12 Aralık 2011 Pazartesi 02:00:00
Pencereyi açtım. Saat 23.00 dolaylarıydı. Ortalık, gece için iyi sayılabilecek görüş mesafesine sahipti. Ancak önce burnum sızladı, sonra ciğerlerimde bir tuhaflık hissettim…
Ve sonra o malum cümle geldi aklıma:
-Sistir…
Eyvah, bu bir karakış karabasanı hâline mi dönüştü yoksa?
Ben 2009’dan bu yana “sistir” cümlesini tekrarlayıp duruyorum. Halbuki bu tanım bana ait de değildi.
2009’da Kurban Bayramı’nda İhsaniye ziyareti sırasında gazetecilerin sorularına yanıt verilmişti. Bir ajansın servis ettiği yanıt şöyleydi:
“Afyonkarahisar’da da son zamanlarda biliyorsunuz yoğun sis vardı ve vatandaşımız bunu hava kirliliği olarak algılıyor.”
“Sistir”in kaynağı bu cevaptır.
Aynı cevabın, başka bir ajans tarafından servis edilen haberinde ise “Bazen inversiyon dediğimiz hadise oluyor. Vatandaşımız bunu hava kirliliği olarak anlıyor” ifadeleri kullanılmış.
Türk Dil Kurumu’nun internette yayınlanan sözlüğünde “inversiyon” kelimesinin karşılığını bulamadım. Tam “sistir” diyecektim ki www.bilgiustam.com adlı sitede “inversiyon”un ne anlama geldiğine dair bir bulguya rastladım. www.bilgiustam.com’daki tanım şöyle:
“inversiyon, atmosferik şartların en muhtemel sonucunda meydana gelir. Sıcaklık inversiyonu, bacadan veya egzozdan atılan kirleticiler olmazsa, genel olarak zararlı sonuçlar oluşturmayan normal bir meteorolojik olaydır. Sanayi bölgeleri ile şehir içi bölgelerde inversiyon olayı hava kalitesi üzerinde olumsuz etki oluşturabilir. Bacadan atılan sıcak ve hafif gazlar yükselir, genleşir ve sonra soğur. İnversiyonlu günlerde bacadan atılan sıcak kirleticiler yer seviyesinde tutulabilir ve birikebilir. Bu durumda bacalardan ve egzozlardan atılan kirleticiler inversiyon tabakası içinde veya altında tutulur ve birikmeye başlar. Bacadan atılan kirletici miktarı azaltılmıyorsa ve inversiyon süresi de uzuyorsa o bölgede ciddi hava kirliliği problemi yaşanabilir.”
Bu tanımdan çıkardığım sonuç şu: Evet Afyonkarahisar’ın havasında “inversiyon” var. Ama inversiyon dışındaki etkenler, yani “kirleticiler” havanın kirliliğinde önemli rol oynuyor. “Sistir” denilip de geçilecek bir hadise değil anlaşılan.
Hem sadece Afyonkarahisar’da değil, Antalya ve Isparta’da da vatandaşların nefes alamamasının sebebi “sistir”… En azından yetkililer böyle diyor.
Fakat kafamızı yormayalım canım. Büyüklerimiz bizim yerimize düşünür. Düşünmezlerse “Sistir” der geçeriz. Hatta bir TBMM Başkanvekili’ne başvurabiliriz bu bağlamda… Ki o Meclis’i yönetirken kurduğu ve yarım bıraktığı cümleyi tamamlasın… “Tamamlama” işlemi bittikten sonra da “Ben ‘öz’ anlamında ‘has’ ifadesini kullandım. Afyon’daki durum öz-sistir” diyebilsin.
Sonra bu açıklamaya da şaşırırız. “Aman canım, sistir, gider” diye düşünüp rahatlarız.
Aklınızda bulunsun…
Bundan sonra karşılaştığınız hiçbir sorun karşısında sinirlenmeyin, darılmayın, bıkmayın…
“Sistir” deyip geçin.
Çevre düzenlemesini mi beğenmiyorsunuz? Beğenmediğiniz aslında “sistir”…
Müdürden fırça mı yediniz… Fırçanın sebebini açıklıyorum:
-Sistir!
Ödevi yetiştiremediniz mi? Gerekçe hazır:
-Sistir!
Kahve taştı, ocak mı battı? Bunun da nedeni mutlaka “sistir”…
Sevdiğiniz dizinin dedikodusu bir hafta sürecek en heyecanlı yerinde elektrik mi kesildi? Sebebi nedir bilin bakalım: Sistir…
Yeni boyadığınız ayakkabınız, sokakta 10 dakika dolaştıktan sonra tanınmaz hâle mi geliyor?
Tahmin edin neden? E tabii ki “sistir”…
Bir sürü işiniz varken, Torba Yasa’nın taksitini ödemediğinizi hatırladınız ve o gün ayın son günü mü? Vezne önünde geçirdiğiniz 2 saat için hiç hayıflanmayın… “Sistir” tek sebep.
