Murat Arısoy

Yıkılmadım, Ayaktayım Ve Cuma Mesajı

Murat Arısoy

90’lı yıllarda çocuk ve genç olanların kulağında yer etmiş, hatta slogan hâline gelmiş bir şarkı vardı: Mustafa Topaloğlu ile Hakkı Yalçın’ın sözlerini yazdığı, Mahsun Kırmızıgül’ün müziğini bestelediği şarkı, “Yıkılmadım, ayaktayım” diyordu. 

Sanırım, bu şarkı 1998’de çıkmıştı. Şarkının yayınlayanlar tarafından anlamı, Prestij Müzik’in sıkıntılara rağmen ayakta kaldığı mesajı idi. Türkiye’de bu şarkının çok dinlenmesinin sebebini, 28 Şubat 1997 sonrasında Türkiye’nin “hükümetsizliği”nin bir sonucu olarak vatandaşlarda meydana gelen yıkım ve ekonomik buhrana bağlıyorum. O dönem “Yıkılmadım” şarkısının yer aldığı albüm 1 milyon 750 bin adet satmıştı ve 1998 yılının en iyi albümü olarak tanıtılıyordu. 

O şarkının sonunda Mahsun Kırmızıgül, şöyle bir şiir okuyordu:

“Sonu gelmez bu yollarda

Acılarla doluyum ben arkadaş

Her şarkıda hüzünlenen

Ben o hasretin, ben o gurbetin

Ben o toprağın oğluyum arkadaş

Yıkılmadım ayaktayım

Dertlerimle başbaşayım

Zalimlere, kötülere ve de şerefsizlere

Yenilmedim buradayım.”

Mahsun Kırmızıgül, sondan ikinci dizenin son kelimesini “şeddeli” dediğimiz türden iki “R” harfiyle söylüyordu. Böylesi daha çok “satar”dı çünkü. 

Nereden mi geldi aklıma?

İlginç Cuma mesajları görmeye alıştık da, böylesine daha önce hiç şahit olmamıştım. Evliya Çelebi’nin “Münevver ve ruhânî bir şehirdir. İnsan bu şehre girince, kalbi, gözü açılır, bağ-bahçelerinde gamı dağılır, canına can gelir” diye bahsettiği şehrin Belediye Başkanı “Allah yalancı iftiracı kumpasçı şerefsizlerden herkesi korusun. Hayırlı cumalar...” mesajı paylaşmış. 

Tüm içtenliğimle “Amin” diyorum, bu dua hepimizin içinden geçenlere tercüman olmuş…

Bununla birlikte, benim anlamadığım şu:

“Ablam” kelimesinin Afyonkarahisar ağzında söylenegelen şekli olan “Abam”a kafayı takan siyasi trol kitlesi, söz konusu böylesine bir Cuma mesajı olunca alkış tempoları arasında şarkılar söylemeye başlamış. 

Önceki dönem bazı siyasetçilere “küfürbaz” diye tepki gösteren de aynı kitleydi. 

Gelelim, Cuma mesajındaki söylemin metin incelemesine:

Bir kere şu kesin: Seçim propagandası döneminde vadedilenlerle iş başına gelindiğinde yapılan işler birbirini tutmadı. 

Hayır, Kentsel Dönüşüm gibi çok taraflı projelerden bahsetmeyeceğim…

Hayır, Afyonspor’un Süper Lig’e çıkması ile ilgili taahhütlerden bahsetmeyeceğim. 

Bir engelli derneği ziyareti sırasında “Biz geldiğimizde engellilerden otopark ücreti alınmayacak” sözünün bile yerine getirilmediğini, üstüne üstlük engellilerden günlük değil peşin ücret istendiğini hatırlatacağım. 

Ekonomik zorluklara bir de Tasarruf Tedbirleri doğrultusunda ödenek sıkıntısını eklediğimizde epeyi zor bir süreç yaşandığı ortada. 

Yatırımlar için de personel maaşının düzenli ödenmesi için de para gerek. Yerine getirilemeyen her vaat, doğal olarak stres kaynağı oluyor. 

Bu süreç dedikoduya, iftiraya, yönlendirmeye çok açık. 

Dedikodu ile, iftira ile, yönlendirme ile mücadelenin yöntemi ise sosyal medyadan “ayar vermek” değil. 

Hukuk Fakültesi gibi herkesin bitiremeyeceği bir fakülteden mezun olup uzun yıllar avukatlık yapan kişilerin konuyu daha iyi biliyor olması lazım. 

Kim iftira attı, kim kötü yönlendirme yaptı? Mahkemeye verirsiniz. Davayı kazanırsınız, bunu da Zafer Meydanı’nda açıklarsınız.

Her gün olmasa bile her ay “iftiralara karşı gerçekler” toplantısı yaparsınız, belgeleriyle neyin ne olduğunu kamuoyuna açıklarsınız. İftira ve yalan söyleyen varsa yüzleri kızarır, toplum önünde sorgulanır. 

Ancak bizi o çok şaşırtan Cuma mesajının hedefi bu değil. Hedef, önce mensubu bulunan partinin Merkez İlçe seçimlerinde, sonra da İl Başkanlığı seçiminde üyeye “Benim üzerime çok oynuyorlar, beni yalnız bırakmayın” mesajı vermek. 

Bu nedenle hem o Cuma mesajı “imla kurallarına bile dikkat etmeyerek” yayınlanıyor; hem de 3 Merkez İlçe Başkanı Adayı’ndan birine canla, başla, kameralar önünde, perde arkasında büyük bir hırsla destek veriliyor.

 “Şehirde seçilen, ama partisinde kaybeden başkan” olarak anılmak, siyasette büyük bir sıkıntıya yol açacak çünkü. Bunu görüyoruz. 

 

 

MODERN BEDDUALAR…

Alışık olmadığımız Cuma mesajı dolayısıyla kendime “Yeni dönem beddualar nasıl olmalı” sorusunu yönelttim. Aklıma gelen bazı beddualar şöyle:

-Elektrikli aracının bataryasını dolduracak istasyon bulama!

-Aracına benzin yerine mazot koysunlar!

-Geçen ay “Sonra bakarız” diye almadığın ürünün fiyatı bu ay iki katına çıksın…

-Büyük bir hırsla rakiplerine cevap vermeye çalışırken bilgisayarının ekranı kararsın…

-Tam karşı tarafa oy verecek birisini ikna edecekken telefonunun şarjı bitsin…

-Coşkulu konuşma yapacakken konuşmanın kaydığı ekranın bozulsun…

-Eve temiz su almak için aldığın damacanan kırılsın…

-Akıllı fritözde kızarttığın patatesler yansın…

-Rüzgârdan doğum günü pastandaki mumlar sönsün…

-Kombine doğalgaz gelmesin…

-Kışın ortasında 3 kat giyinesin de tıklım tıklım otobüse binip terleyesin…

-Desteklediğin takım Avrupa kupasında finale çıksın; son penaltıyı en iyi oyuncun kaçırsın…

-Çok sevdiğin yayın platformuna üye olasın, sen üye olduktan sonra platform ücretsiz hâle gelsin…

-Akıllı gözlüğünün ayarı bozulsun…

-Kaşar peyniri diye aldığın ürün tost peyniri çıksın…

-Bu dünyada o kadar mutlu olasın ki Ahiret’i unutasın…

Yazarın Diğer Yazıları