İstanbul’un Bakırköy ilçesinde, 1967 yılında doğan Amerika Rum Ortodoks Başpiskoposu Elpidophoros Lambriniadis, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump tarafından Yunanistan’a özgü bir günde verilen (bu konunun ayrıntısını yazının ilerisinde işleyeceğiz) davette esmiş, gürlemiş.
Elpidophoros, “Liderliğiniz sayesinde, Hristiyan inancımızın değerlerini ve İncil'e olan sevgiyi temsil ediyorsunuz. Bana, bugün İstanbul olarak bilinen doğum yerim olan muhteşem Konstantinopolis şehrini kuran ve inşa eden büyük Roma İmparatoru Konstantin'i hatırlatıyorsunuz. İmparator Konstantin’i zafere götüren sembol olan bu Kutsal Haç'ı size sunmak benim için büyük bir onur. Mesih'in ona bir vizyonda gösterdiği gibi, ‘Bununla git ve muzaffer ol’. Bu Haç, barışın ebedi bir sembolü ve yenilmez bir kupa, ilahi güç ve rehberliğin bir işaretidir. Bu Haç ile, dünyaya barış getirmenizi ve Amerika'yı yenilmez kılmanızı diliyorum!” demiş.
Yaygın basın kuruluşlarımız, o “özel” davetin sadece bu kısmıyla ilgilenip “Bizans hayali bitmedi” diye haber yaptı. Haber doğru, ama eksik.
Çünkü, Elpidophoros’un şu sözleri tarihe not düşülmesi ve “kimlerin kimlerle beraber” olduğunu göstermesi için daha dikkat çekici:
“Tarihteki en uzun süre hizmet eden lideri Ekümenik Patrik Hazretleri Bartholomeos olan Konstantinopolis Ana Kilisesi'nin oğulları ve kızları olarak, İstanbul'daki Ekümenik Patrikhanemizin manevi misyonuna olan sarsılmaz desteğiniz için teşekkür ederiz. Tüm halklar arasında özgürlük ve barışı savunmada dünyaya öncülük ediyorsunuz. Yunanistan'a ve Kıbrıs'ta adalet davasına verdiğiniz destek için size çok minnettarız.”
Nasıl ama… Bir taraftan dünyayı kurtarmak için Mesih’in gelmesi gerektiğine inanan Evanjelistlerin Hristiyanlık’ta birlik gibi gösterilen tutumları; bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmayan, tanınması da mümkün olmayan Ekümenik sıfatı, diğer taraftan da Kıbrıs vurgusu…
Gelelim şimdi davete… ABD Başkanı Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yunan asker ve temsilcileri ile buluşmasının sebebi Yunanistan’a özgü bir gün… Trump, 25 Mart’ı “Yunan Bağımsızlık Günü” olarak ilan etti.
Trump, davetteki konuşmasında “yabancı ve güçlü bir imparatorluk” dese de ABD Başkanlık Ofisi tarafından kamuoyuna duyurulan metinde şu ifadelere yer verilmiş:
“25 Mart 1821'de, ‘Özgürlük Ya Da Ölüm’ sloganıyla harekete geçen Yunan devrimcileri, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı bağımsızlık savaşı başlattı. Zorlu zafer, egemen bir Yunan devleti ve Yunanistan için ulusal bir vatan kurdu. Yunan Bağımsızlık Günü'nün 204. yıldönümünde, özgürlük için verilen bu kahramanca mücadeleyi ve dünyaya ilham vermeye devam eden kalıcı demokratik idealleri onurlandırıyoruz.”
Trump için bu cümleler yeterli olmasa gerek, zira konuşmasında Batı medeniyetinin temelinin şimdiki Yunanistan toprakları olduğunu, Amerika’nın Yunanistan’a ayrılmaz şekilde bağlılığını, İngilizce dilinin bile temelinin Yunan dili olduğunu söyledi. Trump, ABD’deki Yunan asıllı görevlilere de çeşitli jestler yaparak “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, bana Anayasa ve Amerika Birleşik Devletleri yasaları tarafından verilen yetkiye dayanarak, 25 Mart 2025'i Yunan Bağımsızlık Günü olarak ilan ediyorum: Yunan ve Amerikan Demokrasisinin Ulusal Kutlama Günü” cümleleriyle konuşmasını bitirdi.
Esasında Trump bunları söylemese de ABD ve Batı’nın Yunanistan’a bakış açısını biliyorduk; ancak artık pervasızca “bağlılıklarını” ilan ediyorlar. Zaten birkaç yıldır Yunanistan’da Türkiye sınırını hedef alacak şekilde Amerikan askeri ve mühimmatı konuşlanmıştı; Amerikan sisteminin zevzekleri de örtülü ve örtüsüz yollardan Türkiye’yi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, devlet kurumlarını tehdit ediyordu.
Türkiye’ye düşman olanlar bir cephede, sürekli plan yapıyorlar; planlarını güncelliyorlar.
Biz iç cephede güçlü olursak; bu meydan okumalara, Haçlı Seferi niyetlerine karşı gereken cevapları
verebiliriz.Uyanık olmalıyız, tuzaklara düşmemeliyiz, gündelik rekabetlerimizi geride bırakıp 20 yıllık, 100 yıllık, 200 yıllık planlar yapmalıyız.
Mazlum milletlerin umudu Türkiye Cumhuriyeti ne kadar güçlü olursa zalimlerin planları o kadar bozulur.
AK PARTİLİ SİYASETÇİLERİN VİDEOLARINDA AMERİKAN ÜRÜNÜ
Ramazan Bayramı dolayısıyla AK Partili siyasetçiler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a saygılarını ileten video kampanyasına imza attılar. Ben bu videoları samimi buluyorum. Bununla birlikte sorgulamamız gereken bir konu var: Kılık ve kıyafet… Malum son günlerde farklı açılardan “boykot” kelimesini yeniden kullanır olduk. Benim için boykot, 7 Ekim 2023’ten sonra kurumsallaşan, (keşke daha önceden başlatıp sürdürübilseydik dediğim) terör devleti İsrail ve onun destekçilerine karşı geliştirilen halk hareketidir. Ramazan ayı geldiğinde, dilim döndüğünce yazmaya çalışmış ve “Boykotun neresindeyiz” diye sormuştum.
Aynı soruyu sürekli sormak, adeta nakşetmek gerektiğini anladım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik videolarda Afyonkarahisar’da bana göre ilginç bir ayrıntı yer aldı: AK Partili Milletvekili, üzerinde Amerikan balı montla görüldü; bir Belediye Meclisi Üyesi ise yine aynı markanın tişörtüyle video çekti.
Merhum Murat Göğebakan’ın deyimi ile “Uzun Adam” her cephede, elinden gelen her şekilde mücadele ederken; hatta bu mücadelesini “cihat” seviyesinde devam ettirirken; Afyonkarahisar’daki siyasetçilerin Amerikan ürünleri ile reklam yapar gibi video çekmelerini içime sindiremiyorum.