10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla çeşitli programlar yapıldı, programlar vesilesi ile sohbet ortamı oluştu; farklı konuların gündeme gelmesi sağlandı. Esasında gazeteciler, yerel yöneticilerin en büyük paydaşı. Sosyal medyanın yaygınlaşmasına ve her sosyal medya hesabının adeta bir muhabir kimliğine dönüşmesine rağmen, sahada olayları yorumlayacak; olguları öncesi ve sonrası ile bir bağlam çerçevesinde irdeleyebilecek gazetecilere ihtiyaç hâlâ var. Hatta bu ihtiyaç, yapay zekâ gibi ucu bucağı olmayan bir mecra ile tanıştığımızdan bu yana daha arttı, çünkü insan netice itibariyle bir gerçeklik hissi arıyor.
Şunu da belirtmek gerek: Gazeteciliğin yazgısıdır. Olumlu konuları yazdığınızda sizden iyisi olmaz, olumsuz konuları yazdığınızda sizden kötüsü olmaz.
Böyle bir durum başıma geldi, izninizle paylaşayım:
Bundan 10 yıl önceydi…
Bugünün Afyonkarahisar Belediyesi Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent, daha Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi değilken ve siyasette bu kadar vitrinde yer almıyorken, gençlerin eğitimi için önemli bir projeye zaman ayırıyordu. Ahmet Bey’in eşi Melike Akkent, merkeze bağlı ama uzak köy okullarına gidiyor, ilim ve fenni anlatıyor, Nobel Ödüllü Aziz Sancar gibi bilimadamlarının da hayatlarından örnekler veriyordu.
O dönem Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Abdioğulları vasıtasıyla tanıştığım Ahmet Akkent ile merkeze bağlı Kızıldağ Köyü’ne gittik. Sunum son derece etkileyici idi, okuldaki öğrencilerin gözünde büyük ışıklar yanmıştı.
Afyonkarahisar’a döndükten birkaç gün sonra bu konuyla ilgili röportajımızı yayınlamıştık; benim de “Afyonkarahisar’da güzel şeyler oluyor” diye düşündüğüm bir etkinlik olmuştu.
Yıllar geçti, ben Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Basın Müdürü oldum. Ahmet Akkent de çetin geçen seçim süreci sonucunda ATSO Meclis Üyesi oldu. Selamlaşmalarımız, ayaküstü konuşmalarımız yine devam etti.
Ahmet Akkent, Afyonkarahisar Belediye Meclisi Üyeliği’ne seçildikten sonra çıtasını daha da artırdı; Afyonkarahisar Belediyesi Kent Konseyi Başkanı seçildi. Akkent, Kent Konseyi Başkanı seçildikten sonra “Bir Haftada 3 Başkan Belirlendi” başlıklı köşe yazımda şu cümlelere yer verdim:
“İş insanı, ATSO Meclis Üyesi ve Belediye Meclis Üyesi Ahmet Akkent, Afyonkarahisar Kent Konseyi Başkanı oldu. Akkent, sektöründe kaliteli üretim yapan başarılı bir iş insanı. Eşi Melike Akkent ile bundan yıllar önce köy okullarını ziyaret ederek fen bilimlerini anlatırdı. Ben de bir ziyarete katılmıştım. Öğrencilere bilim sevgisini aşılıyorlardı. Kent Konseyi Genel Kurulu’na katılan sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin Akkent’i oybirliğiyle seçmesi önemli bir başarıdır. ‘Akkent ne yapacak’ sorusunun cevabını ilerleyen günlerde bulacağız, ama en azından ‘Atatürk fotoğrafını kaldıralım’ gibi gereksiz bir tartışma çıkmayacağını biliyoruz.”
Ahmet Akkent, Kent Konseyi logosundan Atatürk fotoğrafını kaldırmadı, ama iki farklı konu ile gündeme geldi:
Birincisi, 31 Mart 2024’teki yerel seçimden hemen sonra Belediye Başkanı Burcu Köksal tarafından bir kandil günü dağıtılan lokum ile… Bu konuda Kocatepe, lokumların bağış mı yoksa alım sonucunda dağıtıldığını sormuştu. Bu soru sonunda zoraki bir açıklama gelmişti.
İkinci konu ise Ahmet Akkent’in, 25 Ağustos 2025’te başlayacak olan Zafer Haftası’ndan bir gün önce, 24 Ağustos 2025’te kişisel sosyal medya hesabından paylaştığı hikâye idi.
