15 Ağustos 2011 Pazartesi 03:00:00
Cep telefonları yaygınlaşmadan, elektronik saatler kullanılmaya başlamadan önce mekanik saatlerin sesleriyle uyanırdık güne. Hatta hatırlarsınız, komşumuz, o çalar saatin tuşuna basmayı bir türlü beceremez, biz kalkmayacağımız bir saatte kalktığınız için biraz sinirli biçimde koşuşturmaya başlardık. Fakat bazen saati kurarken zembereği fazla gererdik ki o zaman da enerjinin bittiği vakte kadar saatin sesini duyardık.
Bence o kadar teknolojik gelişmenin ardından o zemberek kelimesi tekrar kullanılmaya başlanacak ülkemizde. Baksanıza, ne şehit haberleri bitiyor, ne yurttaki asayiş olayları, ne de çevre ülkelerdeki gelişmeler…
“Ayar” çekmek için birileri, habire zembereği kuruyor. Kuruyor kurmasına da artık saatteki enerji, patlamak, deyimin gereğini yerine getirmek üzere. Yani zembereğin boşalmasına ramak kaldı.
Vatandaş olarak nasıl komşunun erken çalan ve bir türlü susturulamayan mekanik çalar saatinden rahatsız oluyorsak, ülke olarak da komşumuzun üzerinden siyasi ve askeri macera minderine çekilmek istenmemizden öyle rahatsız olmalıyız.
Suriye’de olup bitecek tam da budur. Türkiye, Yugoslavya’dan tutun Akdeniz-Afrika coğrafyası, hatta Orta Asya’ya kadar uzanan ve adına her ne hikmetse “devrim” denilen Amerikancı darbelerin mimarı Açık Toplum Enstitüsü’nün önderi Corç Soros’un tarif ettiği noktaya sürüklenmek isteniyor. Ne demişti Soros ve çocukları?
“Türkiye’nin en önemli ihraç malı, ordusudur…”
Ne demekti bu? Irak’ta Amerikan menfaati olur, Türk askeri Irak’a gönderilmek istenir, Amerikan askeri de Türkiye’ye konuşlanır. Fedakârlığın karşısında birkaç milyar dolar borç verilir…
Ya da Afganistan’a “haddinin bildirilmesi”nin zamanı gelmiştir, Barış Gücü adı altında Türk askeri cepheye sürülür.
Lübnan hakeza öyle. Libya öyle, Cezayir, Tunus…
Peki Türk askeri, bu bölgelere giderken sadece Kuzey Atlantik Terör Örgütü’nün (NATO) görevleriyle mi uğraşmıştır? Hayır… İçeride Türk askerini yoracak etnik terör, ayrıca yine Türk askerinin itibarını zedelemek üzere inşa edilmiş mahkemeler de mevcuttur. NATO göreviyle birlikte Türk askeri, aynı anda farklı cephelerde mücadele etmek zorunda bırakılıyor.
Şimdi yeni görev Suriye gibi görünüyor. Yurtdışındaki gazetelere göre Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye aracılığıyla Suriye’ye iki hafta süre tanıdı. Sürenin biraz da sarktığını düşünün, göreceksiniz ki Ramazan Bayramı’nda Suriye’ye saldırının kılıfı hazırlanıyor. Zaten bölünmemiş Irak’ın son devlet başkanı Saddam Hüseyin’i de bir bayram sabahı asmışlardı.
Şimdi elbette itiraz sesleri yükselecektir:
“Ama efendim, Suriye’deki yönetim de masum Suriyelileri öldürüyor.”
Gerçekten ne kadar haklısınız! Irak’ta da nükleer silahlar var diye Amerikan saldırısını birtakım “münevver”ler desteklemişti. Sonuç: Amerikan yetkilileri, 1 milyonu aşkın Müslüman’ı öldürdükten, camileri kullanılamaz hâle getirdikten ve ülkeyi böldükten sonra açıklama yaptılar:
-Aslında nükleer silah yoktu…
Bazı üstadlar yalanlasa da Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından dünya kamuoyu nezdinde ilan ettiği Haçlı Seferi sürüyor. Büyük Ortadoğu Projesi’nin haritası, bu bağlamda ders niteliğinde. Ayaklanma çıkarılmaya çalışılan, belli noktalarda başarılı olan “operasyon” güzergâhı, BOP haritasıyla örtüşüyor. Ve haritaya bir kez daha bakın, İkinci İsrail, kimin sınırları içinde kuruluyor?
Tekrar zemberek meselesine dönersek…
Birileri ayar çekmeye çalışıyor Türkiye’ye.
Terör olayları, asayiş olayları, televizyondaki o “kusulası” yarışmalar, gazetelerdeki lüks yaşam haberleri, Suriye meselesi, Kıbrıs meselesi, aile hayatının zedelenmesi, siyasilerin sert üslupları, her türlü gerginlik, Heybeliada Ruhban Okulu tartışmaları, Bozcaada ve Gökçeada’da Yunanistan’ın hak iddiası, Ermeni Soykırımı Yalanı, Irak’ın kuzeyinde kurulan Kukla Devlet, sözde özerklik ilanı…
Hep zemberekle ilgili. Ya zembereği kurup “saat”i ayarlayacaklar, ya da zemberek bir boşalacak, her yer toz duman olacak.
Her iki ihtimalde de zehir zemberek günlere hazırlıklı olmalıyız.
