Murat Arısoy

Yaşam tarzı – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

2 Mayıs 2011 Pazartesi 03:00:00
  Anlatacağım, görüntüsü ve gelişimiyle çağcıl, ancak özgürlük yaklaşımı bakımından çağdaş olmayan bir Türkiye’de yaşanan hikayedir… Hepimizin bir yakını böyle bir hikayeye sahiptir, ancak bir yerde ses çıkarmak gerekir. Tarihe not düşmek gerekir diye yazıyorum bu hikayeyi.
Bir kadın öğretmen… Özel bir kolejde çaışırken, şartlar farklı gelişir ve kolejle karşılıklı anlaşmaya vararak kurumdan ayrılır. Bir yıl işsiz kaldıktan sonra dini duyarlılığı yüksek olarak bilinen bir özel okula başvurur. Bir iki hafta sonra öğretmene telefon gelir:
-Bize başvurmuştunuz, başvurunuzu inceledik. Bir görüşmek isteriz.
-Tabii ama şartları telefonda dahi olsa öğrenmek isterim. Ona göre hazırlıklı geleyim olmaz mı?
-Aslında aradığımız bütün şartları yerine getirmiş durumdasınız. Referansınız da olumlu. Ancak bunların dışında bir tek şartımız var: Derste ve özel yaşantınızda başörtüsü takmanız.
-Beyefendi, ben şu anda başörtüsü takmıyorum. İleride başörtüsü takarsam da bu iş için değil Allah’ın rızasını kazanmak için olacaktır.
-O zaman biz sizi işe alamayız, kusura bakmayın. Prensiplerimize aykırı…
Öğretmen üzülür, eşine durumu anlatır. Eşi de kendisi gibi “Vardır bunda bir hayır” deyip olanı biteni sineye çeker.
Bu başvurusundan sonra iş aramaya devam eder öğretmen kadın. Bu sefer de laiklik konusunda duyarlılığı ile bilinen bir özel okula başvurur. Benzer süreçler yaşanır ve yine bir telefon gelir:
-Öğretmen hanım, başvurunuzu inceledik. Aradığmız şartlara uygun olduğunuzu düşünüyoruz.
-Teşekkür ederim, bu duruma sevindim. Peki gelip görüşebilir miyiz, şartlar hakkında ayrıntılı konuşsak?
-Hanımefendi, gelebilirsiniz ancak başınız örtülü değildir umarım.
-Anlamadım…
-Hanımefendi. Siz bizim şartlarımıza uygunsunuz, özgeçmişiniz de iyi. Sizi bize öneren kişiyi de tanırız, ona güveniriz. Ancak başörtülü bir öğretmen çalıştıramıyoruz. İlkelerimize ters.
-İyi de beyefendi, ben memur olsam zaten sınıfta başörtülü öğretmen olamıyorum. Dolayısıyla özel yaşantımdaki başörtüm sizi ilgilendirmez ki…
-Hanımefendi, ben de sizin gibi düşünüyorum. Ancak bize özel yaşantısında da başörtüsü takmayan kadınların öğretmen olarak işe alınması tebliğ ediliyor.
-Anlıyorum beyefendi. Özel yaşantıma, yaşam tarzıma karışmanızı kabul edemem. İyi günler…
Kendi isteğiyle başını örten öğretmen kadın, eşine dert yanar yine:
-Başım açık diye de işsiz kaldım, başım örtülü diye de… Benim özgeçmişim iyiyse neden yaşam tarzımla ilgileniyorlar?
-Aynen öyle de… Bizim de imtihanımız budur belki hanım…
Evet belki de imtihanları bunun üzerine kurulmuştu, kim bilir. Ancak takdir edersiniz ki liyakattan çok yaşam tarzıyla ilgilenen müesseseler, vatandaşın kalbinde yara açıyor. Ha prensip desinler yaptıklarına, ha ilke… Frenkçe de aynı kapıya çıkıyor, Türkçe de…
Daha önce yazmıştım, “Başörtüsü meselesini vicdan partisi çözecek” diye.
Yaşam tarzı meselesini, her türlü mahallenin baskısını da yine vicdan partisi çözecek…

Yazarın Diğer Yazıları