2026’nın Şubat ayının son haftasından itibaren yaygın basın ve sosyal medyada “liyakat” tartışması sürdürülüyor. “Sürdürülüyor” diyorum, çünkü paylaşımlar ve konuşmalar, bilinçli bir kampanya izlenimi bıraktı bende. Bu tartışmanın merkezinde ise Afyonkarahisar Valiliği görevini büyük bir samimiyet ve vakurla yerine getiren Doç, Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın terfi alarak İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine gelmesi yer alıyor.
Afyonkarahisar’da Valilik makamında Atatürk fotoğrafının kaldırıldığı iddiasını, hiç araştırıp soruşturmadan yayan ve yaydığı bu iddiaya da inanan belirli kişi ve gruplar, yine sahnede. O dönem bu iddianın asılsız olduğu kısa sürede ortaya çıkınca, bırakın konunun muhataplarından, kendi kitlelerinden bile özür dilememiş “gazeteciler” bunlar.
Şimdi de “Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, nasıl İçişleri Bakan Yardımcısı olur, Jandarma ve Sahil Güvenlik nasıl Yiğitbaşı’na bağlanır” sorusunu soruyorlar.
Bu sorudaki art niyet çok açık aslında: Bir kadın, nasıl bu kadar başarılı olabilir? Hele başörtülü bir kadın, nasıl Türkiye’nin en önemli 4 bakanlığından birisinde bu kadar yükselebilir?
Liyakat tartışmalarının bilinçaltı, kadınlara yönelik bir ayrımcılığı beslediği gibi, başörtülü kadınlara yönelik ayrımcılığı da bir kat daha fazla barındırıyor.
Öyle anlaşılıyor ki 28 Şubat 1997 sürecinde Türkiye genelinde yaygınlaştırılan “Ya benden ol, ya da olma” zihniyeti yeniden gündeme alınmak isteniyor.
Oysa, birbirimize ve yöneticilere yaklaşım bu olmamalı. Yönetici hata yapar, eleştirilir. Bu en doğal hak. Ancak daha göreve başlamadan bu denli ayrıştırıcı yaklaşım, kimseye fayda vermez.
İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın liyakati konusuna ayrıca vurgu yapacağım, ama evvela şunu sormam gerekir:
İletişim alanında uzman; psikoloji alanında yüksek lisans, siyasal iletişim alanında doktora yapmış, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcılığı ve Afyonkarahisar Valiliği görevini başarıyla yerine getirmiş Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı için “liyakat” tartışması açıyorsunuz ya…
Hiç düşündünüz mü, Cumhuriyet’le yaşıt olan siyasi partinin genel başkanı nasıl Mülkiyeli olmuyor da eczacı oluyor?
Hiç düşündünüz mü, Türkiye’nin en büyük şehrinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun kutlu başkentinin belediyesine nasıl bir müteahhit aday olabiliyor, siz de bu müteahhidi “kayıtsız, şartsız” nasıl destekliyorsunuz?
İçişleri Bakanlığına dönecek olursak…
Facebook’ta karşıma çıktı: Yazar Binnur Çelebi, şimdiye kadar İçişleri Bakanı olan kişilerin mesleğini araştırmış.
Yazının bu bölümünde son sözü Binnur Çelebi söylesin:
“Cumhuriyet tarihi boyunca İçişleri Bakanlığı tek bir fakültenin tekelinde olmamış. Doktor da olmuş, mühendis de, edebiyatçı da, işletmeci de. Devlet çökmemiş, sistem yürümeye devam etmiş. Bugün ise Kübra Güran Yiğitbaşı için “Eğitimi uygun değil” deniyor. Lisans, yüksek lisans, doktora yapmış; doçentlik unvanı almış; akademisyenlik yapmış; bakan yardımcısı olmuş öncesinde de, valilik makamında bulunmuş; üst düzey kamu görevi yürütmüş bir isim için bu iddia dile getiriliyor. Eğer mesele gerçekten eğitimse, fazlası var eksiği yoktur.
