Murat Arısoy

Mübarek de olsun, kutlu da

Murat Arısoy

29 Ağustos 2011 Pazartesi 03:00:00
  Bayram geldi gelmesine, ama hangi bayramı kutlayacağız?
Bu sual, iki bayram üst üste olduğu için daha da anlamlı.

Ramazan Bayramı’nı mı kutlayacağız, Şeker Bayramı’nı?
Özellikle 9 sene önce ikinci kullanımın da revaçta olduğu semtler, mahalleler, şehirler vardı…
“Ramazan” dersek irticacı, “Şeker” dersek halktan kopuk olmakla itham ediliyorduk.
Gelelim ikinci bayrama…
30 Ağustos Zafer Bayramı mı, yoksa Utku Bayramı’mı?
Ramazan ve Şeker arasındaki med-cezir, burada yaşanabilir. Gerçi utku, zaferin karşılığı olarak kullanılmasından ziyade bir erkek ismi olarak kullanılıyor artık.
Fakat “Zafer” dersek nasıl, “Utku” dersek nasıl itham edileceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz.

Bayram isimlerinden bile zıtlık çıkarma yeteneğimiz var. Ne kadar övünsek, azdır.
Zıtlıklarla yaşamayı seviyoruz aslında.

Mesela şike iddiası üzerine bir futbol kulübünün başkanını apar-topar hapse atıp takımını da cezalandırıyoruz. Ama futbol kulübü başkanının, başka bir şirketler grubuyla girdiği ihale rekabetinin bedeli ödediğine ilişkin şüpheleri de yalanlamıyoruz.
Bununla birlikte şifre iddiası için “Tatmin oldum” açıklaması yapıyoruz, dakikasında. Nereden baksanız 1 milyon öğrenciyi, onların aileleriyle birlikte 5 milyona yakın kişiyi ilgilendiren bir konuda sesimiz çıkmıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı yasadışı dinlenince, suç oluyor. Dinleme kayıtlarını yayınlayanlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanı yasadışı dinlenince suç olmuyor. Kaydı ilk kimin yayınladığı, kimin o yayın için aracı olduğu sorgulanmıyor bile.

Silivri’de süren “darbe” mahkemesinde, mahkemenin iddia makamına ilişkin sayısız başvuru olmasına rağmen dikkate almıyoruz.
Ankara’da süren “yolsuzluk” soruşturmasında, iki sanık istedi diye savcıyı görevden alıyoruz.

Kendi bünyemizdeki yargılamaları “Ben senin darbe yapma ihtimalini cezalandırıyorum” dizesiyle sürdürüyoruz.
Ama tutup Libya’da ABD ve NATO’ya bağlı askerlerin desteğiyle yapılan darbeyi “başarı” olarak sunabiliyoruz.

Mesela önce Habur’dan davulla, zurnayla karşılıyoruz.
Ardından “Bıçak kemiğe dayandı” diyoruz.

Muhalefet edip duruyoruz örneğin…
Ama eleştirilmeye tahammül edemiyoruz…

Bunları yazıp söyleyince de “Murat, bayramlık ağzını açmış” diyoruz…
Bayramlık ağızlarınızda gül açsın o zaman…
Ramazan Bayramı’nız mübarek, Zafer Bayramı’nız kutlu olsun…

Yazarın Diğer Yazıları