2011 Genel Seçimleri’nde Yüksek Seçim Kurulu’nun bağımsız milletvekili adayı olmak isteyenlerden istediği “katılım bedeli” ücretini eleştirmiş ve “Bakımsız Adayım” demiştim. Buradaki eleştirimin özü, siyasetin “parası olan tarafından yapılabileceği” noktasında yoğunlaşmıştı. Erik ve elektrik sigortası dağıtımlı kampanyamızda, gazeteci dostlarla eğlenmiştik.
Ancak eleştiri, burada bitmedi tabii ki. Milletvekillerinin maaşları ve kazandıkları imtiyazlar o kadar çok gündem oluyordu ki, 30 Eylül 2013 tarihinde “Büyüyünce Milletvekili Olacağım” başlıklı bir yazım, Kocatepe Gazetesi’nde yayınlandı.
O yazıda özetle şöyle diyordum:
“Mesleki eğitime hiç ihtiyaç duyulmayan, mükemmel bir meslek var: Milletvekilliği. Avukat olabilirsiniz, mühendis olabilirsiniz, vali olabilirsiniz, bilim adamı olabilirsiniz, işadamı olabilirsiniz, mirasyedi olabilirsiniz, ağa olabilirsiniz, komutan olabilirsiniz, genel müdür olabilirsiniz… Bu unvanlar, milletvekilliği için bir kapı aralar. Bu vasıfları taşımanıza da gerek yok. Partinizin genel merkezi ile aranız çok iyi olabilir. O zaman, kesinlikle milletvekili seçilirsiniz.
…
Bir Milletvekilliği Okulu yok, diploma aranmıyor. Sıradan bir devlet memurluğunda bile sınavlar, mülakatlar, araştırmalar havada uçuşurken, milletvekili seçilmeniz için parti genel merkezlerinin işaret buyurması yetiyor. 2 sene devamsızlık etmediyseniz Meclis’te, emeklilik hakkı da kazanıyorsunuz. Gerçi milletvekili seçilince ‘et’ yiyemiyorsunuz ama, maaşınız asgari ücretlinin takriben 10 katı oluyor. Trafikte kural ihlali bile yapsanız, İçişleri Bakanları, İl Emniyet Müdürleri sizin için seferber oluyor, ‘Sayın milletvekillerimizi görmezden geliverin’ talimatları yağıyor.
…
Hülasa, ben karar değiştirdim. Doktorlukla, gazetecilikle ömür biter mi?
Büyüyünce milletvekili olayım da, millet ‘hizmet’ görsün…”
Daha sonra bu minvalde birkaç yazı daha yazmıştım, sonra da Büyüyünce Milletvekili Olacağım isimli (köşe yazılarından oluşan) bir kitap yayınlama fırsatı bulmuştum.
Buradan bakınca “Doğru yazmışım” diye övünmeyeceğim, ancak 13 yılda siyaset kurumu ile ilgili soru işaretlerinde hiç azalma olmaması, hatta bu soru işaretlerinin siyasete güven noktasında büyük bir “kanca” hâline gelmesi ilginç değil mi?
Asgari ücretin yine “on” katı bir maaş, bunun üzerine emeklilik desteği. Ayrıca milletvekili emekli olduktan sonra imtiyazların bir kısmından yararlanma ve yüksek emeklilik maaşı… (Malum, göreceli bir kavram yüksek maaş. Aylık yarım milyon geliri olanlar için yüksek emekli maaşı sınırı nedir, ne değildir tartışmalı. Ben Türkiye’nin genel durumuna göre, ortalama alınan maaşlara göre yüksek diyorum.)
Tuhaf olan şu ki siyasetçilerimiz, kendilerine yönelen her eleştiriye iyi ya da kötü cevap verirken maaş konusunda sessiz kalmayı yeğliyor. Sanırım, vicdanlı siyasetçilerimiz de farkında oy aldıkları kesimle aralarındaki gelir farkının arttığının, gelir makasının artık geri dönülmez şekilde açıldığının…
Tabii yine de birileri çıkıyor, yeminler ederek “Benim kazandığım 500 bin lirayla geçinin de görün” gibi ifadeler kullanarak komik duruma düşüyor.
Beyler, hanımlar… Türkiye’de yoksulluk sınırı 90 bin liralarda.
Enflasyon konusunu ben söylemeyeyim; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, geçen ay Bloomberg HT’de katıldığı programda “Elektriğe zam gelecek mi” şeklindeki soru karşısında bakın ne diyor:
“Şubat ayında hesap yapacağız, yine bir düzenleme yapabiliriz. 4 senede enflasyon yaklaşık yüzde 400'lere ulaştı, elektriğe 4 senede yapılan zam yüzde 89 seviyesinde. En az zammın yapıldığı sektör elektrik.”