Eğer ölçüt alan uyumuysa, yukarıdaki liste aynı cetvelle değerlendirilmelidir. Mühendis için de aynı itiraz yükselmeliydi. Doktor için de. Edebiyatçı için de. ‘Alan dışı’ tartışması geçmişte sistematik biçimde yapılmadıysa, bugün açılan başlık başka bir yerden besleniyordur.”
DOÇ. DR. YİĞİTBAŞI VE GÜVENLİ ŞEHİR
Önce bir hatırlatma:
Günümüzün mücadeleleri tek disiplinle üstesinden gelinmesi mümkün olmayan bir hâl aldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu yeni, çoklu disiplin gerektiren mücadele tarzına uygun hareket ediyor.
Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın İçişleri Bakan Yardımcısı olmasına böyle bakmak gerekiyor.
İsterseniz Doç. Dr. Yiğitbaşı’nın Afyonkarahisar Valiliği döneminde yaptığı çalışmalara kısaca göz atalım:
Doç. Dr. Yiğitbaşı, Afyonkarahisar’da eğitim, kültür, ekonomi ve kadınlara yönelik projelerle gündeme geldi. Bu durum, Doç. Dr. Yiğitbaşı’nın “İyi olanı yayalım” yaklaşımının bir yansımasıydı.
Bu projeleri sadece isimleri ile anımsayalım:
Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim Projesi:
Frigya Kadın Ürünleri Pazarı
Kadın Kültür Marketleri ve Online Mağazalar:
Mutluluk Kervanı Projesi
KODAFYON (Kodlama ve Sanat İstasyonu) Projesi
Olgunlaşma Enstitüsü
Dijital Mahremiyet Eğitimleri
Fidanlar Çınarlarla Buluşuyor Projesi
Veliler İçin Aile Okulu
Bolvadin Tıbbi Kenevir İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB)
Jeotermal Su Ürünleri Yetiştiriciliği
Çay Çobanlar Bolvadin Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Tarım Bölgesi
Anadoludakiler Pazarı
Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik
İlçelere Özel Yatırım Modelleri
Kadınanalar Çarşısı (Hatay Kırıkhan)
Kadınana İlkokulu (Hatay İskenderun)
Engelsiz Şehir Projesi
Afyon Sizinle (afyonsizinle.org)
"Kal Bu Şehirde" Kampanyası
Gelenekten Geleceğe, Sağlıklı Nesillere Projesi
Doç. Dr. Yiğitbaşı, güvenlik konusunda da oldukça hassastı. Çünkü Afyonkarahisar’ın güvenli şehir olarak bilinmesi hem ailelerin, hem çocukların, hem de Afyonkarahisar’a gelecek yatırımcıların mutluluğuna katkı sağlayacak önemli bir etkendi.
Bunun için çok mücadele edildi. 4 yıla yakın süre içinde Emniyet Müdürleri değişti, Jandarma Komutanları değişti. Ancak güvenlik adına yapılan çalışmalarda eksilme olmadı.
2022’nin Mayıs ayı ile 2026’nın Şubat ayı arasındaki asayiş ile ilgili basın açıklamalarını tekrar inceledim. Vardığım sonuç şu:
Doç. Dr. Yiğitbaşı'nın görev süresi boyunca toplam 4 bin 375 operasyon/uygulama gerçekleştirilmiş; bu operasyon ve uygulamalarda araması olan toplam 6 bin 964 şahıs yakalanmış.
İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın bütün bu proje ve operasyonları kendi kendine yaptığını iddia etmiyorum. İddiam şu: Afyonkarahisar gibi, yolların kesiştiği, iç siyasetinin zor olduğu bir memlekette projeler ve asayiş uygulamalarıyla başarı kazanmak, kolay değildir. Büyük bir organizasyon yeteneği, ikna gücü, yönetim sorumluluğu gerekir. Doç. Dr. Yiğitbaşı, Afyonkarahisar Valiliği’ndeki başarısını İçişleri Bakan Yardımcılığı görevinde de yakalayacaktır.