Yılmaz Hocam, bu röportajımızda, her inananın üzerinde daima tefekkür etmesi gereken beyanı, “La ilahe illa Allah”ı inceleyelim istiyorum. “La ilahe illa Allah”ın anlamı nedir? denildiğinde çoğumuz “Allah’tan başka ilah yoktur” şeklinde açıklarız. Bu şekilde bir ifadenin doğru ancak yeterli olmadığını sizinle yaptığımız tefekkür söyleşilerinde fark ettik, anladık. Şimdi istiyorum ki adım adım bir “La ilahe illa Allah” anlamı tefekkürü yapalım ve bu tefekkürle de imanımızı tahkiki iman haline getirelim ve güçlendirelim inşallah. Sevgili Hocam, Ezanımızın her gün beş defa yükseltip hatırlattığı “La ilahe illa Allah” gerçeğini anlamaya başlarken önce “La ilahe” kısmına odaklanıyoruz ve “Tanrı yok” diyoruz; yani önce yoku tarif ediyor sonra da VAR olan tek gerçeği “illa Allah” olarak kabul ediyoruz. Bu her inananın bir çırpıda söyleyebileceği ilk anlam gibi ama sonraki anlamda “La ilahe” yokluğunu anlamak için kendimize veya gördüğümüz görmediğimiz her bir yaratılana “Sen yoksun” vurgusu ile bakıp “İlla Allah” diyoruz. Bunu biraz açabilir miyiz?
Evet, Elif Hanım kardeşim, buyurduğun gibi “La ilahe illallah” her idraka göre değişen hatta deruni manalar da içeren müthiş bir tevhid anahtarı; hatta tek anahtar. Bu yüzden “Zikrin efdali La ilahe illallah” buyuruyor Rasulullah (SAV) Efendimiz. Allah’ı Billahi anlamda tanıma yoluna giren bir talip için ilkin bu mana önemli olabilir. O kendisi veya gördükleri için “Siz yoksunuz, sen yoksun, illa Allah!” diyerek tefekküre başlar. Ezanımızın bunu haber verdiğini, böyle bir uyarı yaptığını düşünür... Evet, Ezanımız hem de kaç defa, günde kaç defa bizi müstakilen var ve muhtar gerçek varın Allah olduğu, bizim varlık algımızın bir zann, bir sanış olduğunu hatırlatır...
“LA İLAHE”nin anlamına lütfen dikkat edelim. “La ilahe illallah”ı ilk idrakta nasıl anlıyoruz: La ilahe (ilahlar yok) illa Allah. Eğer bunu dunihi algıdaki bir kişi okursa yani kendisini Allah’ın dışında bir yerde var sanan ya da Allah’ı kendisinden uzakta bir yerde sanan birisi bunu şöyle anlar: “İlahlar yok Allah var” ben de böyle inanıyorum der. Oysa onun ilahlar dediğinin içine kendisinin de giriyor olduğunun farkında değildir. Çünkü kim kendini Allah’ın dışında bir gerçek varlık sanıyorsa o aslında ilahlık hissiyatıyla yaşayan birisidir. Bu yüzden “La ilahe” ifadesi o idrakta olduğu halde ilahlığının farkında olmayan ama fark edip de kurtulmak isteyen kulu uyarır; ona “SEN YOKSUN” der. La ilahe; sen yoksun! İlla Allah! Bunu ilkin böyle anlamalıyız. Eğer “ben varım” diyen birisi “La ilahe İllallah” diyorsa o kendisi de vardır ama ilah olarak vardır! Allah var, başkaca o da var ve o “La ilahe” diyor. Oysa bize öğretilen gerçek bu: La ilahe; sen yoksun, İlla Allah: Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in “İKRA” ile “OKU”duğu budur: La ilahe, ey kul sen gerçekte yoksun, Allah’ın bir emrisin, bir dileğisin, Allah’ın ilminde bir düşüncesin. VAR İlla Allah! Efendimizin