Türkiye’de 90 bin liranın altında kazancı olan her ailede yoksulluk izleri görülürken, milletten oy alan milletvekillerinin “yaşam standardı” elbette sorgulanacak.
Yazının bu bölümünü, sosyal medyada yayılan “Milletvekilleri Hakları” başlıklı notla bitirelim:
• Aylık Maaş ≈ 273.000 TL
• Emekli milletvekili aylığı ≈ 177.000 – 180.000 TL
• Eğer emekli aktif çalışan vekil ise çift maaş ≈ 453.000 TL
• Ölüm yardımı ≈ 3.3 – 3.5 milyon TL (tek seferlik)
• Eş için dul aylığı (%50) ≈ 88.500 – 90.000 TL / ay
• Çocuk için yetim aylığı (%50) ≈ 88.500 – 90.000 TL / ay
• Diplomatik pasaport (kendisi, eşi ve çocukları)
• Sağlık giderlerinin karşılanması (kendisi ve bakmakla yükümlü oldukları)
• Trafikte geçiş üstünlüğü
• Yurt dışı resmi görevlerde masrafların karşılanması
• Telefon ve iletişim gider desteği
• İletişim operatörleri tarafından milletvekillerine özel ucuz tarifeler
• Ömür boyu trafik cezasından muaf
• Meclis yerleşkesindeki hizmet ve imkânlardan yararlanma
• TBMM misafirhane/konukevi imkânı
• Milletvekili lojmanlarından yararlanma
• Posta/kargo ve resmî yazışma imkânları
MECLİS LOKANTASI…
Milletvekili maaşları tartışılırken konu dönüp dolaşır, Türkiye Büyük Millet Meclisi Lokantası’ndaki fiyatlara gelir. Bu fiyatların piyasaya göre çok ucuz olduğu bilinir; neredeyse 6 ayda bir “Meclis Lokantası’nda şu kadar yemek yedik, fatura şu kadar geldi” gibi paylaşımlar görürüz, bu paylaşımların haberlere yansımasını okur ve duyarız.
Başkent Ankara’nın önde gelen gazetecileri arasında olan, tanınırlığı ise soyadı gibi olan Ünsal Ünlü, Meclis Lokantası hakkında farklı düşünmemi sağlamıştı. Ünlü, Youtube’taki bir yayınında Meclis Lokantası’nın menüsünün ucuz olmasını doğal karşılamıştı. Ünlü, vatandaşın her talebi için milletvekillerinin kapısını aşındırdığını, milletvekillerinin yanına gittiklerinde ikram ve ihsan beklediklerini belirtmişti. Ünlü, Meclis Lokantası fiyatlarının milletvekillerinin değil bir alışılagelen ve sürdürülen “talep-çözüm-ikram-ihsan” sisteminin sorunu olduğunu belirtmişti.
EN BAŞARILI MİLLETVEKİLİ
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun, çalışkanlığı ile dikkat çeken milletvekilleri arasında yer alıyor. Hatta geçen günlerde “En Başarılı Milletvekilleri” arasında da Milletvekili Olgun’un adı bulunuyordu. Araştırma, soru önergeleri sayısıyla özdeşleştirilmişti. Milletvekili Olgun hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtlarında tam 1589 soru önergesi kaydı bulunuyor.
Büyük başarı… gibi…
“Gibi” diyorum. Çünkü soru önergelerini incelediğimizde bir il için hazırlanan soru önergesinin, o ilin tüm ilçelerine göre yeniden değerlendirilip Başkanlık Makamı’na sunulduğunu görüyoruz.
Diyelim ki Afyonkarahisar ile ilgili bir sorun gündeme getirilecek. Milletvekili Olgun’un soru önergelerinde harf sırasıyla Bayat’tan, Şuhut’a kadar tüm ilçeler ayrı ayrı soru önergelerinde kendini buluyor. Konu ise aynı.
Ardahan ilinin Göle ilçesindeki şap hastalığı başka bir soru önergesi, Ardahan ilinin Hanak ilçesindeki şap hastalığı başka bir soru önergesi…1589 soru önergesinin 3’te 1’ine yakını 10 Temmuz 2025 tarihli meselâ…
4 Temmuz 2025 tarihinde de İstanbul ilinin ilçeleri ayrı ayrı yazılıp imara aykırılık hakkında soru önergesi hazırlanmış.
Türkiye’nin tüm illerinin, tüm ilçelerinin sorunlarını kendi sorunu kadar önemseyen bir milletvekilimiz olması mutluluk verici.
Ancak “Benim soru önerge sayım çok fazla” deyip tek soru önergesinde sorulacak soruları ayrı ayrı metinlerde sormak bana tuhaf geldi. Mutlaka bir stratejisi vardır…