Afyonkarahisar Belediye Meclisi’nde özel halk otobüslerinin zam talebi reddedilmiş. Bunu Gazeteniz Kocatepe’de okuduğumda “Özel halk otobüsü, Turex tarafından işletilseydi, zam talebi geri çevrilir miydi” diye kendime sordum. Cevabı bulamadım. Ancak zam talebinin reddedilmesini bir yolcu olarak olumlu görüyorum. Afyonkarahisar ölçeğinde 1 lira 75 kuruş, kâfi gelecektir. Minibüs esnafı ile minibüs esnafına ait olan Afyon Ulaşım A.Ş. yöneticilerine sorsanız, mutlaka farklı cevaplar vereceklerdir. Ben yolcu olarak nasıl haklıysam, onlar da işletmeci olarak haklıdırlar.
Bu arada Belediye Meclisi Trafik Komisyonu Başkanı M. Emin Birliktir’in “Toplu taşıma, düzene girmeli” sözüne imzamı atıyorum.
Atıyorum atmasına da 6 yıldır bu işin başında olan Birliktir, 2016’ya gelince çözüm önerilerini de söyleyecek mi? Yöneticilerin önerilerini söylemesi değil, uygulamaya geçirmesi gerekir. Düzenleme ve yaptırımları heyecanla bekliyorum.
Bir ek: Sadece toplu taşıma değil, trafiğin olduğu gibi düzene girmesi gerekir. Müze’den Anıtpark’a geliş istikametinde araçların park etmesini yasaklamıştık. Bu yasaktan haberimiz var mı? Kararın alınmasından bugüne kadar hangi araçlara, ne tür cezalar yazıldı? Kurtuluş ile Anıtpark arası, her zamanki gibi.
Ambaryolu’na gelelim: Ambaryolu’ndaki 3’lü, hatta 4’lü park düzenin sorumluluğu kime ait? Otopark ihalesini alan firmanın bile isyan ettiği bu durum, ne zaman normale dönecek? Belki de asıl sormam gereken soru şu: Bu şehre kim sahip çıkacak?
Toplu taşımadan sözü açmışken belirtmek isterim: Acele bir işim varsa ve dolmuş ya da halk otobüsüne bineceksem, işime kesinlikle yetişemem. Bundan önce ne kadar denediysem, hepsinde aynı sonucu aldığım için gönül rahatlığıyla genelleme yapabiliyorum. Meselâ, Kurtuluş Caddesi’nden Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası’na 45 dakikada gelebildiğimi hatırlıyorum. Meselâ, kentin çeşitli bölgelerinde “Dakikamı bekliyorum” diyen, bu nedenle “Ne dakikası, nerede dakika yazıyor” tepkileriyle karşılayan şoförlerin olduğunu şahitliğim var.
Hakikaten, ne dakikası?
Bir çizelgeniz olur, bu çizelge aleni bir şekilde ilan edilir, toplu taşıma aracına ve duraklara asılır da “dakikayı bekleme”yi anlarım.
Neye göre ve kime göre beklendiği, “olağanüstü” göreceli bir kavram toplu taşıma araçlarında.
Meselâ bir gün, öğrenci dolmuşa biniyor, sınava yetişecek. Saat 9.30’daki sınav için saat 9’da dolmuşa binmesi doğal karşılanabilir öğrencinin. Burada doğal karşılanması beklenmeyen, şoförün dolmuşta yer kalmamasına rağmen hareket etmemesi. Saat 9.15 oldu, hâlâ hareket yok… Öğrenciler şoföre seslenmeye başlıyor:
-Neyi bekliyoruz?
-Dakika dolacak…
-Ben sınava nasıl yetişeceğim?
-Taksiye binseydin kardeşim…