Elif Çaylıoğlu

Tayyib Kelime-Habis Kelime

Elif Çaylıoğlu

Sevgili Yılmaz hocam, mealinden okuyunca ayeti anlayacağımı düşündüğüm halde bazen ayetin ne demek istediğini anlayamıyor hatta bazen meali okuyup yanlış anlam verdiğimiz de oluyor. Sebebi veya sebeplerini elbette merak ediyoruz ama önceliğimiz şu; ayetleri nasıl doğru anlarız? Bunu ayetler üzerinden biraz açabilir misiniz?

İnşaAllah Elif hanım kardeşim, Fatır Suresi 10. ayeti bu bakışla ele alabiliriz.

“Kim izzet irade ediyorsa, izzet bütünüyle Allah’ındır. Tayyib kelimeler O'na suûd eder, urûc eder. Sâlih amel onu ref’ eder. Seyyiat’ı mekr (tuzak) yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azab vardır. Bunların mekri boşa çıkar.” (Fatır-10)

Böyle meallendirdim ama meallerde ayetin daha Türkçeleştirilmiş olduğunu göreceksiniz. Meal oluştururken daha Türkçeleştireyim derken ayetteki mânânın yanlış anlaşılmasından korktuğum için çok Türkçeleştirmedim. Örneğin, ayetin “Seyyiatı mekir yapanlara gelince” kısmını ele alalım. Bunu “kötülükleri mekir yapanlara gelince” gibi yazılmış görebiliriz. Ayetimizin orijinalinde “seyyiat” olarak ifadelenmiş olan o mânânın yerine “kötülük” yazarsak kast edilen asıl mânâ anlaşılamaz. Çünkü günlük dilde “seyyiat” denilince “kötülük” anlaşıldığı için bir kişi böyle bir meal okuduğunda onu günlük hayattan bildiği “kötülük” mânâsı ile ilişkilendirir, öyle mânâlandırır. Böylece ayetteki “seyyiat” kelimesi ile kastedilen manadan perdelenir, yeterince anlayamaz, kavrayamaz, hatta ayeti öteler; “Ben kötü birisi değilim, ben kötülük yapmıyorum, kötülükle meşgul değilim ki” diyerek ayeti üzerine hiç almaz. Konuştukça ne demek istediğim daha anlaşılır hale gelecek inşaAllah. Ayetteki “seyyie” kelimesinden öncelikle şu anlamı çıkarmalıyız: Batıl davranışlar! “Seyyie” yalnızca budur. O hiçbir açıklama yapmadan "kötülük" diye yazıldığı zaman okuyan ayetteki kelimenin manasını bu hayatla, insanlarla, beşeri kavram ve münasebetlerle ilişkilendiriyor ve eğer iyi insan olmaya çalışan biriyse “Ben kimseye kötülük yapmıyorum” diyor. Ayetlerdeki "Seyyie" kelimesini açıklamak için bizim bildiğimiz yaşantıdaki “kötülük” kelimesi kullanıldığında yani ayetin mânâsı insani ilişkilerle, normal hayattaki davranışlarla ilişkilendirildiğinde doğal olarak sonuç böyle oluyor. Oysa “seyyie”nin esas mânâsı bâtıl davranışlardır; Allah’a karşı davranışlardır, Allah Yokmuş Gibi yapılan konuşma ve davranışlardır; bu mânâya gelen davranışların tümünün ismidir seyyie. Bu bilinmezse ayeti mealen veya orijinalinden bile okuyan onu doğru anlayabilir mi?

Ayetin başında geçen “Kim izzet irade ediyorsa, izzet bütünüyle Allah’ındır” cümlesini nasıl anlamamız gerekiyor?

Ayetteki; “Kim izzet irade ediyorsa, izzet bütünüyle Allah’ındır” beyanını en azından şöyle anlamalıyız: Dünyaya geldiğimiz esfele safiliyn şartlarında “izzet, kudret" peşinde koşmak insanı sapmaya ve hatta feth-i zulmaniye götürür. İzzet ve kudret peşinde koşan esfele safiliyn şartlarında koşuyorsa elde edeceği şey feth-i zulmani’dir. Bu durumda kişi elde edeceği kudreti (her türlü imkânı) bâtılı hâkim kılmak için kullanır ki, böyle davranmanın karşılığı da şiddetli azap olur! Ayet devamında bunu ifade ediyor: “Onlar için şiddetli azab vardır. Ve bir de bu kişilerin mekri (tuzağı) boşa çıkar!” Yani Hakk için kurdukları tuzakların boş olduğunu anlarlar, Hakk Yol’undaki saptırma gayretleri boşa çıkar. Bu gerçek tüm çıplaklığıyla Vel Asr Sûresi’nde vardır. Sûre bu hali nasıl tanımlıyor, bakın: “Onlar zamanlarını boşa harcamış olurlar!” Fatır-10 bizi bu yüzden uyarıyor: Bilmelisin ki izzet/kudret tamamen Allah’a aittir, Allah’ın elindedir. Kendini müstakilen var ve muhtar kabul etmiş bir idrakla izzete ve kudrete ulaşılamaz, bunu fark edin. 

