Aslında pek ihtimal vermek istemiyorum. “Devlette süreklilik esastır” diyorum. “Yok artık, bu kadar da iktidar hırsına bürünmüş kimseyi tanımıyorum” diyorum, ama olmuyor. İçimden bir ses, “Ya doğruysa” diye soruyor ve bir umutla sesleniyor bana: “Yaz sen, hatan varsa bir yetkili mutlaka çıkıp da bu bilginin yanlışlığını ispat eder.”
İddia şu:
7 Haziran seçimlerinden sonra Afyonkarahisar ve Türkiye genelindeki yatırımlara ara verilmiş. Ödenek gönderilmiyormuş, bu nedenle ihaleleri üstlenen firmalar ve taşeronları, “işçi çıkarmak” zorunda kalıyormuş.
Barajlar, göletler yarım bırakılmış, Hızlı Tren çalışmaları sekteye uğramış.
Bu iddia doğruysa, kimse “Biz milletimizi düşünüyoruz” demesin. Yatırımlar durunca, işçiler işinden olunca, toplumsal gerginlik artınca millet “Ah, yetkiyi keşke tek partiye verseydik. Koalisyonda hepimiz çekiyoruz. İlk seçimde oyumuzu ‘tek parti’den yana kullanalım” diye düşünecekmiş.
İktidar, gözleri bu kadar hırsa büründürmemeli. Bir taraftan “Sandıktan çıkan sonuca saygılıyız” açıklamaları yapıp diğer yandan “Vatandaş bize mahkûm olsun” demek, ahlâka aykırı.
“Yatırımlar durdu, ödenekler kesildi” iddiası yalan ise, bu iddia da muhtemelen mevcut iktidarı yıpratmaya çalışanlar tarafından ortaya atılmıştır.
İktidarda kalmak isteyenler ile iktidara gelmek isteyenler arasında bu çekişme sürdükçe, hepimiz zarar göreceğiz.
EKMEK İÇİN BAŞKAN SEÇİN
10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde “çatı aday” olarak halkın önüne çıkan, 7 Haziran 2015 seçimlerinde de milletvekili seçilen Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ismi, şimdilerde Meclis Başkanlığı için geçiyormuş. Sizce bu mümkün müdür? Protokolün “1” numarasına talip olan kişi, aradan 1 yıl geçmeden “2 numara da bana uyar” diyebilir mi? Diyebilirse, bu durum siyasi ufka ne kadar uygun olur?
Ekmeleddin İhsanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir “büyük” rolü üstlenmeli; tecrübelerini de özellikle Dışişleri Bakanlığı’ndaki diplomatlara aktarmalı.
Ben olsam, bir kere Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra, Cumhurbaşkanlığı makamı dışındaki hiçbir göreve talip olmazdım.
Bu fikrim, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için de geçerli. Merhum İsmet İnönü’yü örnek gösterebilirsiniz. Tarihin 2015 sayfasından bakınca, o davranışın da yanlış olduğunu düşünüyorum.