okuduğu çok önemli şey budur. Sanışlarla ilan edilen TANRILIK yoktur! Hani “Ben zaten başka ilah kabul etmiyorum” deyip sıyrılıyoruz ya, haydi şimdi bu mana ile düşününce de sıyrılalım bakalım: La ilahe! Sen yoksun! İlla Allah! Neden bu mana? Çünkü en önemli ilah KENDİNSİN! Dikkat edin, kimsenin oluşturduğu put şu dünyada kendisinden daha büyük değildir! EN ÖNEMLİ İLAH kişinin kendisidir, en önemli ilah kendinsin! Diliyor bir put yapıyor, diliyor bir tanrı oluşturuyor, dilersen ona farklı isimler veriyor. Ama her halükarda, oluşturduğu kendisinden büyük değil! Dünyanın en büyük ilahı kendisi! Bu yüzden Ezan durmadan bunu seslendiriyor: Sen yoksun İlla Allah. Sen yoksun illa Allah! “Sen yoksun, ona göre tedbirini al, İlla Allah” diyor. Ezan nasıl farklı oldu değil mi, şimdi onun seslenişi nasıl değişti değil mi? “Sen yoksun, İlla Allah.” Kurtuluşun bu hakikate uygun yaşamakta, kurtuluşun salâtta!
Sevgili hocam dikkatimi çekti, “La ilahe” için “tanrı yok” veya “sen yoksun” manasını verdiğiniz halde “İlla Allah” ifadesi için “Allah var” demediniz. Allah için neden “Allah var” ifadesini kullanmadık?
Evet, aynen dediğin gibi, “La ilahe” için “tanrı yok, sen yoksun” dedik ama “illa Allah” kısmı için “Var” demedik, “var” demeyi bu noktada henüz ikilik gibi veya sınır koymak gibi gördük. Var olan birisi “Allah var” diyerek bir tespitte bulunuyor ve Allah’a sınır koyuyor gibi olmasın istedik. “La ilahe (tanrı yok) illa Allah” derken “var” kelimesini kullanmadığınızda zihninizde bir tespit eden, bir sınır koyan ve o anlatımı sunan ikilik de kalkmış oluyor: La ilahe (tanrı yok) illa Allah! “Allah Kur’an’da Soruyor: Sen tarı mısın?” kitapçığımızda bunu çok açık, çok çıplak, çok net açıkladık ve hep de bunu konu yaptık hayatımız boyunca da konumuz hep Allah, Allah’ı daha iyi daha ileri tanımak ve o tanıyışa göre de yaşamak olacak inşaAllah. Tanıma yoluna giren için ilkin “La ilahe (tanrı yok) illa Allah” dedik. Sonra “tanrı yok”tan kastımızın “Sen yoksun, illa Allah” olduğunu anlattık. İdrak ilerledikçe hep Kelime-i Tevhid’in üstünden bir katman daha çekerek, bir alt manaya inerek yani bir üst manaya çıkarak ilerlemek önemli olduğundan biz de öyle yapıyoruz.
Yılmaz Hocam, bizler “La ilahe illa Allah” derken La ilahe (tanrı yok) kısmını kolayca söyleyiveriyoruz. Çünkü gerçekten Allah’tan başka bir tanrı ya inandığımızı düşünmüyoruz. Hatta “Allah’tan başka tanrıya inanma” ihtimali hiç birimizin zihninde bir karşılık bulmuyor, onu hemen öteliyoruz. Çünkü cahiliye yani örtücülük devrindeki puta, güneşe, aya tapma gibi yanlış inanış durumumuz yok. Ancak fark ediyorum ki, ilk adımda La ilahe (tanrı yok) şeklindeki açılımın hemen ardından bir adım sonrasında La ilahe ye “sen yoksun” anlamına geldik. Bu iki açıklamanın bir idrak gelişimini yansıttığını ve birbirini kapsadığını düşündüğümüzde asıl tanrılık hissinin kendimizde olduğunu fark ediyoruz, bu konuda bir şeyler söyleyebilir miyiz?
