Murat Arısoy

Refikimiz mi rakibimiz mi? – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

18 Ocak 2013 Cuma 02:00:00
  Afyonkarahisar ile Kütahya, birbirine çok yakın ama belki bir o kadar da uzak iki şehir. Coğrafi bakımdan, adetler, gelenekler, görenekler bakımından iki şehir gerçekten çok yakın. Yemeklerimizin bile aynı olduğu söylenir. Ama gel gör ki bu yakınlık, benzer konularda öne çıkma yarışına döndüğünde ezeli rekabete dönüşebiliyor.
Zafer Havaalanı’na gittiğimde, Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün tanıtım bürosuna uğradım. Havaalanı Kütahya il sınırları içinde olduğu için, Kütahya’nın tanıtım bürosu kurulmuş. Büroda Afyonkarahisar ile ilgili tanıtım broşürleri de var, ama ben Kütahya hakkında hazırlanan CD’yi aldım.
İki hafta geçti üzerinden, merak ettim. Acaba, Kütahya nasıl anlatılmıştı?
23 dakikalık tanıtım, “sağlık, termal, Frig Vadisi, kiraz, vişne, leblebi, konaklar, Aizanoi, Devlet Hatun, Dumlupınar” kelimeleriyle başlıyor. Bu kelimelerde herhangi bir “başkent” vurgusu yok, ama Kütahya ile bu kelimelerin özdeşleştiği mesajı veriliyor. Tanıtımda “başkent” kelimesi “Mevlevilik’in ikinci başkenti” tanımlamasında geçiyor.
Tanıtım, bir metin üzerinde, adeta bir hikâye anlatılarak geliştirilmiş. İlk bölümde “Kütahya’nın Pınarları” türküsü çalarken, tok sesli bir anlatıcı tane tane aktarıyor Kütahya ile ilgili bilgileri.
“Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı, ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz, ileri’ emrinin verildiği yer” şeklinde tarif edilen Kütahya’nın pek çok özelliği, tanıtımda dile getirilmiş. 2006 yılında hazırlanan tanıtımda ne dönemin Kütahya Belediye Başkanı, ne de dönemin Kütahya Valisi görünüyor. Bir anlatıcı, sizinle karşılıklı konuşur gibi bir şehrin tarihini, kültürünü, kaynaklarını, gelecek hayallerini paylaşıyor.
1000 yıllık anıtağaç, Ertuğrul Gazi’nin annesinin kabri, Kütahya Kalesi, 1237’de, şehirde inşa edilen ilk Mevlevi Camii, Macar Evi, Dumlupınar, ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ni tanıtımda görüyoruz. Keza tarihi değer taşıyan Kütahya Evleri’nin, şehir için ne kadar önemli olduğunun altı çizilmiş.
Kütahya’nın tanıtımında, kentin termal turizm ve yayla turizmi merkezi olduğu üzerinde ayrıca ve çokça durulmuş.
Tanıtımda termal zenginlikle ilgili şu cümle kullanılmış:
“Kütahya, 5 termal merkezi, 32 kaynağı ile en zengin termal kaynaklara sahip tek il olarak gösteriliyor.”
Kim, nasıl gösteriyor belli değil; fakat böyle bir iddiadan haberimiz oluyor en azından. Öğreniyoruz ki, 2006 yılında Kütahya şehir merkezine 16 kilometre uzaklıktaki Yoncalı Termal Bölgesi’nde 200 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi bulunuyor. Bizim Rehabilitasyon Merkezimiz ise Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin öncülüğünde ve 2012’de hizmete girebildi.
Yine tanıtımdan öğreniyoruz ki dünyanın ilk yazılı toplu iş sözleşmesi, Kütahya’da imzalanmış; seramiğin yanı sıra bor madeni ve elmas işlemeciliğinde de Kütahya, önde gelen iller arasındaymış.
Kütahya’nın tanıtımı böyle. Öyle başkentler savaşına girmeden, sade görünümlü ama iddialı bir tanıtım hazırlanmış. Hiçbir protokol yetkilisi konuşmamış, hiçbir işadamına söz verilmemiş. Ama “kentliliğin ortak bir değer olduğu”na dikkat çekilmiş.
Kıssadan hisse…

ZAFER’DE KARGO
MÜMKÜN MÜ?
Kütahya denilince tabii Zafer Havaalanı geliyor aklımıza. Özellikle de 25 Kasım’a kadar bize “bölgesel” olarak sunulan, ancak 25 Kasım 2012’deki açılışta “Kütahya’nın olduğunu” idrak ettiğimiz o meşhur havaalanı. Havaalanı ile ilgili siyasilerin propagandalarının ne boyutta olduğunu hepimiz hatırlıyoruz. Burada unutulan bir başlığı hatırlatmak istiyorum. Siyasilerin vaatlerine göre Zafer Havaalanı’nda kargo taşımacılığı da yapılacaktı. Sultandağı’nda üretilen meyveler, aynı gün Avrupa ülkelerine ulaştırılacaktı. Ancak baktık, sorduk, soruşturduk ki Zafer Havaalanı butik havaalanı olarak inşa edilmiş. Butik havaalanı ise “uluslararası yolcusu bol, buna karşılık yatırımı ve işletme gideri düşük maliyetli havaalanı” demekmiş. Yine sorduk, soruşturduk ki Zafer Havaalanı’nın öyle meyve ihracatını karşılayacak büyük soğuk depoları yokmuş. Peki bu hâliyle Zafer Havaalanı’nda kargo taşımacılığı mümkün mü? Hayır. İleride kargo taşımacılığı yapılır mı? Eh, talep gelirse, uygun görülürse, ihtiyaç olursa, para kazandırırsa. Kısacası, zor…

UŞAK’A LOJİSTİK KÖY KURULUYOR
Kargo taşımacılığının önemli bir yükünü de demiryolları çekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları, ülkenin 16 merkezinde lojistik köyler kurarak kargo alanında atılım yapmayı hedefliyor. Lojistik Köy Merkezleri şöyle sıralanıyor:
Eskişehir (Hasanbey), İzmit (Köseköy), Kayseri(Boğazköprü), İstanbul (Halkalı/Ispartakule) Samsun (Gelemen), Balıkesir (Gökköy), Mersin (Yenice), Uşak, Erzurum (Palandöken), Konya(Kayacık), Kaklık (Denizli), Bilecik (Bozüyük), Kahramanmaraş (Türkoğlu), Mardin, Kars, Sivas.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın düzenlemesine göre Lojistik Köyler’de konteyner yükleme boşaltma ve stok alanları, gümrüklü sahalar, müşteri ofisleri, otopark, tır parkı, bankalar, restaurantlar, oteller, bakım onarım ve yıkama tesisleri, akaryakıt
istasyonları, antrepolar, tren teşkil kabul ve sevk yolları bulunacak.
Benden söylemesi…

Yazarın Diğer Yazıları