Hocam, peki bu gerçeği fark eden ne yapar? 

“La ilahe illallah” ve “La havle ve la kuvvete illa Billâh” der. “İlla Billah” deyip gereğini yaşama gayretine girenin tanımı farklı olur. Yeri geldi, şimdi ayetimizde geçen bir kavramı daha açalım: Tayyip kelime. “La havle ve la kuvvete illa Billâh” diyerek bir durum tespiti yapan bu idrak ve bu idraktaki nefs bir “tayyib kelime”dir. Günlük yaşantıdaki mana ile Kur’an’ın kastettiği ne kadar farklı değil mi? 

Fatır-10’da yani bu ayetin orijinalinde “tayyib kelime” geçiyor. Meallerde ona “güzel söz” dersek mana ne kadar anlaşılabilir, bir düşünün. Bu sebeple onu aynen söyledim. Çünkü: “Seyyie” yerine “kötülük” dersek nasıl olmuyorsa, “tayyib kelime” yerine “güzel söz” yazılınca da olmaz, mânâ anlaşılamaz. “Tayyib Kelime” La İlahe İllallah kelime-i tevhididir; kelime-i tevhidin manasına uygun nefstir, o nefsle yaşayanın sözleri ve halleridir. Demek ki günlük yaşantıdaki güzel söz ile ayet Tayyib Kelime başka şeylerdir, farklı manalardır. Tayyib Kelime’ye “güzel söz” derseniz kişinin aklına normal yaşantısındaki süslü sözler, edebi/şiirsel sözler gelir. Oysa değil! Tayyib Kelime çok başka bir şeymiş, gördük. Tabi “tayyib kelime”nin bu ayet kapsamındaki mânâsını söyledik, “tayyib kelime”yi bu ayet çerçevesinde tanımladık, bu tanımlama onun anlamlarından yalnızca birisi. Bu sebeplerle, eğer bir Arap da Kur’an okurken ayetlere hayatında kullandığı mânâlarla bakarsa o da aynı hataya düşer ve Kur’an’ı o da anlayamaz; anlayamıyor. Çünkü normal hayata ait mânâları da aynı kelimelerle ifade ediyor. Herhangi bir inanışta veya inançsız insanlar da kötü gördüğü davranışlara “seyyie” diyor, güzel sözlere “tayyib kelime” diyor, eğer Arapça konuşuyorsa böyle diyor. O kişi ayetlerdeki kelimeleri de normal yaşantıdaki mânâsıyla anlarsa, kendi dilinde olan Kur’an’ı anlayamaz. Altını çizelim ki; Kur’an Arapça harf ve kelimelerle ama vahiy o kelimelerin mânâsını Rabça yapmıştır. Dil şeklen Arapça'dır ama mânâlar yaşadığınız normal hayattaki mânâlar değildir; ayetlerdeki Allah’a aittir yani Allah’ı tanımamızla ilişkilidir. Kur’an’ımızın ayetlerini ve Efendimiz’in (SAV) hadislerini anlayabilmek için buna dikkat etmek gerekiyor. 

Elif hanım kardeşim, sorduğun soruya ayetlerle yaklaşımımız ve neyi kastettiğimiz anlaşıldı, değil mi? 

Hocam, demek ki bir ayette “tayyib kelime” geçtiğinde veya Kur’an bir başka kavramı vurguladığında onu hemen yaşantımızdaki manasıyla sınırlamayacağız inşaAllah, bize öğretmek istediği asıl mana olan kelime-i tevhid manasına uygun anlamını yani Allah’ı tanımamıza, Allah ahlakıyla ahlaklanmamıza götürecek manasını fark etmeye çalışacağız. Bu çok hoş bir açılım oldu elhamdülillah, çok teşekkür ediyorum. 
 

Yazarın Diğer Yazıları