Kesinlikle evet! Eğer kişi “La ilahe illallah: Tanrı yok illa Allah” derken tanrıyı ötesinde berisinde tapınılan bir şey sanıp “onlar yok, illa Allah” derse esas tanrıdan yani kendi tanrılığından, kendi ilahlık hissiyatından perdelenir. “La ilahe illallah; tanrı yok illa Allah” cümlesindeki esas maksat, ilan edilen tanrının, kendinde ilan ettiğin ilahın yokluğudur. Kişi, yaratılmış olan Esma’ül Hüsna kompozisyonuna ve onun Rab gücüne sahip çıkıp; “BEN” varım, oradaki güçler de benim” der, işte ilan ettiği bu ilahlık yok, İlla Allah! Müslümanlar olarak önce ve mutlaka bunu anlamak, fark etmek zorundayız. Bu noktanın anlaşıldığını düşünüp şimdi bir örtü daha kaldıralım.
Çeşitli anlatımlarda rastlarız: Cennetin kapısında “La ilahe illallah” yazılıdır. Bu, cennetin bir kapısı var ve o kapıda da böyle bir yazı var demek değildir. Öyle bir mana var demektir. Nasıl bir şeydir bu? Havaalanları gibi önemli yerlere girerken güvenlik geçitleri vardır, üstünüzde tehlikeli bir şey varsa oradan geçemezsiniz ya, işte o ifade böyle bir manadadır. Öyle bir alan var ki, Kelime-i Tevhid o alanın manasıdır, La ilahe illallah o alanın ismidir. “Cennetin kapısında Kelime-i Tevhid yazılıdır”ın manasını şimdi hiç söylenmemiş bir örnekle anlatmaya çalışayım inşaAllah. Birkaç genç heveslendi ve bir eğlence yerine gittiler diyelim ama tam girecekken bir yazı gördüler, “Damsız Girilmez” diyor, onu okuya okuya girebilirler mi? Bir şart var ve o şart yoksa “girilmez” diyor. Baktı ki dam yok, “giremeyiz” derler. Yani o yazıyı okumakla oraya girip giremeyeceklerini anlarlar, değil mi? O yazıyı göre göre girmeye kalkmaz! O yazı ona “dam yoksa buradan geçemezsin” diye bir şart koşuyor, okuyarak geçmesi mümkün değil, “damsız girilmez” cümlesini söyleye söyleye oraya giremez. İşte CENNETİN KAPISI denilen idrak sınırında yazan mana da budur: La ilahe illallah! Geldin o yazıyı okudun. Ona bakıp “ben biliyorum; tanrı yok, illa Allah” deyip geçeceğin bir şey değildir o! Aslında oradaki “La ilahe illallah” ifadesi “Tanrı giremez, illa Allah” demektir. Bu manayı idrak eden okurlarımız bir örtüyü daha kaldırmış olurlar: Demek ki “La ilahe illallah” sadece söylenecek bir şey değil. Aksi halde “Damsız Girilmez” yazısını görüp durmadan “damsız girilmez, damsız girilmez” demek gibi olur. Yüz defa, bin defa söyle, fark etmez! O cümle sana bir şey diyor: Sende şöyle bir şey yoksa buradan giremezsin! Cennetin kapısında yazan mana demek ki budur: La ilahe (buraya tanrı giremez) İllallah. Buradan tanrı geçemez, İlla Allah. Fark ettiniz mi, izah edebildim mi? Ne kadar iyi insan olursanız olun, size ne kadar “aferin” denirse densin, eğer tanrıysanız geçemiyorsunuz. Çünkü öyle yazıyor: La ilahe (tanrı giremez) İlla Allah.