Tam da memur, emekli ve asgari ücretliye yapılacak zammın belirleneceği dönemde, Türkiye İstatistik Kurumu’nun enflasyonu “neredeyse görünmez” ilan ettiği bir anda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda alınan karara şaşırdık…
Komisyonda, 30 bine yakın üst düzey memur (uzman, denetçi, genel müdür vb) maaşlarına “seyyanen” 30 bin lira zam yapılması kararlaştırıldı. Demek 150 bin üst düzey memur olsaydı 150 bin lira seyyanen zam yapılacaktı… Şaka bir tarafa, Komisyon’a gelen metinde doğrudan “30 bin” yazmıyor. Memurlara özel maaş göstergeleri üzerinden teknik bir metin hazırlanmış.
Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne göre “seyyanen”, “eşit olarak” anlamına geliyor. Yani, bahsi geçen “üst düzey” yönetici ve memurların maaşlarına hiçbir ayrım yapmadan 30’ar bin TL eklenecek.
Kararın duyurulmasından sonra Plan ve Bütçe Komisyonu’nun tutanaklarını inceledim. Komisyon’da AK Parti, MHP, CHP, İYİ Parti, DEM ve Yeni Yol gruplarından Milletvekilleri var. Tutanaklara göre “seyyanen” zam kararı Komisyon’daki tüm parti grubu temsilcilerinin oybirliğiyle alınmış, Komisyon’da birçok farklı meseleye itiraz eden parti temsilcileri, bu karara “evet” demiş.
“Üst düzey yöneticilere 30 bin seyyanen zam verilmesi doğru değildir” itirazlarının yükselmesinin ardından CHP’li milletvekilleri ve Yeni Yol (Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi) grubu siyasetçileri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Grup Toplantıları ve basın toplantılarında “konu hakkındaki endişelerini” dile getirdi. Hatta CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Bize böyle söylenmemişti” minvalinde açıklama yaptı. Partiler, Komisyon’da “evet” dedikleri konulara kamuoyu önünde bu kadar kolay “hayır” diyebiliyorsa, bize gülmek düşüyor.
Bu seyyanen zam, AK Partili gazeteci Şamil Tayyar ile AK Parti’ye ilk günden bu yana muhalefet eden Nevşin Mengü’yü de ortak noktada buluşturdu. Şamil Tayyar, Komisyon Başkanı Mehmet Muş’un kendisini aradığını belirterek şu paylaşımı yaptı:
“Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız Mehmet Muş aradı, uzman maaşlarına 30 bin liralık artışla ilgili teklifi konuştuk. Bu düzenlemeye neden ihtiyaç duyulduğunu anlattı. ‘Kariyer meslek’ olarak tarif edilen uzmanlığın düşük maaş nedeniyle kamuda can çekiştiğini, SPK’dan BDDK’ya kadar kritik kurumlarda rapor hazırlayacak nitelikli uzman bulmakta zorlanıldığını ve sistemin tıkanmak üzere olduğunu söyledi. Bu sorunun vahametini fark ettikleri için muhalefetin de destek verdiğini aktardı. Bu düzenlemeden toplam 30 bin civarında uzman, müfettiş ve kritik görevlerdeki üst düzey yöneticilerin faydalanacağını ifade etti. Bu yaklaşıma katıldığımı anlatıp ‘haklısınız ama kamuda genel bir reforma ihtiyaç var, palyatif tedbirlerle olmaz’ dedim. Hak verdi, ekledi: ‘İlk aşamada sistemdeki tıkanıklığı gidermek istiyoruz, ileride o da olacak.’ Makul buldum, önceki twitimi sildim. İnşallah, ileride kapsamlı bir kamu reformu yapılır ve bu tartışmalar son bulur.”
“Daimi muhalif” Nevşin Mengü de bakın konu hakkında ne yazdı:
“Üst düzey kamu personeline seyyanen zam eleştiriliyor. Ancak üst düzey kamu görevlisi, eğitimi ve özellikleri yüksek kişilerden oluşuyor. Çoğu masterlı doktoralı, iyi derecede dil bilen personel. Devletin bu personeli özel sektöre kaptırma ihtimali yüksek. Giderlerse gitsinler denebilir ancak bürokrasinin vasata teslim olmasının kimseye hayrı olmayacağını da düşünmek lazım.”
Siyaset öyle bir sihirli değnek ki iki ayrı kutbu “yükseklere tanınan ayrıcalık” hakkında bile birleştirebiliyor.
(Bu arada… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “seyyanen zammı geri çekin” talimatı verdiği öğrenildi. Allah’tan, halkın hislerini bilen yöneticilerimiz de var.)
MEMUR, EMEKLİ, ASGARİ ÜCRETLİ…
“Yükseklere” 30’ar bin zam yapılacak, bu zamma bir de memura yapılacak zam eklenecek. Bunu söylemeyi unutmayalım. Peki bu sırada memur, emekli ve asgari ücretliye ne olacak? Büyük ihtimalle memur ile emekliye yüzde 20 civarında zam verilecek; asgari ücretliye de yüzde 25 zam “layık görülecek.”
Alım gücünün bir yılda yüzde 20 dolaylarında azaldığı bir ülkede yüzde 20-25 zam aralığı yeter mi?
Bu soruya cevap vermek çok kolay.
Ancak seyyanen 30 bin alan yöneticilerin asgari ücretin belirleneceği komisyonda olduğu bir durumdan bahsediyoruz.
Hiçbir zaman asgari ücret almamış sendikalıların, asgari ücretin belirlenmesinde söz sahibi olduğu bir ülkeden bahsediyoruz.
Kolay sorunun cevabını zorlaştıran unsurlardan bazıları bunlar…
Gazeteci Ünsal Ünlü, asgari ücrete ilk büyük zam yapıldığında “Zam iyi gibi görünse de ülkemizdeki çalışanların büyük bölümü için asgari ücretin temel ücret haline geleceğini göreceğiz” demişti, kendi Youtube kanalında.
Geldiğimiz noktada haklı çıkan Ünlü, müneccim değil kuşkusuz… İyi bir gazeteci…
Konunun bir de işveren boyutu var: Sabit gelirlinin durumu kötü de işverenin durumu muhteşem mi? Vergi yükü, maliyet yükü, hemen hemen her sektörde yaşanan pazar daralması…
Parası olanın parayı faize ve gayrimenkule yatırdığı bir sistemde, üretime kapı açılması mümkün görünmüyor.