29 Nisan 2011 Cuma 03:00:00
12 Eylül Referandumu sürecinde bazı basın kuruluşları, “eski ülkücü” adını verdikleri birtakım kişilerden görüş aldılar. Bu kişilerin ortak kanaati, 12 Eylül 1980 Darbesi’nde yaşanan sıkıntı ve işkencelerden en çok ülkücülerin zarar gördüğü, bu nedenle o zararla hesaplaşmak isteyenlerin 12 Eylül 2010’da yapılacak Anayasa değişikliği referandumuna “Evet” demesi gerektiği yönündeydi. 12 Eylül referandumundan ekseriyetle “Evet” oyu çıktı lakin referandumun etkilerini günlük hayatımızda pek de idrak edemedik. Kesin bizde idrak yolları enfeksiyonu vardır, yoksa referandumla her şey güzelleşti bir-denbire. Gerçi 12 Eylül’de “Evet” propagandasını “Pozitif ayrımcılık” üzerine kuran partinin Afyonkarahisar’da hiç kadın aday göstermemesi nasıl bir ayrımcılık, onun da tartışması içindeyim. Cumhuriyet Mitingleri’nin o çok bilinen sloganı “Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır” sözü gibi “Mevzubahis siyasetse gerisi teferruattır” mı denilmiştir? Neyse, listeler belirlendi artık, bizim yapacağımız bir şey yok.
Referandumda “Evet” oyu isteyen ülkücülerin kendi isimlerinin veya ülkülerinin önüne “eski” sıfatı koymaları, koyulmasına müsaade etmeleri birçok kesimden eleştiri almıştı. Zaten bir şeyin “eskisi”nden demeç alıyorsanız, adı üstünde o kişi “eskiden” o görüşleri savunmuş. Şu anda o görüşleri savunsa “eski” olmaz.
Bir başka ayın 12’sinde, yani 12 Haziran’da da genel seçimler var malum. Açıkçası MHP’nin baraj altında kalma dedikodusunun yaygınlaştırılması için bir itibarsızlaştırma harekete gerekiyordu. Ben, Kollama dizisindeki tabirle “Erkenkondu” operasyonu bekliyordum, fakat son gazeteci tutuklamalarından ötürü doğan tepki dikkate alınmış olacak ki MHP’ye, geçen yıl bu zamanlar CHP’ye yapılanlar yapıldı. Hatırlarsınız, geçen yıl bu mevsimde Cumhuriyet Halk Partisi’nin o günkü Genel Başkanı Deniz Baykal hakkında çeşitli iddialar içeren görüntüler ortaya atılmış, bu görüntüler hemen internet ortamında “Çok izlenen görüntüler” arasına girivermişti. Süreç, Baykal’ı istifaya zorladı.
Şimdilerde ise MHP ile ilgili benzer görüntüler servis edildi. Görüntüleri servis edenler ise kendilerine “Farklı” diyen ülkücüler. Bu grubun, MHP’nin şu andaki Genel Merkezi’nden ayrı düşünen ve Genel Merkez’i zor durumda bırakan bir grup olduğu anlaşılıyor. Ancak bu grubun gerçekten teşkilat içinden gelip gelmediği konusunda şüphelerim var. Zira “Farklı” ülkücülerin internet sitelerinde “Biz kimiz” ya da “Hakkımızda bilgiler” bölümleri yok. Bize İletişim Fakültesi’ndeki hocalarımız, kaynağı ve kim tarafından tasarlandığı belli olmayan internet sitelerinin casusluk ya da benzeri bir iş için kullanılabileceği yönünde endişelerin varlığından bahsetmişlerdi. Bununla birlikte “Farklı”ların internet sitelerindeki üslup, olağanüstü tehditkâr ve “Devamı gelecek” altmetinleri ile dolu.
