Üniversitelerde kayıt yenileme dönemi başladı. Sabah kayıt yenilemek isteyen üniversite öğrencileri, çeşitli yollarla şikayetlerini duyurdular:
“Ben 350 lira ödeyeceğim.”
“Ödemem gereken meblağ 700 liranın üzerinde.”
“Ben daha iki ders aldım 1100 lira ödemem gerekiyor.”
Ve daha nicesi tabii… “Bunda bir yanlışlık olmasın” diye düşünürken meselenin aslında farklı bir uygulamadan kaynaklandığını öğrendim.
Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen ve 25 Şubat 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da öğrenci katkı paylarına ilişkin bir düzenleme bulunuyor…muş.
‘Bulunuyormuş’ diyorum, çünkü ben de kayıt yenileyen öğrencilerin şikayetlerinden sonra bu düzenlemenin yapıldığını yetkililerden öğrendim.
Oysa Torba Yasa’yı biz, genel mali af olarak biliyorduk. Özellikle 12 Haziran 2011 seçimlerinden önce hükümet yetkililerinin açıklamaları hep “mali genel af” vurgusu taşıyordu. O dönemde öğrencilerin katkı payları ile ilgili düzenleme yapıldığı söylendi, ancak bunun da sadece devlete katkı ve öğrenim kredisi borcu olan kişiler için bir taksitlendirme imkanı olduğu zannediliyordu.
Meğer öyle değilmiş. Şubat ayında çıkan kanunun, öğrencilerile ilgili esas kısmından, kanunun yürürlüğe girmesinden yaklaşık 6 ay sonra haberimiz oldu.
6111 Sayılı Kanun’un 172’nci maddesi şöyle diyor:
“Madde 172: 2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Cari hizmet maliyetinin hesaplanması, öğrenci katkı payları ve öğrenim ücretleri:
Madde 46– ç, …aynı yükseköğretim kurumundaki öğrenimi sırasında bir derse üçüncü defa kayıt yaptırılması halinde, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra bu maddenin (c) fıkrasına göre hesaplanan kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde elli fazlası, dördüncü defa kayıt yaptırılması halinde yüzde yüz, beşinci veya daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde üçyüz fazlası ile hesaplanır.
d. 44 üncü maddenin (c) fıkrasındaki süreler içinde öğrenimin tamamlanamaması halinde, her bir ilave ders için kredi başına ödenecek öğrenci katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için bu maddenin (c) fıkrasına göre belirlenecek olan kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde yüzü, ikinci defa kayıt yaptırılması halinde yüzde ikiyüzü, üçüncü defa kayıt yaptırılması halinde yüzde üçyüzü, dördüncü ve daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde dörtyüzü olarak hesaplanır.
e. 44 üncü maddenin (c) fıkrasında belirlenen süreler içerisinde yandal veya çift anadal öğreniminin tamamlanamaması nedeniyle ilave ders alınması halinde, her bir ders için kredi başına ödenecek öğrenci katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için (c) fıkrasına göre hesaplanan kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde yüzü, ikinci defa kayıt yaptırılması halinde yüzde ikiyüzü, üç ve daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde üçyüzü olarak hesaplanır.”
Daha açık ifade edeyim.
Devlet, yeni düzenleme ile şu mesajı veriyor:
“Öğrenci kardeşim. Hadi bir kere dersten kaldın, buna bir şey demem. Ama bir dersten 2’nci kez kalırsan, bir sorun var demektir. Bu sorunu ortadan kaldırmak biraz da sana bağlı. Lüften çalış. Ha, çalışmam diye ısrar ediyorsan, aynı dersi 3’üncü, 4’üncü, 5’inci kez alırsan, kusura bakma ama ‘bedel’ini ödersin. Sen her ders tekrarı yaptığında, ben başarılı öğrenciler kadar sana da masraf yapıyorum. Ama sen başarılı öğrencilerle aynı harcı ödüyorsun.”
Haklılık payı, haksızlık payı aramıyorum.
Ancak başarılıları korumaya yönelik “katkı payı” düzenlemesinden keşke, seçim öncesindeki genel havada haberimiz olsaydı.
Öğrenciler için “hoş bir sürpriz” olmadı bu.