16 Nisan 2014 Çarşamba 03:00:00
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 38’inci Turizm Haftası’nı kutladı. Ama sanki kutlamasa daha iyiydi. “Termal turizmin merkezi” diye övünen ve övülen şehirde, Turizm Haftası kutlamasının durumu, protokol katılımından aşağı-yukarı belli oluyordu. Vali Yardımcısı ile Belediye Başkan Yardımcısı, protokolü temsil ediyordu. Hattat Ahmet Karahisari Kültür ve Sanat Merkezi’nin salonu ise, lise ve ortaokul öğrencileri ile dolmuştu. Zaten öğrenciler, öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Sabri Çelik’in konuşması sırasında salonu terk etmeye başladılar. Eh, biraz da haklı sayılırlar. Destinasyon ve pazarlama konusu, o salonun ve o muhatapların konusu değildi ne de olsa.
Etkinliğin güzel yönleri de vardı elbette. Birincisi, Emir Murat Özdilek Anadolu Otelcilik Turizm Meslek Lisesi öğrencilerinin hazırladığı skeç ve şekil verilmiş gıda ürünleri sergisi. İkincisi ise Afyon Kocatepe Üniversitesi Halk Oyunları ve Dans Topluluğu, yöresel kıyafet ve oyunları… Başka bir şey var mıydı? Açıkça söylemek gerekirse yoktu.
Afyonkarahisar’ın ne kadar şanslı olduğunu, ne kadar güzel ürenlerin bulunduğunu, termal suyunun şifalı; toprağının bereketli olduğunu kendi kendimize söyler dururuz. Bunu neden çevre illerden gelecek üniversite öğrencilerine anlatmayız meselâ? Bu organizasyonu yapacak kadar kudretimiz vardır diye tahmin ediyorum. Ve bu tür toplantıları neden kapalı bir ortamda düzenliyoruz da, örneğin Akarçay’da yapmıyoruz? Afyonkarahisar’da kullanılabilecek o kadar yer var ki, basın mensuplarının çağrılıp o bölgede böyle bir tören düzenlenmesi demek, ertesi gün yaygın basın kuruluşlarının da ilgisini çekmek anlamına gelecek. Bu yıl olmadı, gelecek yılı umalım.
Bir de “program” hiç değişmez gibi davranıyoruz. Geçen yıl Turizm Haftası etkinliğini takip edenler, bu yıl neler olacağını tahmin etmekte zorlanmadılar. Halbuki, her yıl kentin bir özelliği ortaya çıkarılsa. Denilse ki, “Bu yıl haşhaşı anlatacağız.” İlaçlarda haşhaş kullanımından, haşhaşlı yemeklere kadar birçok konu, etkinliklerle anlatılsa; hatta haşhaşçılıkla uğraşan işadamları, esnaf, çiftçiler bir araya getirilse… İyi olmaz mıydı?
Sonraki yıl termal, sonraki yıl keçe, sonraki yıl kaymak, ertesi yıl lokum, ertesi yıl Frigya, ertesi yıl Kocatepe, sonraki yıl sucuk… Bir çırpıda 8 yıllık ana başlık ortaya çıkıyor bakın… Ve 8 yıl sonra tarih nedir? 2023…
2023 yılında Afyonkarahisar için turizmde ne hedefleniyorsa, şimdiden yapılacak planlamayla mümkün. Güzelliklerimizle övünerek, Afyonlu’ya Afyon’u anlatmamızın bir hükmü yok.
Sesimizi ne kadar duyurabiliyoruz, şenliklerle, etkinliklerle ne kadar göz önünde olabiliyoruz; bilimsel olarak yapacağımız tartışmalarla Türkiye turizmine nasıl yön verebiliyoruz…
Bütün bunları masaya yatırmamız gerek.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 38’inci Turizm Haftası’nı kutladı. Ama sanki kutlamasa daha iyiydi. “Termal turizmin merkezi” diye övünen ve övülen şehirde, Turizm Haftası kutlamasının durumu, protokol katılımından aşağı-yukarı belli oluyordu. Vali Yardımcısı ile Belediye Başkan Yardımcısı, protokolü temsil ediyordu. Hattat Ahmet Karahisari Kültür ve Sanat Merkezi’nin salonu ise, lise ve ortaokul öğrencileri ile dolmuştu. Zaten öğrenciler, öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Sabri Çelik’in konuşması sırasında salonu terk etmeye başladılar. Eh, biraz da haklı sayılırlar. Destinasyon ve pazarlama konusu, o salonun ve o muhatapların konusu değildi ne de olsa.
Etkinliğin güzel yönleri de vardı elbette. Birincisi, Emir Murat Özdilek Anadolu Otelcilik Turizm Meslek Lisesi öğrencilerinin hazırladığı skeç ve şekil verilmiş gıda ürünleri sergisi. İkincisi ise Afyon Kocatepe Üniversitesi Halk Oyunları ve Dans Topluluğu, yöresel kıyafet ve oyunları… Başka bir şey var mıydı? Açıkça söylemek gerekirse yoktu.
Afyonkarahisar’ın ne kadar şanslı olduğunu, ne kadar güzel ürenlerin bulunduğunu, termal suyunun şifalı; toprağının bereketli olduğunu kendi kendimize söyler dururuz. Bunu neden çevre illerden gelecek üniversite öğrencilerine anlatmayız meselâ? Bu organizasyonu yapacak kadar kudretimiz vardır diye tahmin ediyorum. Ve bu tür toplantıları neden kapalı bir ortamda düzenliyoruz da, örneğin Akarçay’da yapmıyoruz? Afyonkarahisar’da kullanılabilecek o kadar yer var ki, basın mensuplarının çağrılıp o bölgede böyle bir tören düzenlenmesi demek, ertesi gün yaygın basın kuruluşlarının da ilgisini çekmek anlamına gelecek. Bu yıl olmadı, gelecek yılı umalım.
Bir de “program” hiç değişmez gibi davranıyoruz. Geçen yıl Turizm Haftası etkinliğini takip edenler, bu yıl neler olacağını tahmin etmekte zorlanmadılar. Halbuki, her yıl kentin bir özelliği ortaya çıkarılsa. Denilse ki, “Bu yıl haşhaşı anlatacağız.” İlaçlarda haşhaş kullanımından, haşhaşlı yemeklere kadar birçok konu, etkinliklerle anlatılsa; hatta haşhaşçılıkla uğraşan işadamları, esnaf, çiftçiler bir araya getirilse… İyi olmaz mıydı?
Sonraki yıl termal, sonraki yıl keçe, sonraki yıl kaymak, ertesi yıl lokum, ertesi yıl Frigya, ertesi yıl Kocatepe, sonraki yıl sucuk… Bir çırpıda 8 yıllık ana başlık ortaya çıkıyor bakın… Ve 8 yıl sonra tarih nedir? 2023…
2023 yılında Afyonkarahisar için turizmde ne hedefleniyorsa, şimdiden yapılacak planlamayla mümkün. Güzelliklerimizle övünerek, Afyonlu’ya Afyon’u anlatmamızın bir hükmü yok.
Sesimizi ne kadar duyurabiliyoruz, şenliklerle, etkinliklerle ne kadar göz önünde olabiliyoruz; bilimsel olarak yapacağımız tartışmalarla Türkiye turizmine nasıl yön verebiliyoruz…
Bütün bunları masaya yatırmamız gerek.