Servis edilen görüntülerin iler tutar yanı yok. Doğru. Yani bir partinin genel başkan yardımcısıysanız, davranışlarınıza daha dikkat edeceksiniz. Herkesin gittiği yoldan gitmeyeceksiniz. Sohbette bile küfretmeyeceksiniz. Hele dinleme iddiaları bu kadar ayyuka çıkmışken, hele rakiplerinizden birinin önce Genel Sekreteri, sonra da Genel Başkanı hakkında dinleme ve görüntülere ilişkin bu kadar haber yapılmışken… Ancak “Farklı”ların ilgili genel başkan yardımcılarının belli başlı zaaflarını bildikleri ve bir açık yakalamaya çalıştıkları da çok açık. Umarım MHP’nin başına gelenlerin Devlet Bahçeli’nin “Faaliyetler durdurulsun” açıklamasıyla ilgisi yoktur…
12 Eylül Referandumu sürecinde bazı basın kuruluşları, “eski ülkücü” adını verdikleri birtakım kişilerden görüş aldılar. Bu kişilerin ortak kanaati, 12 Eylül 1980 Darbesi’nde yaşanan sıkıntı ve işkencelerden en çok ülkücülerin zarar gördüğü, bu nedenle o zararla hesaplaşmak isteyenlerin 12 Eylül 2010’da yapılacak Anayasa değişikliği referandumuna “Evet” demesi gerektiği yönündeydi. 12 Eylül referandumundan ekseriyetle “Evet” oyu çıktı lakin referandumun etkilerini günlük hayatımızda pek de idrak edemedik. Kesin bizde idrak yolları enfeksiyonu vardır, yoksa referandumla her şey güzelleşti bir-denbire. Gerçi 12 Eylül’de “Evet” propagandasını “Pozitif ayrımcılık” üzerine kuran partinin Afyonkarahisar’da hiç kadın aday göstermemesi nasıl bir ayrımcılık, onun da tartışması içindeyim. Cumhuriyet Mitingleri’nin o çok bilinen sloganı “Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır” sözü gibi “Mevzubahis siyasetse gerisi teferruattır” mı denilmiştir? Neyse, listeler belirlendi artık, bizim yapacağımız bir şey yok.
Referandumda “Evet” oyu isteyen ülkücülerin kendi isimlerinin veya ülkülerinin önüne “eski” sıfatı koymaları, koyulmasına müsaade etmeleri birçok kesimden eleştiri almıştı. Zaten bir şeyin “eskisi”nden demeç alıyorsanız, adı üstünde o kişi “eskiden” o görüşleri savunmuş. Şu anda o görüşleri savunsa “eski” olmaz.
Bir başka ayın 12’sinde, yani 12 Haziran’da da genel seçimler var malum. Açıkçası MHP’nin baraj altında kalma dedikodusunun yaygınlaştırılması için bir itibarsızlaştırma harekete gerekiyordu. Ben, Kollama dizisindeki tabirle “Erkenkondu” operasyonu bekliyordum, fakat son gazeteci tutuklamalarından ötürü doğan tepki dikkate alınmış olacak ki MHP’ye, geçen yıl bu zamanlar CHP’ye yapılanlar yapıldı. Hatırlarsınız, geçen yıl bu mevsimde Cumhuriyet Halk Partisi’nin o günkü Genel Başkanı Deniz Baykal hakkında çeşitli iddialar içeren görüntüler ortaya atılmış, bu görüntüler hemen internet ortamında “Çok izlenen görüntüler” arasına girivermişti. Süreç, Baykal’ı istifaya zorladı.
Şimdilerde ise MHP ile ilgili benzer görüntüler servis edildi. Görüntüleri servis edenler ise kendilerine “Farklı” diyen ülkücüler. Bu grubun, MHP’nin şu andaki Genel Merkezi’nden ayrı düşünen ve Genel Merkez’i zor durumda bırakan bir grup olduğu anlaşılıyor. Ancak bu grubun gerçekten teşkilat içinden gelip gelmediği konusunda şüphelerim var. Zira “Farklı” ülkücülerin internet sitelerinde “Biz kimiz” ya da “Hakkımızda bilgiler” bölümleri yok. Bize İletişim Fakültesi’ndeki hocalarımız, kaynağı ve kim tarafından tasarlandığı belli olmayan internet sitelerinin casusluk ya da benzeri bir iş için kullanılabileceği yönünde endişelerin varlığından bahsetmişlerdi. Bununla birlikte “Farklı”ların internet sitelerindeki üslup, olağanüstü tehditkâr ve “Devamı gelecek” altmetinleri ile dolu.
Servis edilen görüntülerin iler tutar yanı yok. Doğru. Yani bir partinin genel başkan yardımcısıysanız, davranışlarınıza daha dikkat edeceksiniz. Herkesin gittiği yoldan gitmeyeceksiniz. Sohbette bile küfretmeyeceksiniz. Hele dinleme iddiaları bu kadar ayyuka çıkmışken, hele rakiplerinizden birinin önce Genel Sekreteri, sonra da Genel Başkanı hakkında dinleme ve görüntülere ilişkin bu kadar haber yapılmışken… Ancak “Farklı”ların ilgili genel başkan yardımcılarının belli başlı zaaflarını bildikleri ve bir açık yakalamaya çalıştıkları da çok açık. Umarım MHP’nin başına gelenlerin Devlet Bahçeli’nin “Faaliyetler durdurulsun” açıklamasıyla ilgisi yoktur…