Murat Arısoy

Tebessüm Öğretmeni – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

10 Aralık 2012 Pazartesi 02:00:00
  Aileden gelen bir alışkanlık belki. Yazıp çizeriz, kâğıtlara. Dedemin, babamın, iki ağabeyimin yazma ile ilgili tecrübeleri olmuş, benim de tabii. Annem, ilk şiir denememi 4 buçuk yaşında “söylediğimi” anlatır. “Söylediğimi” diyorum, çünkü ben söylemişim, ağabeyim yazmış.
Yazıya-çiziye merakım varmış küçüklükten bu yana, ancak yoğunlaşmamışım.
Düzenli sayılabilecek yazı-çiziye ise Lise-1’de başladım. Kırklareli Anadolu Lisesi’nin orta kısmını bitirip lise kısmına geçince “büyük, erişkin” zannettim kendimi. Sıralara bir şeyler yazmak istiyordum, ama ne?
Bir süre sonra bana ait olmayan kelimeleri, cümleleri sıralara not ettiği gördüm. “Kötü örnek” ya da “suçu öven” olmayayım. Lise sıralarına kurşun kalemle yazardım, ne yazarsam. Devlet malı olduğu için, öyle kalıcı zararlar vermedim hiç. “Silinebilen” yazılardı onlar. Ama hiç işin içinden çıkamazsam, en azından zımpara alır, “karaladığım” sıraları pırıl pırıl ederdim.
Birden düşünmeye başladım. Kendimi, neden başkalarının sözleriyle ifade ediyordum. Fikir, insana verilen önemli bir hediye. Bunu hayata geçirmek ise, o kadar zor olmamalıydı.
Lise-1’de başladım yazmaya velhasıl. Yazdıklarıma “şiir” diyebilmek zor. “Şiirimsi” diyebiliriz.
Ya da en güzeli şudur: Tarihe not düşme eylemi…
Zira “şiir” algımız geniş. Necip Fazıl Kısakürek ya da Nazım Hikmet Ran geliyor akıllara “şiir” denilince. Benim öyle müthiş tasvirlerim, kinayelerim, teşbihlerim yok. Ancak gördüğüme, duyduğuma, bildiğime şahitliğim var.
Şimdilerde, bir kitap heyecanı yaşıyorum. Ağabeyim Cemal Arısoy ve eşi Melahat Algöncü Arısoy’un hediye ettikleri o küçük sarı sayfalı defterde biriktirdiklerimi de içeren bir dosya hazırladım. Cinius Yayınları’na şiir dosyamı gönderdiğimde, bu yolculuk başlamıştı aslında. Belirli bir sürenin ardından Tebessüm Öğretmeni adlı kitap, Aralık ayının ilk haftası itibariyle çıktı.
Belki devamı gelir…

BİR TEBESSÜM
GÖRÜRSÜNÜZ BAZEN…
Cinius Yayınları, kitap taslağını oluştururken “Arka Kapak Yazısı” istedi benden. O zaman şu satırları yazdım:
“Bir tebessüm görürsünüz bazen, kapıları aralar, kara bulutları dağıtır.
Hani kıpır kıpır olur ya içiniz, kalbiniz yerinde duramaz.
İşte öyle bir tebessüm…
Bir tebessüm görürsünüz bazen, ağlamak bile yakışır o tebessümün sahibine.
Yüzü aydınlanıverir, gülümseyenin.
Tebessüm, insanın ömrünü bereketlendirir.
Tebessüm Öğretmeni, güzel gülümsemeye yazılan dizeler.
Öyle şairane değil.
Ama şairce bir coşkuyla.
Belki bir mısra çekecek sizi.
Belki bir kelime…
Ama mutlaka sevgiyle…”
SEVGİLİ BEN…
Üzerinde insanın adının ve soyadının bulunduğu bir kitaba kavuşmak, bir başarı sayılabilir mi, tartışılır. Ama nefis mücadelesini olumsuz etkilediği kesin.
Ama bilmesin “sevgili ben”..
Kalemin emanet, kâğıdın emanet. Yazıya, şiire vesileler emanet.
Zihnin, fikrin, elin, gözün, algılama düzeyin, yazma isteğin…
Hepsi emanet.
Şimdi var git düşün bakalım.
O emanetlerin gereğini yaptın mı, yoksa yapmadın mı?
Emanetlerin hakkını verdiysen şükret.
Hakkını vermediysen tövbe et.
Hadi bakalım “sevgili ben”…
Kolay gelsin!

CİNİUS YAYINLARI NEDİR?
Cinius Yayınları, merkezi İstanbul’da olan bir yayınevi. Amatör yazar ve şairlere, kendilerini ifade etme imkanı veren Cinius Yayınları’nın sloganı, Destekli Kişisel Yayıncılık. 4 kitap paketinden birini tercih ettikten sonra serüvene başlıyorsunuz. Sözleşme gönderiyorlar size. Kitap yayınının ücreti, ek avantajlar istiyorsanız, o avantajların maliyeti de size bildiriliyor. Onay verdiyseniz, kemerlerinizi bağlayın. Çünkü kısa sürede gözden geçirmeniz için ilk gönderdiğiniz metindeki aksaklıkları giderip size iletiyorlar. “Tamam” derseniz, kitabın tasarımına başlıyorlar. Tasarımın önizlemesini de yine size bilgisayar ortamında gönderiyorlar. Bundan sonra sıra, “kapak” tasarımına geliyor. Bu konuda sizin önerilerinize açıklar, ama illa ki size kapak önerileri de oluyor. Kapak tasarımının ardından ise bekleyişteki heyecan, daha da artıyor.
Cinius Yayınları’nın Destekli Kişisel Yayıncılık ile ilgili yaklaşımı şöyle:
“Kitabınızı kendiniz yayınlamaya kalkarsanız, normalde bir yayınevinin üstleneceği bütün görevleri tek başınıza üstlenmeniz gerekir. Bunların birkaç tanesini saymak gerekirse; ISBN ve bandrol başvurusu yapmak, dosyanızı editöryel anlamda gözden geçirmek, kitabınızın iç sayfalarının tasarımını (layout), kapak tasarımını yapmak, bir matbaa bulmak, bir (ya da birkaç) dağıtımcıyla anlaşmak ve kitabı etkin bir şekilde pazarlamak ve tanıtmak. En büyük sorun kitabınızı bir dağıtım kanalına sokmaktır, çünkü ne kitabevleri, ne de dağıtımcılar tek tek şahıslarla çalışmayı tercih etmezler. Bütün bunlar bir yazarın yazmaya harcaması gereken vakti neredeyse büsbütün elinden alır. Kişisel Yayıncılık’ın avantajı ise, herşeyin sizin kontrolünüzde olması ve masrafları karşıladıktan sonra tüm gelirin size kalacak olmasıdır. Aynı durum Destekli Kişisel Yayıncılık için de geçerli olmakla birlikte, hem yayın dünyasının içinde yer almış olursunuz, hem de kitabınız kitabevlerine ulaşmış olur.”

Yazarın Diğer Yazıları