Murat Arısoy

Niyet İyi, Yöntem Yanlış

Murat Arısoy

Dün Gazeteniz Kocatepe’de bir haber okudunuz. Ataköy Minibüs Hattı’nda çalışan dolmuşlarda bir uyarı, vatandaşların dikkatini çekmiş. Uyarıda “Lütfen Dikkat. Nerede olursanız olun rahatsız edildiğinizi, takip edildiğinizi hissettiğiniz veya farkettiğiniz an, hiç çekinmeden buraya koşun gerisini biz hallederiz. Gerekirse polise, gerekirse sizi evinize ulaştırmayı taahhüt ediyoruz. Hepimiz kötü değiliz, çürüklerden birlikte kurtulacağız” cümleleri yer alıyor.

Aslına bakarsanız, iyi niyetle yazılmış bir uyarı. Son zamanlarda pek çok yerden gelen olumsuz haberler, dolmuş şoförlerimizi bu mesajı yazmaya sevk etmiş olabilir. Yine pek çok farklı bölgede, minibüs ve otobüs şoförlerinin bir bütün olarak suçlandığı da biliniyor.

“Çürüklerden birlikte kurtulacağız” cümlesini de önemli buluyorum; Ataköy Minibüs Hattı’nın bu uyarısını ilk aşamada olumlu karşılıyorum.

Bununla birlikte bu ülkenin kamu gücü, kolluk kuvveti var. Vatandaşlarımızı “Bize gelin, gerisini hallederiz” şeklinde yönlendirmek, herkesin kendine göre racon kesmesi sonucunu doğurur. Ortada bir rahatsızlık, halledilmesi gereken bir sorun varsa, doğrudan kamuya iletilmesi gerekir. Kamu kurum ve kuruluşları vatandaşın bu sorunlarını çözmek için hizmet ediyor. Kamu kurum ve kuruluşlarına haber verilmeden, kolluk kuvvetlerini konuya dahil etmeden varılacak çözüm eksik kalır. Sosyal medyada sıkça kullanılan “yargı dağıtma” kavramı, alkışlayacağımız davranış şekilleri arasında değildir.

Malum, son yıllarda televizyonlarımız “kadın programları” adı altında yayınlanan, toplumun genlerini her geçen gün biraz daha bozan kavga ve gürültünün işgali altında.

Bundan önce bekarları evlendirme gibi amaçları savunarak toplumu yozlaştıran programlara yasak gelmişti; şimdi o programların sunucuları farklı bir tarz deneyerek toplumun yozlaştırılması çalışmasına devam ediyor.

Yozlaşma, sadece ahlakın çökmesi ile olmaz; yozlaşma toplumun başta adalete güveninin kaybolması, “bizden adam olmaz” diye düşünmesi ile desteklenir. Şu an, televizyonların gündüz kuşağında yayınlanan programların bir numaralı işi, adalete güveni ortadan kaldırmak oldu. (Süreç devam ettiği için ‘oluyor’ da diyebiliriz.)

Kadın programlarında “Kimse bulamaz, ben bulurum; kimse çözemez, ben çözerim” diyen sunucular; popülerliği toplum sağlığına tercih ediyor. “Şu olay, bilmem kim sayesinde çözüldü” cümlesiyle kurgulanan haberler ve tanıtımlar, vatandaşı kolluk kuvvetleri yerine ekranlara çıkmaya teşvik ediyor. Toplumun adalete ve kamu kurumlarına olan güveni bu şekilde ortadan kayboluyor.

Gelmek istediğim nokta şu: Afyonkarahisar’daki minibüs emekçilerini eleştirirken, yaygın medyada; hem de hükümete yakın kuruluşlarda yozlaşma kültürünü destekleyen programları da eleştirmemiz gerekiyor. Vatandaşların karşılaştıkları sorunların çözüm yeri kamu kurum ve kuruluşlarıdır; devlet-millet birlikteliği bunu gerektirir. “Bana gelin ben çözerim”, “Emniyet’in, Jandarma’nın yapamadığını biz yaparız” açıklamaları ve yaklaşımları, topluma zarar verir.

AHMET ZEKİ ERTÜRK FARKI

İl Genel Meclisi, Kasım ayında uzun bir maratona girdi. 2025 yılında kullanılacak bütçeye son şeklinin verilmesi çalışmaları dolayısıyla 20 gün sürecek İGM toplantılarının bir bileşimine katıldım. Gördüğüm manzara şuydu:

Toplantıdan önce İl Genel Meclisi Üyeleri toplantı salonuna gruplar hâlinde ya da tek tek geldi. İstisnasız her İGM Üyesi, kendinden önce salona gelmiş olan tüm üyeleri selamlayarak koltuğuna geçti. İGM Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Ahmet Zeki Ertürk, kendi yerine oturmadan önce gazetecilerin yanına gelerek hâl hatır sordu.

Bundan sonra Ahmet Zeki Ertürk’ü izlemeye başladım. Cumhuriyet Halk Partili İGM Üyesi Mert Efe Aydeniz, takım elbise ile salona gelmişti; ancak kravatı ile yakası uyumlu görünmüyordu. Ahmet Zeki Ertürk, Mert Efe Aydeniz’i yanına davet etti; Aydeniz’in kravatı ve yakasını kendi elleriyle düzeltti. Hemen ardından AK Partili İGM Üyesi Semai Kaya, Ahmet Zeki Ertürk’ün yanına gitti. Ertürk ve Kaya, bir süre konuştular. Ardından da İGM Başkanı Mehmet Siper salona girdi, konuşmasına başlarken basın mensuplarını selamladı.

Benim edindiğim izlenim şöyle: İGM MHP Grup Başkanvekili Ahmet Zeki Ertürk, tecrübesini hem vatandaşa hizmet için, hem de İGM Üyeleri’ne ağabeylik yapmak için kullanıyor. Allah böyle siyasetçilerin sayılarını artırsın.

SAATLERE UYMAK GEREK

Siyasi partiler, odalar, borsalar, seçilmişler, atanmışlar birbirilerini ziyaret edip gündemdeki konuları istişare etme fırsatı buluyor. Siyasi parti ya da demokratik kitle örgütü temsilcileri, ziyaretler vesilesiyle yeni gelen bir seçilmiş ya da atanmış varsa, ona ‘hayırlı olsun’ dileklerini iletiyor. Bu gelip gitmelerin neye yaradığı, bu ziyaretlerin yüzde kaçının gerçekten bir proje ya da yeni bir fikirle sonuçlandığı ayrı bir tartışma konusu.

Ancak benim bu yazıda üzerinde durmak istediğim konu, belirtilen ziyaret saatlerine uyum konusunda yaşadığımız boşvermişlik.

Bir kişi ya da kurumu ziyaret edecekseniz, bu ziyaret de ani gelişmemişse, saati önceden belirlenmişse; o saatte ziyaret yerinde bulunmak temel ilkeniz olmalı. Ziyaret saatinde belirtilen kurum ya da kuruluşta bulunmamak sizleri yüceltmez; aksine sözlerinize sadakat konusunda şüphe oluşturur. Herkese eşit olarak dağıtılan ender değerlerden biri olan zamanı iyi kullanmak bir görev; zamanı kullanırken başkasının hakkını gözetmek, başkasını bekletmemek ise bir ödevdir.

Bu kısa hatırlatmayı yapmak istedim.

Umarım siyasi partilerimiz, demokratik kitle örgütü temsilcilerimiz, kurum ve kuruluşlarımızın yönetici ve temsilcileri gereken hassasiyeti gösterir.

 

Yazarın Diğer Yazıları