Dünyayı aydınlattığı günlerde olduğumuz Rasulullah (SAV) Efendimiz bize öğretiyorlar ki; “Zandan sakının. Çünkü zan, yalanın ta kendisidir. Birinin konuştuğuna kulak kabartmayın, birbirinizin özel hallerini araştırmayın, birbirinizle üstünlük yarışı içine girmeyin, birbirinize haset etmeyin, kin beslemeyin, sırt çevirmeyin ey Allah’ın kulları, kardeşler olun!” (Buhârî, Edeb, 57)
Hadis-i şerifimizdeki hasletler, eğer kurtulursak, onları temizlersek biiznillah cennetimizi belirleyecek vasıflar bize hâkim olacağından, bunlardan kurtulmak ve temiz bir hayat tarzını başlatmak üzere hadisimizi inceleyim. Bir soruyla başlayayım: Bütün bu vasıfların oluşmasına yatan merak duygusu bizde neden var? Hiç düşündük mü, acaba Rabbimiz bize merak duygunu bunlar için mi verdi, yoksa neden verdi?
Aslında merak duygusunun tek hedefi vardır, o duygu bize diğer tüm duygularımız gibi tek amaçla verilmiştir: Rabbimizi merak etmek, araştırmak, onu doğru tanımak ve doğru iman ederek yaşamak. Allah’ı O’nun razı olacağı şekilde nasıl doğru tanıyabiliriz yani Rabbimi Billahi imanla nasıl hissedip o hakikatle yaşayabiliriz? Bu gibi sorular merakı Billahi idrakla kullanmak için şarttır. Akıllı olan için merak duygusunun varlık sebebi sadece budur: Rabbimizi merak etmek, aramak ve doğru şekilde bulup teslim olmak, öyle yaşamak! Yoksa komşumuzun ne yaptığı, kimin kiminle ne yaptığı, kimin kime ne dediği hiç değil!
Billahi idrak ile kullanırsak, merak duygusu bizi ne ile meşgul olursak olalım kesinlikle Rabbimize götürür. Bu öyle bir ikramdır ki hayatımızın her alanında o ikramı kullanır da onunla yaşarsak Allah’ı ve Hak yolu tanır, nihai yerimiz için çok önemli olan Kazanılmış Değişimimizi cennet yolunda gerçekleştiririz ya da tam tersi…
Eğitimciler merak için “Merak ilmin hocasıdır” demiştir ki kişinin hocası ya Rabbidir veya şeytaniyettir. Günlük hayatta Merak duygumuz zulmette kullanırsak hocamız şeytaniyet olacak, Razılık yolunda kullanırsak öğretmenimiz Rabbimiz...
Birkaç merak tipine birlikte göz atalım: 1) Yeni heyecan ve deneyimleri körükleyen duyuşsal merak. Doğduğu andan itibaren merak etmeye başlayan bebekler, etrafını inceler, dokunur, hissetmeye çalışır. Bebeği gün be gün geliştiren bu duyguların temelinde merak duygusu vardır. Merak çocuğun zihinsel gelişiminde itici gücüdür. 2) Öğrenmeyi sağlayan bilişsel merak. ‘’Öğrenmek istiyorsan merak et, öğretmek istiyorsan merak ettir.’’ ilkesi eğitimde çok kullanılır. Merak etmeyen çocuğa bir şey öğretmek çok zordur. Onun için eğitimde kullanılan en temel metot merak ettirmektir. Bunu da bir başka bilgiyle kıyas ederek öğrenmektir. Bilim adamları “kişinin bildiği ile bilmek istediği arasında uçurum arttıkça merak artar” diyorlar. Bu merak duygusu içerisinde öğrenci merak ettiği şeyin peşine düşer ve kalıcı öğrenme gerçekleşir. Bunlar merak duygusunun öğrenmede nasıl kullanılacağı ile ilgilidir; kullanırken ki idraka dikkat etmeliyiz! Ya Hakk veya batıl bir idrak daima çalışır. Dikkat edelim ki batıl idrak yüzsüzdür, bu sebeple yaşantımızda hiç farkında olmadan kullandığımız merak duygusuna bakın, ya komşumuzun ne yaptığı, arkadaşımızın özel hayatının nasıl gittiği, birinin bir başkasına ne dediği konusunda veya kendimizi bir başkasıyla