Açıklamalar, paylaşımlar, sosyal medyada bir anda gelişen tepkiler… “Neler oluyor” demeye kalmadan konunun aslı anlaşıldı. Afyonkarahisar Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Bilgi Evleri’nde Kur’an kurslarının sonlandırılması ile ilgili bir yazı gönderilmiş. Afyonkarahisar İl Müftülüğüne gönderilen bu yazının Belediye, Müftülüğün amiri kurummuş gibi “Rica ederim” ile bitmesi dikkat çekti; ancak tepkilerin merkezinde Kur’an kursu hassasiyeti bulunuyordu.
Afyonkarahisar Belediyesi’nden gönderilen yazıda ise Cumhurbaşkanlığı kararına atıf yapıyor; Çocuk Gündüz Bakımevleri’nin kurulması planlandığından İl Müftülüğünün Bilgi Evleri’nde kullandığı alanların boşaltılması isteniyordu.
Burada “Çocuk Gündüz Bakımevi yapılması için Kur’an eğitimi verilen Bilgi Evleri dışında başka bir mekan bulamadınız mı” diye soru sorulabilir. Bu duruma tepki gösterilebilir, gösterilmelidir, gösterilmiştir. Buraya kadar anlaşılabiliyor.
Bununla birlikte, her kesimden vatandaşlarımızın tepkilerini ve hassasiyetlerini göstermedikleri durumlar da bulunuyor.
Bu kararın gündeme geldiği gün, Asri Mezarlık’ta Mevlid Kandili dolayısıyla kandil simidi dağıtılması geleneğinin yaşatılması olumlu. Ama hiçbir Cumhuriyet Halk Partili kalkıp da “Başkanım, geleneği yaşatalım, ama dini yaklaşımlar üzerinden fotoğraf vermeyelim” demedi mi?
Mesela Kur’an-ı Kerim hassasiyetinin gösterildiği, sosyal medyanın kasılıp kavrulduğu gece, Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) dünyayı şereflendirdiği gece idi. O gece, Afyonkarahisar’da düzenlenen Dünya Motokros Şampiyonası ve NG Afyon Motofest’te bir hanım şarkıcımız, “Aşk bu, Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz” diye şarkılar söyledi, yüzlerce kişi de bu şarkıya ortak oldu. Bu etkinliğin Cumhurbaşkanlığı tarafından himaye edilmesi mi hassasiyet gösterilmesini engelledi acaba?
Allah’tan korkmama mesajının işlenmesi, Kur’an kursunun sona erdirilmesinden daha mı az öneme sahipti?
Mesela, 5 Eylül malum… 2012 yılında Şehit Uzman Saraç Mete Saraç Kışlası’ndaki mühimmat depoda meydana gelen patlamanın yıl dönümü. Afyonkarahisar, Türkiye’nin farklı illerinden 25 şehidini bağrına bastı. 2018’den bu yana Afyonkarahisar’da düzenlenen Dünya Motokros Şampiyonası ve Motofest’te (ilk düzenlendiği sırada NG sponsorluğu yoktu), Eylül’ün ilk haftasına denk geliyor. Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi’nden şu ana kadar “Biz böyle organizasyonlara karşı değiliz, ama en azından 5 Eylül’de konser düzenlenmemesini talep ediyoruz” açıklaması duydunuz mu?
Dernek Şubesi’nin yerel yönetimlerle kurduğu yakınlık-uzaklık konusundan bağımsız olarak soruyorum. Böyle bir talep yerinde olmaz mıydı?
Mesela, şu ana kadar hiçbir Kent Konseyi yöneticisi, Zafer Haftası’ndan hemen bir gün önce alkol görseli ile Yunan adalarından “Kalimera” (Yunanca günaydın) mesajı vermeyi aklına getirmemişti.
Bu yıl yaşanan böyle bir durumu görenler anlam veremedi; anlam verenler ise tepki vermedi. “Aman her şeye karşı çıkıyoruz, bizden olmasın bu sefer” anlayışı mı hâkim? Ya da yeteri kadar “etkileşim” alınamayacağı mı düşünüldü?
SELANİKLİ MAVİ GÖZLÜ SARIŞIN…
“Büyük Taarruz Telgrafları” başlıklı yazımızda küçük bir dizgi hatası olmuş. O nedenle aynı başlığı taşıyan ve asıl meramızın anlatıldığı bölümü yazılı-basılı arşivde bulunması için bir kez daha yayınlıyoruz:
Beni okumaya ve araştırmaya yönlendiren, Afyon Kocatepe Üniversitesi Afyon Meslek Yüksekokulu Pazarlama ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Türker Göksel Hocam, Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre’nin Üsküdar’ın Üç Sırlısı isimli kitaptan bahsetmişti. Kitapta Üsküdar’daki velilere ilişkin bilgiler yer alıyor, bazı “sırlı” sohbetlere de kapı aralanıyordu.
Kitapta, velilerden Sâbit Efendi’nin Milli Mücadele konusundaki cümleleri şöyle aktarılır:
“Müttefik Devletler'in İstanbul'u işgâlinin akabinde, işgâlden yakınmakta ve devletin bekâsı için endişelerini izhâr etmekte olan ihvânına Sâbit Efendi, ‘Hadi, hadi üzülmeyin! Biz o işi Selanik'li, mavi gözlü bir sarışına havâle ettik. O bu işin üstesinden gelecek’ demiş.”