Murat Arısoy

Serviste emniyet kemeri zorunlu olmalı

Murat Arısoy

21 Eylül 2012 Cuma 03:00:00
  Afyonkarahisar’da Güvenli Trafik Projesi hayata geçirildiğinden bu yana, emniyet kemeri ile ilgili duyarlılıkta, hassasiyette bir artış söz konusu.
Her ne kadar “Ceza ile bu duyarlılık kısa vadede sonuç verir. Ama uzun vadede sonuç almak için rehavete kapılmamak lazım” fikrini savunsam da emniyet kemerinin kullanımının Afyonkarahisar’da yaygınlaşacağına inanıyorum.
Burada şunu sormak lazım: Kendimiz kadar çocuklarımızı düşünüyor muyuz?
Gazeteniz Kocatepe’ye trafik sorunu ve Güvenli Yol Projesi hakkında bilgi veren Afyon Kocatepe Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Güvenli Trafik Projesi’nin Afyonkarahisar Koordinatörü Doç. Dr. Hüseyin Akbulut, çocuklara önem vermemiz gerektiğini şöyle özetlemişti:
“40 kilonun altında ve 11-12 yaşındaki hiçbir çocuk önkoltuğa oturamaz. Annenin önünde babanın önünde oturuyor çocuk. Bu araç 20-30 km hızla bir hızla bir yere çarparsa 500 kiloluk bir kütle gibi cama doğru hareket eder. 40 kilogramın altında hiçbir çocuk ön koltuğa oturmamalı. Kaza anındaki çocuk ölümleri Avrupa’da yüzde 3, bizde yüzde 40’tır. Çocuk koltuğu vardır. Çocuk oraya oturur. Yoksa çocuk bir pinpon topu gibi sağa sola gidecektir. Emniyet kemeri ve hızdan sonra çocuklarımızın hayatlarını korumalıyız bunu anlatmalıyız.”
Diyelim ki kendi özel otomobilimizde, aracımızda Doç. Dr. Hüseyin Akbulut’un çizdiği çerçeve uyduk. Her türlü önlemi aldık. Peki ya servisler?
Okullarda eğitim-öğretim sezonu başladı. “İkametgah” ilkesine göre kayıt yaptırılsa da Afyonkarahisar merkez ve ilçelerde öğrenci servislerinin bulunduğu da malum.
Bu servislerle ne kadar ilgileniyoruz?
Çocuklarımızın servislerde emniyet kemeri takmasına ilişkin bir zorlayıcılık sınırımız var mı? Örneğin servis sağlayan kişi ya da kurumlarla anlaşma sağlarken “Çocuğumu emniyet kemeri taktırarak seyahat ettireceksiniz” şartı getiriyor muyuz?
Bu konuda biraz duyarlılığa ihtiyacımız var.

HIZ KESİCİLERE DİKKAT
Söz trafikten açılmışken, bir de duyarlı bir büyüğümün dikkatini çeken konuyu yazmak isterim. Değerli büyüğüm şöyle diyor:
“Caddelerde hız kesicilere ihtiyaç vardır, vatandaşlardan bu konuda talepler de geliyor olabilir. Ama şu hız kesiciler, yerden 5-6 santimetre yükseklikte olmamalı. Özellikle cankurtaran araçlarının hızla hareket etmesi gerekiyor. Ama durumu acil olan hastalar için bu hız kesiciler işkence hâline dönüşüyor. Bu hız kesiciler illâ yapılacaksa, şoföre tedirginlik veren, aracın yavaşlatılmasını sağlayan, ancak aracı yerinden ‘zıplatmayan’ bir yöntem bulunmalı.”

HADİ SEN DE SINIFTA KAL
Eğitim-öğretim sezonunun başlaması, okullardaki “zil” seslerini de hatırlamamıza vesile oldu. Bazı okullar “Öğretmen Marşı” gibi öğretici ve bir amacı olan ezgiler seçmiş. Gayet güzel. Fakat bazı okullar var ki seçtikleri zil ezgisinin sözleri tuhaf. Ezgi ile sözlerin doğrudan bağlantısı yok, kabul ediyorum. Bununla birlikte “Hadi sen de sınıfta kal” dizesini içeren bir şarkının eğitim yuvasında çalınmasını garipsiyorum. Bazı okullar da sağolsunlar “Apaçi” dansının müziğini tercih etmişler. Apaçi dansı, gençlere eğlenceli gelebilir. Lakin o şarkı ile ne “dindar” nesil yetiştirilir, ne de “devrimci” nesil. Bilinçsiz, belki daha boşvermiş nesillerin ülkenin geleceğinde söz sahibi olmasını istemeyiz değil mi?

Yazarın Diğer Yazıları