Ramazan ayı için “On bir ayın sultanı” ifadesi her ne kadar bir ayet ve hadisle öğretilmiş lakap değilse de işe Billahi Anlamda imanla bakan bu milletin Ramazan ayına seslenişi böyledir elhamdülillah. Bu seslenişin altında hem birçok ayetin manası hem de Rasulullah (SAV) Efendimizin birçok hadisinin öğrettiği mana yatmaktadır aslında. Böylece Ramazan ayına ve orucuna hem o ayetler ve hadislerle yaklaşmış hem de Allah’ın işareti olan sevdiğimiz kişileri, nesneleri, olayları hoş lakapla anma sünnetini yerine getiriyoruz. Bu adet aslında eskiden Araplarda, eski Türklerde de vardır. Efendimiz (SAV)’ “El Emin” lakabı vermeleri, Türklerde çocuğun bir güzel iş yapınca o isimle anılması hemen akla gelen örneklerdir. Bunun gibi, ayetler ve hadislerdeki özellikleri, güzellikleri üzerinden seslenerek Ramazan ayı ile bir ahbaplık, bir sevgililik, bir hoşluk ve hoşnutluk oluşturup ona “Hoş geldin On Bir Ayın Sultanı, Allah’ımız bizi sana kavuşturdu elhamdülillah”, “Seni çok seviyor ve çok özlüyoruz On Bir Ayın Sultanı”, “Elveda On Bir Ayın Sultanı” gibi nazlanma, yapışma, sarılma cümleleriyle sesleniyoruz.
Bakın Kuran ayetlerimiz ona nasıl referans oluyor:
Bakara-183: “Ey (Billahi Anlamda) iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de siyam (Ramazanda oruç) farz kılındı. Umulur ki (böylece Allah hakkında helal kılınmış zanlarınızdan bile kurtularak) korunursunuz.”
Bakara-184: “(Ramazan ayı orucu) sayılı/belli günlerde (tutulur). Ancak bu günlerde hasta veya yolcu olan diğer günlerde tutabilir. Ona güç dayananlara bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Kim (bu) hayrı gönüllüce yaparsa bu onun için hayrdır. Her şeye rağmen (Ramazan ayında) oruçlu olmanız hayırlıdır, bir bilseniz...”
Bakara-185: “Ramazan ayı, insanlara hüda (hidâyet rehberi) ve Hakkı bâtıldan ayırıcı beyyineler (deliller, belgeler) olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim (Billahi Anlamda İmanlı olarak) ona şahit olur (da ulaşırsa) o (ayın) orucunu tutsun...”
Bir de Rasulullah (SAV) Efendimizden Ramazan ayı ve orucuna yönelik birkaç hadisle nurlanalım inşaAllah:
İbni Ömer’den (r.a.) Rasûlullah (SAV) Efendimizin şöyle buyurduğunu söylüyor:
“İslâm “beş” üzerine bina edilmiştir: “İlahlar yok illa Allah ve Muhammedün Rasulullah” hakikatine şahitlik. Salatı ikame etmek. Zekâtı vermek. Hac ve Ramazan orucu.” (Buhârî, Îmân 1, 2 Müslim, Îmân 19-22)
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayetle Rasûlullah (SAV) şöyle buyumuşlardır:
Aziz ve celîl olan Allah "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim" buyurmuştur. Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin. Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’'a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır:
İftar ettiği zaman ve Rabbine kavuştuğu andır." (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)
Sehl İbni Sa'd (r.a.) Rasûlullah (SAV) Efendimizin şöyle buyurduğunu söylüyor:
"Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. “Oruçlular nerede?” diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez." (Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166.)
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Kim, fazlına inanarak ve Allah için, Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır." (Buhârî, Îmân 28, Savm 6)
Yine mübarek Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet etmiştir ki; Rasûlullah (SAV) Efendimiz şöyle buyurdular:
"Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır." (Buhârî, Savm 5)
İbni Abbâs (r.a.) şöyle demişlerdir: Rasûllullah (SAV) Efendimiz insanların en kerimi (cömerti) idi. Onun en cömert olduğu anlar da Ramazan’da Cebrâil ile buluştuğu zamanlardı. Cebrâil (a.s.), Ramazan’ın her gecesinde Rasulullah (SAV) ile buluşur, karşılıklı (mukabele halinde) Kur'an okurlardı. Bundan dolayı Rasûlullah (SAV) Cebrâil ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı." (Buhârî, Bedü'l-vahy 5, 6, Savm 7, Menâkıb 23, Bed'ul-halk 6, Fezâilü'l-Kur'ân 7, Edeb 39)
Ebû Hüreyre (r.a.) Rasûlullah (SAV)’in şöyle müjdeledeğini bildirmişlerdir:
“Büyük günahlardan kaçınılması halinde, beş vakit salat, iki cuma ve iki Ramazan, aralarındaki günahlara kefârettir.” (Müslim, Tahâret 16)
Abdullah İbni Abbâs’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Efendimiz (SAV);
"Ramazan’da yapılan umre tam bir hac sayılır veya benimle yapılmış bir haccın yerini tutar." (Buhârî, Umre 4)
Rasulullah (SAV) Efendimiz öğretiyor ve müjdeliyor ki;
“Eğer kullar, Ramazan’ın fazîletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temennî ederlerdi…” (Heysemî, c. III, sf. 141)
Ayetler ve hadisler buketini birlikte okuduk; bütün bunlardan sonra neden bu Kerim Ay’a “On Bir Ayın Sultanı” diye bakıldığı, niye böyle bir lakap takıldığı biraz hissediliyor değil mi?
Ayet ve hadislerdeki hakikatler ve Ehlüllah’ın tefekkürleri bize öğretiyor ki;
• Ramazan Ümmetin ayıdır
• Allah’ın yarattıklarına fazlı gibi bir aydır
• Asi’lerin kurtuluş ayıdır
• Sadakat (sıdk, sadıklık) ve safa ayıdır
• Hakk’a yakınlık ayıdır
• Nimetler ayıdır
• Mükafatları artıran aydır
• Kerimliği (kerametleri) umulan aydın
• Hasat (toplama, ürün alma) ayıdır
• Her bir hasene için bin sevap verilen aydır
• Okunan her bir Kur’an ayeti için de bin sevap lütfedilen aydır
• İçinde özellikle de 27. Gecesinde sıklıkla Kadir Gecesi (selam anı) yaşayan aydır
Allahım, hürmetlerine, işaretlerine azami sarılan azimet gösteren kulların olarak yaşat bizleri ve bu halimizden razı olarak da vefat ettirip ba’s ve haşr ediver (amin).