyor zaten, ama merak ettiği kesin. Tam bu sırada yol güzergahında farklı farklı yerlerde emlakçıların hazırlattığı pankartlara bakıyorum:
“Satılık arsa, 16 bin metrekare.”
“Geniş arsalar, satılık.”
Memlekette arazi satan da var demek ki araziye talip olması muhtemel kişiler de. Vilayete yaklaşıyoruz. Vilayete yakın bir kasaba, kocaman bir yer panosu yaptırmış. Yolcular, bu panoya bakarak nerede olduklarını biliyorlar.
Söylemeyi unuttum. İlçe ile vilayet arasındaki “duble yol”a yakın köylerin en azından dolmuştan görülen yerlerine ya asfalt dökülmüş ya da parke taşı döşenmiş.
Neyse, vilayete doğru yolculuğumuz sürüyor. Vilayet girişinde önce Zaman Gazetesi’nin reklamı karşılıyor bizi, ardından da AK Parti’nin 2023 hedefleri. Seçimin üzerinden 1 ay geçmiş ancak seçim havası hâkim vilayete.
Vilayet girişindeki demiryolunda öyle muazzam bir düzenleme yapılmamış, lakin en azından asfaltla demiryolu aynı düzeye getirilmiş. Araç yola girdiğinde, sürücüler durmak zorunda kalmıyor. “Durmak yok, yola devam” deyip geçiyor araç sürücüleri.
Tabii vilayet girişindeki ayrık otlarını, yabani otlarını da yazmadan geçemeyiz. Şehrin dışarı açılan yüzü olan giriş istikametinin kenarlarında uzun boylu yabani otlar, şehir hakkındaki fikirlere ister istemez tesir ediyor.
Şehre giriyoruz. Şehrin otogarının şehirlerarası ve uluslararası olduğuna dair bir ibare bulunuyor. Şehir içindeki ilan tahtalarında ise Türkçe Olimpiyatları’nın il etkinliklerine ilişkin duyurular var. Şehirde İl Orman İşletme Müdürlüğü’nün “Orman suya set, güneşe şemsiyedir” pankartı da dikkatimi çekiyor. Zaten seçimden önceki ziyaretlerde de vilayetin bir ilçesinin Türkiye’nin Bal Ormanı Merkezi yapılacağı taahhüdünde bulunulmuştu. Teşkilat çalışıyordu anlaşılan.
Vilayetteki arkadaşlarla buluşmadan önce internete girdim. Şehrin eski gazetelerinden birinde İl Özel İdaresi’nin asfaltlama çalışmalarının anlatıldığı haberi okudum… “Memleket kalkınıyor” dedim. Daha ne diyeyim? Vilayetin büyükçe meydanında ışıklı ilan tahtası olduğunu da hatırlatmalıyım.
Merak ettirmeyeyim. Afyonkarahisar’ı ya da çevre illerden birini anlatmadım. Haftasonu, Kırklareli Anadolu Lisesi’nden arkadaşım Erhan Kazanç’ın düğünü için Kırklareli’ndeydim. Kırklareli’nin ilçesi Babaeski’den Kırklareli’ne doğru giderken şahit olduklarımı yazdım. Bu yazdıklarımdan iki tür yorum çıkarılabilir:
-Hükümet, her yerde benzer hizmetleri veriyor ve parti ayrımı gözetmiyor. Zira Kırklareli’nde 2002’den bu yana CHP’nin ağırlığı hissediliyor.
-Hükümet, zaten yapması gereken asli ve asgari işleri yapıyor. Bu nedenle “İşte Uyum, İşte Hizmet” gibi reklamlar geçersiz kalıyor.
Takdir sizin…
Bu arada, Babaeski-Kırklareli arasındaki dolmuşta AK Parti’nin seçim müziği çalan yolcu, Samsunluymuş, İstanbul’da yaşıyormuş. CHP’nin ağırlıkta olduğu bir bölgede AK Parti’nin seçim müziğinin telefon melodisi haline getirilmesi şaşırtmıştı beni.

Yazarın Diğer Yazıları