Cep telefonları yaygınlaşmadan, elektronik saatler kullanılmaya başlamadan önce mekanik saatlerin sesleriyle uyanırdık güne. Hatta hatırlarsınız, komşumuz, o çalar saatin tuşuna basmayı bir türlü beceremez, biz kalkmayacağımız bir saatte kalktığınız için biraz sinirli biçimde koşuşturmaya başlardık. Fakat bazen saati kurarken zembereği fazla gererdik ki o zaman da enerjinin bittiği vakte kadar saatin sesini duyardık.
Bence o kadar teknolojik gelişmenin ardından o zemberek kelimesi tekrar kullanılmaya başlanacak ülkemizde. Baksanıza, ne şehit haberleri bitiyor, ne yurttaki asayiş olayları, ne de çevre ülkelerdeki gelişmeler…
“Ayar” çekmek için birileri, habire zembereği kuruyor. Kuruyor kurmasına da artık saatteki enerji, patlamak, deyimin gereğini yerine getirmek üzere. Yani zembereğin boşalmasına ramak kaldı.
Vatandaş olarak nasıl komşunun erken çalan ve bir türlü susturulamayan mekanik çalar saatinden rahatsız oluyorsak, ülke olarak da komşumuzun üzerinden siyasi ve askeri macera minderine çekilmek istenmemizden öyle rahatsız olmalıyız.
Suriye’de olup bitecek tam da budur. Türkiye, Yugoslavya’dan tutun Akdeniz-Afrika coğrafyası, hatta Orta Asya’ya kadar uzanan ve adına her ne hikmetse “devrim” denilen Amerikancı darbelerin mimarı Açık Toplum Enstitüsü’nün önderi Corç Soros’un tarif ettiği noktaya sürüklenmek isteniyor. Ne demişti Soros ve çocukları?
“Türkiye’nin en önemli ihraç malı, ordusudur…”
Ne demekti bu? Irak’ta Amerikan menfaati olur, Türk askeri Irak’a gönderilmek istenir, Amerikan askeri de Türkiye’ye konuşlanır. Fedakârlığın karşısında birkaç milyar dolar borç verilir…
Ya da Afganistan’a “haddinin bildirilmesi”nin zamanı gelmiştir, Barış Gücü adı altında Türk askeri cepheye sürülür.
Lübnan hakeza öyle. Libya öyle, Cezayir, Tunus…
Peki Türk askeri, bu bölgelere giderken sadece Kuzey Atlantik Terör Örgütü’nün (NATO) görevleriyle mi uğraşmıştır? Hayır… İçeride Türk askerini yoracak etnik terör, ayrıca yine Türk askerinin itibarını zedelemek üzere inşa edilmiş mahkemeler de mevcuttur. NATO göreviyle birlikte Türk askeri, aynı anda farklı cephelerde mücadele etmek zorunda bırakılıyor.
Şimdi yeni görev Suriye gibi görünüyor. Yurtdışındaki gazetelere göre Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye aracılığıyla Suriye’ye iki hafta süre tanıdı. Sürenin biraz da sarktığını düşünün, göreceksiniz ki Ramazan Bayramı’nda Suriye’ye saldırının kılıfı hazırlanıyor. Zaten bölünmemiş Irak’ın son devlet başkanı Saddam Hüseyin’i de bir bayram sabahı asmışlardı.
Şimdi elbette itiraz sesleri yükselecektir:
“Ama efendim, Suriye’deki yönetim de masum Suriyelileri öldürüyor.”
Gerçekten ne kadar haklısınız! Irak’ta da nükleer silahlar var diye Amerikan saldırısını birtakım “münevver”ler desteklemişti. Sonuç: Amerikan yetkilileri, 1 milyonu aşkın Müslüman’ı öldürdükten, camileri kullanılamaz hâle getirdikten ve ülkeyi böldükten sonra açıklama yaptılar:
-Aslında nükleer silah yoktu…
Bazı üstadlar yalanlasa da Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından dünya kamuoyu nezdinde ilan ettiği Haçlı Seferi sürüyor. Büyük Ortadoğu Projesi’nin haritası, bu bağlamda ders niteliğinde. Ayaklanma çıkarılmaya çalışılan, belli noktalarda başarılı olan “operasyon” güzergâhı, BOP haritasıyla örtüşüyor. Ve haritaya bir kez daha bakın, İkinci İsrail, kimin sınırları içinde kuruluyor?
Tekrar zemberek meselesine dönersek…
Birileri ayar çekmeye çalışıyor Türkiye’ye.
Terör olayları, asayiş olayları, televizyondaki o “kusulası” yarışmalar, gazetelerdeki lüks yaşam haberleri, Suriye meselesi, Kıbrıs meselesi, aile hayatının zedelenmesi, siyasilerin sert üslupları, her türlü gerginlik, Heybeliada Ruhban Okulu tartışmaları, Bozcaada ve Gökçeada’da Yunanistan’ın hak iddiası, Ermeni Soykırımı Yalanı, Irak’ın kuzeyinde kurulan Kukla Devlet, sözde özerklik ilanı…
Hep zemberekle ilgili. Ya zembereği kurup “saat”i ayarlayacaklar, ya da zemberek bir boşalacak, her yer toz duman olacak.
Her iki ihtimalde de zehir zemberek günlere hazırlıklı olmalıyız.