Hani dilim varmıyor ama, “kabahatin çoğu”, “sistir” kardeşim…
Pencereyi açtım. Saat 23.00 dolaylarıydı. Ortalık, gece için iyi sayılabilecek görüş mesafesine sahipti. Ancak önce burnum sızladı, sonra ciğerlerimde bir tuhaflık hissettim…
Ve sonra o malum cümle geldi aklıma:
-Sistir…
Eyvah, bu bir karakış karabasanı hâline mi dönüştü yoksa?
Ben 2009’dan bu yana “sistir” cümlesini tekrarlayıp duruyorum. Halbuki bu tanım bana ait de değildi.
2009’da Kurban Bayramı’nda İhsaniye ziyareti sırasında gazetecilerin sorularına yanıt verilmişti. Bir ajansın servis ettiği yanıt şöyleydi:
“Afyonkarahisar’da da son zamanlarda biliyorsunuz yoğun sis vardı ve vatandaşımız bunu hava kirliliği olarak algılıyor.”
“Sistir”in kaynağı bu cevaptır.
Aynı cevabın, başka bir ajans tarafından servis edilen haberinde ise “Bazen inversiyon dediğimiz hadise oluyor. Vatandaşımız bunu hava kirliliği olarak anlıyor” ifadeleri kullanılmış.
Türk Dil Kurumu’nun internette yayınlanan sözlüğünde “inversiyon” kelimesinin karşılığını bulamadım. Tam “sistir” diyecektim ki www.bilgiustam.com adlı sitede “inversiyon”un ne anlama geldiğine dair bir bulguya rastladım. www.bilgiustam.com’daki tanım şöyle:
“inversiyon, atmosferik şartların en muhtemel sonucunda meydana gelir. Sıcaklık inversiyonu, bacadan veya egzozdan atılan kirleticiler olmazsa, genel olarak zararlı sonuçlar oluşturmayan normal bir meteorolojik olaydır. Sanayi bölgeleri ile şehir içi bölgelerde inversiyon olayı hava kalitesi üzerinde olumsuz etki oluşturabilir. Bacadan atılan sıcak ve hafif gazlar yükselir, genleşir ve sonra soğur. İnversiyonlu günlerde bacadan atılan sıcak kirleticiler yer seviyesinde tutulabilir ve birikebilir. Bu durumda bacalardan ve egzozlardan atılan kirleticiler inversiyon tabakası içinde veya altında tutulur ve birikmeye başlar. Bacadan atılan kirletici miktarı azaltılmıyorsa ve inversiyon süresi de uzuyorsa o bölgede ciddi hava kirliliği problemi yaşanabilir.”
Bu tanımdan çıkardığım sonuç şu: Evet Afyonkarahisar’ın havasında “inversiyon” var. Ama inversiyon dışındaki etkenler, yani “kirleticiler” havanın kirliliğinde önemli rol oynuyor. “Sistir” denilip de geçilecek bir hadise değil anlaşılan.
Hem sadece Afyonkarahisar’da değil, Antalya ve Isparta’da da vatandaşların nefes alamamasının sebebi “sistir”… En azından yetkililer böyle diyor.
Fakat kafamızı yormayalım canım. Büyüklerimiz bizim yerimize düşünür. Düşünmezlerse “Sistir” der geçeriz. Hatta bir TBMM Başkanvekili’ne başvurabiliriz bu bağlamda… Ki o Meclis’i yönetirken kurduğu ve yarım bıraktığı cümleyi tamamlasın… “Tamamlama” işlemi bittikten sonra da “Ben ‘öz’ anlamında ‘has’ ifadesini kullandım. Afyon’daki durum öz-sistir” diyebilsin.
Sonra bu açıklamaya da şaşırırız. “Aman canım, sistir, gider” diye düşünüp rahatlarız.
Aklınızda bulunsun…
Bundan sonra karşılaştığınız hiçbir sorun karşısında sinirlenmeyin, darılmayın, bıkmayın…
“Sistir” deyip geçin.
Çevre düzenlemesini mi beğenmiyorsunuz? Beğenmediğiniz aslında “sistir”…
Müdürden fırça mı yediniz… Fırçanın sebebini açıklıyorum:
-Sistir!
Ödevi yetiştiremediniz mi? Gerekçe hazır:
-Sistir!
Kahve taştı, ocak mı battı? Bunun da nedeni mutlaka “sistir”…
Sevdiğiniz dizinin dedikodusu bir hafta sürecek en heyecanlı yerinde elektrik mi kesildi? Sebebi nedir bilin bakalım: Sistir…
Yeni boyadığınız ayakkabınız, sokakta 10 dakika dolaştıktan sonra tanınmaz hâle mi geliyor?
Tahmin edin neden? E tabii ki “sistir”…
Bir sürü işiniz varken, Torba Yasa’nın taksitini ödemediğinizi hatırladınız ve o gün ayın son günü mü? Vezne önünde geçirdiğiniz 2 saat için hiç hayıflanmayın… “Sistir” tek sebep.
Hani dilim varmıyor ama, “kabahatin çoğu”, “sistir” kardeşim…