3 Nisan 2015 Cuma 03:00:00
Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner’in okumaya ve eğitime verdiği önemi biliyoruz. Vali Güner, “plaket” yerine “kitap” hediye etmeyi öneriyor; konuşmalarında da okumaya değer verenlerin kazançlı çıkacağını söylüyor.
Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner’in 51’inci Kütüphanecilik Haftası’ndaki hitabeti, benim dinlediğim en iyi konuşmasıydı.
Gelin, Vali Güner’e kulak verelim:
“Bizim geçmişimizde önemli izleri olan İbn-i Sina gibi İbn-i Rüşd gibi önemli değerlerin mutlaka anlaşılması, mutlaka kavranması sadece üniversitelerde değil aslında daha alt kademelerde de olması gereken önemli hususiyetlerdir. Maalesef dünün lise kapasitesi, lise birikimi bugün adeta üniversite birikimi haline geldi. Bizler özellikle ilkokul ve ortaokul çağlarında kitap okuyan, kitap tiryakisi olan ve sevdiği yazarlarla hemhal olan bir milletiz. Bizim tarihimize baktığımız zaman Türkiye’de büyük edebiyatçı ve büyük şair olarak bilinen kişiler lise öğretmenleridir.”
“Ben öğretmen olsam, eğer ilkokul ya da ortaokul öğretmeni olsam bir öğrenciye mutlaka bir temel dini değerlerle ilgili, temel dini kavramlarla ilgili, aynı zamanda kültürel kavramlarla ilgili bazı temel bilgileri öğrencilerime öğretirdim. Yöresel bir folklor oyununu mutlaka öğrencime öğretirdim, mutlaka yaşına uygun her öğrencinin bir şiiri ve şairi olmasını mutlaka benimsetirdim, aynı zamanda çocuklara iyi bir müzik aletini çalmasını öğretirdim.”
“Bir tane deniz yıldızını dahi kurtarsak, bir tane deniz yıldızına dahi kurtulma imkanı versek bence bu önemli bir hizmet olur. Yoksa Allah muhafaza hepimiz Molla Kasımlar oluruz. Molla Kasımın kim olduğunu bilmeyenler açsın okusun, Molla Kasımlık demek sadece ismi ile Molla Kasım olmak değil, Molla Kasımlık demek sürü psikolojisi ile sadece insanları ayakkabısı ile dış görüntüsü ile sadece bir takım kavramsal şeyleri söylemesi ile ölçen ya da dışlayan bir yapıya sahip olmak demektir. Halbuki her bir insan bir kitap, her bir insan hazinedir.”
“İnsanın iki tane değil, dört tane gözü vardır, iki tane göz sadece insanın beden gözüdür, aynı zaman da insanın Fuat ile Suat isminde iki tane daha gözü vardır, birisi ruhunu aydınlatır, biriside o yüreğini gönül haline getirir. Lütfen Fuat ve Suat’a sahip olan insan sayılarını Afyonkarahisar ilimizde artıralım.”
Bu sözlerin altına imza atmamak mümkün değil. Özellikle Molla Kasım’ın çeşitli önyargılarla Yunus Emre’nin şiirlerini imha etmesi, ama imha sırasında “Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme/ Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir” mısraları ile karşılaşmasında önemli sırlar ve mesajlar vardır. Vali Güner, bu sırlar ve mesajlar üzerinden önyargıların kırılması ile ilgili göndermede bulunması, dikkat çekici bir unsur.
Peki, Vali Güner, “okumak”tan yola çıkarak bu kadar net mesajı nasıl verebiliyor?
Tabii ki okuyarak.
Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner için “okumak”, boş zamanları dolduracak bir faaliyet değil. Aksine zamanın önemli bir kısmı “okumak”la geçiyor. Vali Güner, “okuma” eylemini, görevinin esası olarak kabul etmiş.
Günde asgari bir saatini kitap okumaya ayıran Vali Güner, danıştığı kişilerin kendisine sunduğu belge ve bilgileri de hatmediyor. Okuma eylemi, gündelik kitaplardan ibaret kalmıyor.
Şehirlerin yapısı, ekonomik veriler, kültürel zenginlikler, birikimin şehre katkısı gibi konuların incelenmesi Vali Güner’in değişmez gündemleri arasında. Okunan belge ve kitaplar, “hafızada kalsın” diye değil; şehrin atılım yapması için kullanılıyor. Bu bağlamda, Afyonkarahisar ile ilgili fikir üretmek için yerel, ulusal ve uluslararası yazılı ve sözlü kaynaklar araştırılıyor.
Valilik Özel Kalem Müdürü Mehmet Özşahin’in de hakkını teslim etmek gerekiyor: Mehmet Özşahin de günde sadece kitap okuma eylemine en az 1 saat ayırıyor. Özşahin’in şehir için yaptığı araştırmaları ve okuduğu belgeleri bu eyleme katmıyoruz bile.
Hülâsa; bir başarı ve farklılık söz konusu ise bu durum okumaktan, iyi bir ekip kurmaktan, ekibin de iyi okumasından kaynaklanıyor.
Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner’in okumaya ve eğitime verdiği önemi biliyoruz. Vali Güner, “plaket” yerine “kitap” hediye etmeyi öneriyor; konuşmalarında da okumaya değer verenlerin kazançlı çıkacağını söylüyor.
Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner’in 51’inci Kütüphanecilik Haftası’ndaki hitabeti, benim dinlediğim en iyi konuşmasıydı.
Gelin, Vali Güner’e kulak verelim:
“Bizim geçmişimizde önemli izleri olan İbn-i Sina gibi İbn-i Rüşd gibi önemli değerlerin mutlaka anlaşılması, mutlaka kavranması sadece üniversitelerde değil aslında daha alt kademelerde de olması gereken önemli hususiyetlerdir. Maalesef dünün lise kapasitesi, lise birikimi bugün adeta üniversite birikimi haline geldi. Bizler özellikle ilkokul ve ortaokul çağlarında kitap okuyan, kitap tiryakisi olan ve sevdiği yazarlarla hemhal olan bir milletiz. Bizim tarihimize baktığımız zaman Türkiye’de büyük edebiyatçı ve büyük şair olarak bilinen kişiler lise öğretmenleridir.”
“Ben öğretmen olsam, eğer ilkokul ya da ortaokul öğretmeni olsam bir öğrenciye mutlaka bir temel dini değerlerle ilgili, temel dini kavramlarla ilgili, aynı zamanda kültürel kavramlarla ilgili bazı temel bilgileri öğrencilerime öğretirdim. Yöresel bir folklor oyununu mutlaka öğrencime öğretirdim, mutlaka yaşına uygun her öğrencinin bir şiiri ve şairi olmasını mutlaka benimsetirdim, aynı zamanda çocuklara iyi bir müzik aletini çalmasını öğretirdim.”
“Bir tane deniz yıldızını dahi kurtarsak, bir tane deniz yıldızına dahi kurtulma imkanı versek bence bu önemli bir hizmet olur. Yoksa Allah muhafaza hepimiz Molla Kasımlar oluruz. Molla Kasımın kim olduğunu bilmeyenler açsın okusun, Molla Kasımlık demek sadece ismi ile Molla Kasım olmak değil, Molla Kasımlık demek sürü psikolojisi ile sadece insanları ayakkabısı ile dış görüntüsü ile sadece bir takım kavramsal şeyleri söylemesi ile ölçen ya da dışlayan bir yapıya sahip olmak demektir. Halbuki her bir insan bir kitap, her bir insan hazinedir.”
“İnsanın iki tane değil, dört tane gözü vardır, iki tane göz sadece insanın beden gözüdür, aynı zaman da insanın Fuat ile Suat isminde iki tane daha gözü vardır, birisi ruhunu aydınlatır, biriside o yüreğini gönül haline getirir. Lütfen Fuat ve Suat’a sahip olan insan sayılarını Afyonkarahisar ilimizde artıralım.”
Bu sözlerin altına imza atmamak mümkün değil. Özellikle Molla Kasım’ın çeşitli önyargılarla Yunus Emre’nin şiirlerini imha etmesi, ama imha sırasında “Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme/ Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir” mısraları ile karşılaşmasında önemli sırlar ve mesajlar vardır. Vali Güner, bu sırlar ve mesajlar üzerinden önyargıların kırılması ile ilgili göndermede bulunması, dikkat çekici bir unsur.
Peki, Vali Güner, “okumak”tan yola çıkarak bu kadar net mesajı nasıl verebiliyor?
Tabii ki okuyarak.
Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner için “okumak”, boş zamanları dolduracak bir faaliyet değil. Aksine zamanın önemli bir kısmı “okumak”la geçiyor. Vali Güner, “okuma” eylemini, görevinin esası olarak kabul etmiş.
Günde asgari bir saatini kitap okumaya ayıran Vali Güner, danıştığı kişilerin kendisine sunduğu belge ve bilgileri de hatmediyor. Okuma eylemi, gündelik kitaplardan ibaret kalmıyor.
Şehirlerin yapısı, ekonomik veriler, kültürel zenginlikler, birikimin şehre katkısı gibi konuların incelenmesi Vali Güner’in değişmez gündemleri arasında. Okunan belge ve kitaplar, “hafızada kalsın” diye değil; şehrin atılım yapması için kullanılıyor. Bu bağlamda, Afyonkarahisar ile ilgili fikir üretmek için yerel, ulusal ve uluslararası yazılı ve sözlü kaynaklar araştırılıyor.
Valilik Özel Kalem Müdürü Mehmet Özşahin’in de hakkını teslim etmek gerekiyor: Mehmet Özşahin de günde sadece kitap okuma eylemine en az 1 saat ayırıyor. Özşahin’in şehir için yaptığı araştırmaları ve okuduğu belgeleri bu eyleme katmıyoruz bile.
Hülâsa; bir başarı ve farklılık söz konusu ise bu durum okumaktan, iyi bir ekip kurmaktan, ekibin de iyi okumasından kaynaklanıyor.