nefret kökenli bir kıyas içerisinde hissettiğimiz bir şekilde kullanıyor olabiliriz. Tabi ki hemen hemen tüm davranışlar merak ve kıyas temelli davranışlardır; ancak kıyası yapan kişi Billahi anlamda mı Dunihi algıda mı, bu önemlidir. Çünkü: Davranışlar dunihi algı ile yaşandığı zaman bizi Rabbimizden uzak düşürür. Bir başkasının hayatını inceleyerek, birinin diğeri hakkında ne dediğini ne düşündüğünü merak ederek sürdürdüğümüz yaşantı bizim iki dünyamızı da mahveder. Zaten böyle yaşayan birisi bu dünyada da sürekli yanıyor da farkında değil…
Bizi Hakka ve Batıl zanlara götüren duygulardan belki de en önemlisi olan merak ve kıyas duygularına biraz yaklaşınca görüyoruz ki; merak etmede de kıyas yapmada da bir sıkıntı yok. Önemli olan, bu duyguları hangi idrak ile kullanıyor oluşumuz. Merak duygumuz; dunihi idrak içerisinde kullanıldığında ölümle birlikte çöp olacak, azap olacak şeyleri merak ediyor oluruz ki tümü ateştir, hüsrandır, dönüşü olmayan pişmanlık ve sapmadır. Oysa Billahi idrak ile Allah’ı merak dünyada da nur ahirette de nurdur; NURUN ALA NUR.
Hz. Aişe validemiz (ra) Rasulullah (SAV) Efendimiz’e Hz. Safiye (ra) validemizi boyunun kısalığı ile anar. Böyle, basit gibi görünen bir kıyas oluşur. Bunu gören Rasulullah (SAV) Efendimiz, Aişe validemize ve aslında bize merhameten şöyle bir hatırlatma ve sakındırma yapar: “Ya Aişe, öyle bir şey söyledin ki bu söylediğin denize karışsa deniz kirlenir.” Günlük dilimizde çok normal gibi görünen, düzeltme ihtiyacı bile duyulmayan böyle bu durumda Efendimiz (sav)’in verdiği tepkiyi daima düşünmemiz gerekiyor. Çünkü o dil cennete mâni, Allah razılığına mâni! Biz onu küçük gibi görebiliriz ama böyle!
Zulmani merak duygusuna eşlik eden, ondan ayrılmayan iki duygudan biri kıskançlık diğeri de hasettir. İkisi farklı şeylerdir; haset iki kişi arasında yaşanır ve temel duygusu eksikliktir. Kıskançlığın yaşanabilmesi için üçüncü kişiye ihtiyaç vardır ve temel duygusu bir şeyi kaybetmektir. Haset sahip olamamakla, kıskançlık sahip olunan bir şeyle ilişkilidir. Örneğin sevdiğimiz bir arkadaşımızın başka bir arkadaşımızla samimiyet kurmasını kıskanırız. Bu kıskançlığın temelinde sevdiğimiz arkadaşımızı paylaşamamak ve onun sevgisini kaybetme duygusu vardır. Haset ise arkadaşımızın yaptığı güzel işi takdir etmeden, göz dikme duygusuyla eleştirerek rahatsız etmektir. Göz dikme sebebiyle yaşanılan haset ve kıskançlık, merak duygusuyla birleşince ortaya çıkan her duygu nar içerir. Bir başkasının hayatına zanlarımızla yaptığımız yorumlar, farkında olmadığımız haset duygumuzla zorlaştırdığımız hayatımız, merak duygumuzu kıskançlıkla birleştirip başka biri hakkında yaptığımız yorumlar hep bizim kurtulmamız gereken hasletler arasında yer alır. Görüyoruz ki daimî mücadele içinde olmamız ve mutlaka kurtulmamız gereken dosyalarımız var. Allah bize merhamet etmezse de kurtulamayacağız… O zaman Rabbimiz Allah’a sığınıyoruz:
Allahım! Nefsin şerriyle merak nimetini kullanmaktan bizi kurtarıver, Billahi manadaki nurunla onu kullanmayı bize lütfediver. He halimizi ve anımızı sana emanet ettik sana teslim ettik Allahım, lütfen, lütfen bunları el değmemiş kar suyun ile yıkayıver, nurunla nurlandırıver, ahlakınla ahlaklandırıver (âmin).