Bugün 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü. Tüm zaferleri fedakârlık ile dolu olan Türk Milleti, 15 Temmuz 2016’da yüreğini ortaya koydu. Alçaktan ve alçakça uçan jetlere, cesaretini tank ve tüfeklerden alıp masum vatandaşları arkadan vuracak kadar gözü dönmüş bir terör örgütüne karşı başka bir şekilde direnilemezdi çünkü.
15 Temmuz 2016’da FETÖ’cü şebekenin devletimizi hangi tehlikeler sürükleyeceğini yakından gördük.
Adını açık koyalım: O geceki kalkışma Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahalesinden bağımsız değildi.
ABD’nin Ortadoğu’daki akıl hocalığını üstlenen istihbaratçı Graham Fuller ile, ABD’nin “bilim insanı” soslu istihbaratçısı Henri Barkey 15 Temmuz’un doğrudan içindeki isimler.
ABD’nin alışılagelen taktiğidir: Bir devlet ABD’nin “dost değil düşman” olduğunu anlar ve buna göre davranırsa ABD o devleti darbelerle sıkıştırmaya çalışır. Yakın tarihte Venezüella, buna en büyük örnektir. ABD’ye direnen bir sistem kurmak isteyen Hugo Chavez ve ardından gelen Nicolas Maduro, ABD’nin gizli ya da açık pek çok tehdidine göğüs germiş; darbe girişimlerine maruz kalmış; ama en sonunda halk desteğiyle iktidarda kalmışlardır.
Türkiye, 2016 yılına gelirken Rusya ve Çin’le ilişkilerini sağlamlaştırma yoluna gitmiş; komşu ülkelerle ticarette dolar yerine kendi paralarını kullanmayı gündeme getirmişti. Yine Türkiye, ABD’nin aparatı, maşası, kuklası bölücü terör örgütüne doğrudan cephe almış; teröristlerin tünedikleri bölgeleri temizlemişti. ABD, 15 Temmuz 2016’ya giden süreçte sıranın kendisine geleceğini açıkça gördü. Türkiye’ye aklınca rest çekti. 10 bin yıllık devlet tecrübesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milletiyle bir olarak ABD’nin restini ayaklar altına aldı.
Bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve temsil ettiği değerler çok önemli bir konumdaydı. Muhafazakâr kesime hitap eden FETÖ’nün gerçek yüzünü ancak yine muhafazakâr dünya görüşüne sahip olan vatandaşların tartışmasız lideri olan Erdoğan millete anlatabilirdi.
Bu mücadelede yalnız kaldı mı, kalmadı mı; o uzun uzun tartışılacak bir konu.
Şu anda bile yapılan atamalarda FETÖ izi var mı yok mu, o da ayrıca tartışılması gereken bir konu.
Ancak şu bir gerçek: Erdoğan ve Türk Milleti dik durdu ve Türkiye’de “darbeler” dönemi kapandı.
Atalar güzel söylemiş: Su uyur, düşman uyumaz. (Sü uyur, düşman uyumaz, diyenler de vardır.)
Her iki şekliyle de anlamamız gereken şudur: Bilindik askeri yöntemlerle darbe yapmanın dönemi bitse de düşmanın gözü Türkiye’dedir. Bertaraf edilen terör örgütleri yerine başka terör örgütleri, başka yöntemler üreterek yine ülkemize saldırmaya kalkışacaklardır.
Devletimiz zaten hep 18 yaşında, bunu biliyoruz.
Vatandaş olarak bizlerin de doğrularla yanlışları karıştırmamaya gayret etmek görevidir.