Murat Arısoy

OLUMSUZ BİR ÖNGÖRÜ – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

24 Şubat 2016 Çarşamba 14:29:20
 

Bu satırları herhangi bir istihbarata dayanarak yazmıyorum.
Zaten böyle bir istihbarat benim boyumu aşar.
Ancak söylenen sözlerden, gelişen olaylardan bazı çıkarımlar yaparak “Neler oluyor” sorusunu soruyorum kendime.
“Neler oluyor” sorusunun ardından da “Galiba” diyorum… “Bir yerlerde, bir şeylerin hazırlıkları var…”
Bir ülkeyi karıştırmak için 3 ana unsur yeter:
Etnik ya da dinî unsurlar, ekonomik sıkıntılar ve futbol.
Bunlara bir de “televizyon”u eklediğimizde her türlü “kışkırtma”ya açık bir hâl alıyor yaşanılan topraklar.
Belgeselleri ile dikkat çeken Banu Avar, bir programda diyor ki “Amerikalılar araştırmış. Bir sene dizi ya da yarışma izletilen kişilerin normal algıma yeteneği kayboluyor.”
Yine Yugoslavya’nın bölünmesine atfedilen bir söz vardır:
“Ülkemiz dağılırken biz dizi izliyorduk.”
Sözü Yugoslavya’dan açmışken, bir hatırlatma daha yapayım:
Yugoslavya’da iç savaşın Kızılyıldız-Dinamo Zagreb maçında önce tribünlerde başlayan, sonra bir Hırvat futbolcunun Sırp zannettiği bir polise tekme atması ile şiddetlenen olaylardan sonra yayıldığı bilinir.
Türkiye’de etnik ve dinî unsurların nasıl ve kimler tarafından “kışkırtıldığı”nı biliyoruz. Bilmeyen bir kesim varsa da yeni yeni öğreniyor.
Bölücü ve yıkıcı terör örgütlerinin kullandıkları silahların menşei Amerika Birleşik Devletleri. Türk askeri ile çatışan teröristlerin Almanya, Gürcistan, Rusya kökenli oldukları belirtiliyor.
Ekonomik sıkıntı ise hepimizin cebinde zaten.
Futbol da 7-8 yıldır ayrımcılığın ve fanatikliğin körüklendiği bir mecra.
Olgulara bakalım isterseniz:
-2002’den bu yana Cumhuriyet Mitingleri geçti, 27 Nisan Bildirisi yayınlandı; ama halk arasında bu kadar “Darbe” “İç savaş” söylentisi yayılmadı.
-7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana ardı ardına gelişen terör saldırılarından sonra gelen şehit cenazelerindeki sessizlik, “Bu iş bir nihayet bulmalı” isyanına dönüşmek üzere.
-Eskiden “Biz kardeşiz” diyen sessiz bir kesim, “Lanet olsun” demeye başladı.
-Adalet ve Kalkınma Partisi’nin “inzivada”ki ağabeyleri, içten içe bir “intifada” başlattı.
-“İnziva”daki ağabeylerden bazılarının “üst akıllar” ile toplantı yapıp “Eylül’e kadar bu işi bitireceğiz” dediği iddia ediliyor.
-Bölücü terör örgütünün İmralı’daki yöneticisi, “Ben yakalandığımda Atilla Uğur, ‘Sen savaşı devam ettir; gereğini biz yapacağız’ dedi. Darbe yapacaklardı; ama ben darbeyi önledim” diyor. Atilla Uğur, şimdi Vatan Partisi Genel Merkez Yöneticisi.
-Bu süreçte hükümetin terörle mücadelesine en açık destek, bu sefer Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na “Savaşı devam ettir” diyen Aydınlık Hareketi’nden geliyor.
-Diğer taraftan bölücü terör örgütüne yakın bir parti ile yöneticileri Amerika Birleşik Devletleri’nde olan bazı dinî “grup”lar, “Seni Başkan yaptırmayacağız” cümlesi ekseninde birleşiyor.
-Yine tuhaftır: Aydınlık Hareketi temsilcileri ile Fethullah Gülen Cemaati, aynı söylemi dile getiriyor: Yıkılacaklar…
-Terörle mücadelenin yanı sıra 2014’ten bu yana 4 seçim geçiren ülkenin ekonomik bakımdan gücünü koruduğu söylenemez. İhracatta durgunluk olduğu gibi piyasada para yok. Herkes çıkış yolu arıyor, ama o çıkış yolunu bulan çıkmıyor.  
-Vergi yükü ağır. İşletmelerden alınan vergi, işletmelerin yıllık kazançlarının yarısını geçiyor. Aynı tablo DSP-MHP-ANAP döneminde yaşanmıştı; o tablonun sonucunda 3 Kasım 2002 erken seçimleri yapılmıştı.
-Futbolda ise “Şike Davası”ndan bu yana, iki kulüp taraftarı yanyana maç izleyemez oldu. Gezi Süreci hariç, taraftarlar kendi formalarıyla aynı sokakta yürümediler bile. Fenerbahçe Futbol Takımı’nın otobüsüne Karadeniz’de yapılan saldırıdan sonra, yine Karadeniz takımlarına yönelik hakem hataları, tansiyonu günden güne yükseltiyor.
-Futbol söz konusu olduğunda, Diyarbakır’ın takımı “Amedspor”u da hesaba katmak gerekiyor. Amedspor’un bundan sonraki maçlarında Kızılyıldız-Dinamo Zagreb maçı görüntülerinin yaşanmasını isteyenler olabilir.
Olgular daha da zenginleştirilebilir.
Fakat biraz nefes alalım…
Türkiye’de bir karışıklık ve iç savaş senaryosu üzerinden darbe hayalleri kuranlar mevcut.
Safları sıklaştırmazsak üzülürüz. 

ALİ ÇETİNKAYA MI, BARIŞ MANÇO MU?

Barış Manço, ülkemizin yetiştirdiği önemli bir değer.
Ali Çetinkaya da öyle.
Barış Manço’nun ölüm yıldönümünde “O’nu saygıyla anıyoruz” diyen siyasetçilerimizin yüreklerinde Ali Çetinkaya için küçük bir ilham yok mudur?
Ali Çetinkaya’nın ölüm yıldönümünde birkaç satırla da olsa “O’nu saygıyla anıyoruz” demek çok mu zordu?Barış Manço, ülkemizin yetiştirdiği önemli bir değer.
Ali Çetinkaya da öyle.
Barış Manço’nun ölüm yıldönümünde “O’nu saygıyla anıyoruz” diyen siyasetçilerimizin yüreklerinde Ali Çetinkaya için küçük bir ilham yok mudur?
Ali Çetinkaya’nın ölüm yıldönümünde birkaç satırla da olsa “O’nu saygıyla anıyoruz” demek çok mu zordu?

Yazarın Diğer Yazıları