Bu konuda da “Tepki Gösterdiklerimiz, Tepki Göstermediklerimiz” başlıklı bir yazında şöyle bir cümle kurmuştum:
“Mesela, şu ana kadar hiçbir Kent Konseyi yöneticisi, Zafer Haftası’ndan hemen bir gün önce alkol görseli ile Yunan adalarından ‘Kalimera’ (Yunanca günaydın) mesajı vermeyi aklına getirmemişti. Bu yıl yaşanan böyle bir durumu görenler anlam veremedi; anlam verenler ise tepki vermedi. ‘Aman her şeye karşı çıkıyoruz, bizden olmasın bu sefer’ anlayışı mı hâkim? Ya da yeteri kadar ‘etkileşim’ alınamayacağı mı düşünüldü?”
Bu kadar yazıyı neden yazdım?
Afyonkarahisar’da gazeteciliğin duayeni İbrahim Yüksel’in yazdığı Afyonkarahisarlıca Sözlük’ün Alimoğlu Kültür Sanat ve Araştırma Merkezi’ndeki tanıtım toplantısına katılmıştım. İbrahim Ağabey her zamanki nezaketi ile konuklarını ağırladı. Orada bir konu dikkatimi çekti: Afyonkarahisar Belediyesi Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent, benim 1 metre yakınımda bulunan en az 4 kişiyle tokalaştı. Ancak bana karşı bir hamlede bulunmadı, ben de aynı şekilde sessiz kaldım.
Bir haber ve bir köşe yazısındaki “iki tek” cümle, Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent’i sinirlendirmiş olacak ki, 2016’dan bu yana tanıdığı, etkinliğe götürdüğü; ATSO’da Meclis ve Meslek Komiteleri sırasında selamlaştığı beni tanımamaya başladı. Tabii bu tanımama, unutma değil; diplomatik bir tanımama.
Makam ile sınanmak böyle olmalı…
YAŞASIN DERNEK KARDEŞLİĞİ (!)
Kurtuluş Savaşı’nda Arjantinliler tarafından işgal edilmedik, Japonlar ile mücadele etmedik… Bizim Kurtuluş Savaşı’nda topraklarımızda esas gözü olan devlet Yunanistan’dı. Yunanistan, dönemin büyük devleti İngiltere’ye de güvenerek Türklere meydan okumaya kalktı, cevabını da aldı.
Afyonkarahisar Belediyesi Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent’in 24 Ağustos 2025 tarihinde, yani Zafer Haftası’ndan bir gün önce Yunanca paylaştığı sosyal medya “hikayesi”ni benim gördüğüm gibi pek çok kişi gördü. “Bunda ne var” deyip geçebileceğimiz bir konu değil.
Afyonkarahisar gibi “Kurtuluşun Başkenti” olarak tanımladığımız bir şehrin Kent Konseyi Başkanı neden böyle bir paylaşım yapar? Kötü niyet aramasak bile farkında olmama durumu ve bilinç eksikliğinden bahsedebiliriz.
Şu kadarını net olarak söyleyebilirim:
Kent Konseyi logosundan Atatürk simgesini kaldırmakla eleştirilen eski Başkan Şemsettin Yasan’a silah zoruyla bile, Zafer Haftası öncesinde Yunanca paylaşım yaptıramazsınız.
Şehir için yaptıklarını tartar, yapamadıklarını eleştirir; ekmek teknesine yönelen susturma girişimlerini eleştiririz; ama hakkı teslim etmek gerek: Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’a da silah zoruyla bile Zafer Haftası öncesinde Yunanca paylaşım yaptıramazsınız.
Akkent’in bu paylaşımını gören AK Partili siyasetçilerimiz acaba neden sustu?
Hem de bu siyasetçilerimiz, Kent Konseyi’nin birinci yılındaki Genel Kurul’da Afyon kamuoyunu -haklı olarak- alkol üzerinden ayağa kaldırmışken…
Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent’in Yunanca ve alkol şişeleri ile mesajını neden eleştirmediler?
Esasında cevabı 4 aydır kendime sorduğum sorularla bulmaya çalışıyordum; ancak kesin hüküm veremiyordum. Geçen hafta yapılan Afyonkarahisar Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin 23’üncü Olağan Genel Kurulu’ndaki fotoğraflar bana net cevabı verdi.
AK Partili siyasetçilerimiz, Ahmet Akkent’i eleştiremezler.
Çünkü AFSİAD’da kimisinin ortağı, kimisinin kendisi Ahmet Akkent ile aynı yönetimi paylaşıyorlar.
Tam bu noktada siyasi dava, yerini dernek kardeşliğine bırakıyor.
Gazetecilere “Bize malzeme verin de Burcu Köksal’ı eleştirelim” diyen büyüklerimiz, bu sınıfsal olguyu bir kez daha düşünmeliler…
