Başlıktaki cümle, biz ilkokuldayken “okuma parçaları”nın altında yer alırdı. Bu temel soruyu ne yazık ki 30 yıl sonra bir kez daha sormak zorunda kalıyorum.
Afyonkarahisar Uluslararası Blok Mermer Fuarı ile ilgili ALZ Fuar Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Alagöz’ün “2026’da fuarı yeniden düzenliyoruz” paylaşımı üzerine “Afyon’u bu sefer kaç milyon zarara uğratacaksınız” diye soran bir haber kaleme aldım. “Sizin Burcu Köksal ile ilgili sorununuz var, o yüzden böyle yazdınız” diyenler oldu. Gerçekten güldüm. Yahu, Belediye Başkanı Burcu Köksal, Afyonkarahisar Belediye Meclisi toplantısında konuyu kendisi gündeme getirip “40 milyon liralık zarar oluştu. Biz Belediye olarak bu nedenle arsa satacağız. İlgili firmadan bu zararın rücu edilmesi için mahkemeye gideceğiz” demedi mi? Yine Başkan Köksal, bu konuyu Belediye Meclisi toplantısından önce de videolarla takipçileriyle paylaşmadı mı?
Afyon Motor Sporları Merkezi’ne umarsızlık ve pervasızlıktan dolayı verilen zarar, Afyonkarahisar Belediyesi tarafından karşılanmadı mı?
Biz bu durumda Köksal’ın da hakkını savunmuş olmuyor muyuz?
Devam edelim:
Öyle bir hava oluşturulmaya çalışılıyor ki sanki biz fuara karşıymışız da yaptırmak istemiyoruz…
Çok net bir soru soracağım:
Bir kiracı, bir ev kiralasa… Kiraladığı evin aylık ücretini düzenli olarak ev sahibinin banka hesabına yatırsa… Fakat sözleşme sonunda da evi boşaltırken mutfağı, lavaboyu, salon duvarlarını kırsa, tahrip etse…
Ev sahibi bu kiracıdan zararın tazminini ister mi istemez mi?
Biz ev sahibiyiz, ALZ Fuar da kiracı.
Ev sahibi olarak “Verdiğiniz zararı karşılayın kardeşim” diyoruz. Bu kadar net.
Bundan neden rahatsız oluyorsunuz?
Yine deniliyor ki “Şehir kazandı…”
“Şehir kazandı” diyen bir “marka” mermerci, Haziran ayından sonraki dost sohbetlerinde dert yanıyordu:
“Yabancı heyetin parasını biz ödedik, yemek verildi biz ödedik. Bu ALZ Fuar hem stantlardan para kazandı hem de hiçbir şeye dokunmadı. Bir daha kendimiz şirket kurup fuarı yapacağız.”
6 ayda ne değişti ki “Aman fuar çok iyi, hepimiz kazandık” deniliyor?
Ben böyle bir mermerciye, “Herkes kazandı diyorsunuz da ben ne kazandım?” diye sordum.
“Senin otelin mi var” cevabını verdi…
Afyonkarahisar’da herhangi bir organizasyondan kârlı, kazançlı çıkmak için otel sahibi mi olmak gerekiyor?
Bir de şu var: Her 6 ayda bir yapılan açıklamalarla görüyoruz ki otellerin zaten doluluk diye bir sorunu yok. “Bizim müşterimiz hazır” deyip reklam-ilan vermeye gerek görmeyen otellerin zaten doluluk oranı yüksek değil mi?
Yine bir mermerci diyor ki “Afyon’a zarar veriyorsunuz”…
Allah Allah!
Oysaki biz; “Afyonkarahisarlılar’ın hakkını savunduğumuzu” düşünüyoruz. “Kâr eden şirkete ya da şirketlere lafımız yok. Yeter ki memleketin ortak bütçesine zarar verilmesin” demenin anlamı bu değil midir?
Aynı mermerci devam ediyor:
“Kim kazandı ona bakın. Herkes memnun, bir tek siz değilsiniz.”
Ben de devam ediyorum:
“Neresinden tutsak elimizde kalıyor. Biz neden bunu sorgulamayalım… TOBB’un Fuar Yönetmeliği’ne göre Afyonkarahisar’da uygun bir fuar merkezi yok. Buradan başlayalım. Fuarı üstlenen şirketin Tazmin Sigortası yaptırması şart. Bu da yok. Tazmin Sigortası yaptırıldıysa ve Belediye’nin uğradığı zarar karşılanmıyorsa bu da başka bir sorun.”
Karşı taraf devam ediyor:
“Belediye yapacak tabii. 5 milyonluk asfalt döktüler. Bu kadar. 40 milyonluk dökseler ne olur… Belediye hizmet için var. Afyon’da bir tek usulsüzlük yapılan organizasyon bu mu? Herkes neler neler yapıyor, bir bu mu kaldı?”
Hararet bitmiyor, ben devam ediyorum:
“Ben bildiğimi yazıyorum. Varsa başka organizasyonlar hakkında belgeniz bize ulaştırın yazalım. Afyon’da Mermer Fuarı’nda kim ne kazanmış; bununla ilgili şeffaf bir hesap varsa bunu da gönderin yazalım. Siz para kazandınız diye mesela Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi’ndeki vatandaşın cebinden çıkan veya mahrum bırakıldığı 40 milyonluk zararı yazmayalım mı? Bizim mermer sektörüne lafımız yok. Ama hem para kazanıp bu paranın gereğini yapmayan bir fuar şirketinden bahsediyoruz.”
Buradaki asıl mesele şu: Fuar yapılmasın demek başka bir şey, fuar yapılacaksa kurallara uygun yapılsın demek başka bir şey.
Herkes kendi yaptığı işin en doğru olduğunu sanıyor, herkes kendi çevresinde asfalt-çift yönlü yol istiyor.
“Yol iyi ama aydınlatması yok” dediğinizde “Siz zaten şehre zarar veriyorsunuz” deniliyor.
Herkes kendine çalışıyor, şehir için bir soruyu sorduğunuzda sizden kötüsü olmuyor.
TAŞOLUK MESELESİ
Hazır konuyu madenden açmışken… Madencilik ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri kendi aralarında şunları diyor:
“Taşoluk’ta firma haklı. İzinler verilmiş, son aşamaya gelinmiş. Şirket mahkemeye gitse haklı. İscehisar’da o kadar mermer ocağı var, tarımın bittiği görülmüş mü?”
Varsayalım haklısınız…
“Hadi bu konuları açıklayın, şirketin yanında durun. Biz de yazalım” diyoruz.
“Yetkililer konuşmuyor da biz mi konuşacağız” cevabını alıyoruz.
İstiyorsunuz ki sizin STK temsilcisi olarak konuşmadığınız konuları “Haklısınız, en doğru sizsiniz” denilerek, alkışlarla yayınlansın.
Siz cesur olun önce, gerisi gelir merak etmeyin.