1982 senesinde Norveç'te akran zorbalığı nedeniyle intihar eden üç erkek çocuğunun ülkede yarattığı şokun ardından literatüre giren kavramdır başlıktaki ifade.
İngilizce 'bullying' olarak adlandırılan bu kavram Türkçeye 'akran zorbalığı' olarak çevriliyor. Akran zorbalığı, okul zorbalığı ya da akran şiddeti konusunda pek çok tanımı mevcut. Biz bu konuda Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Pişkin'in tanımını esas alacağız. Pişkin’e okul zorbalığı, bir ya da birden çok öğrencinin kendilerinden daha güçsüz öğrencileri kasıtlı ve sürekli olarak rahatsız etmesiyle sonuçlanan ve kurbanın kendisini koruyamayacak durumda olduğu bir saldırganlık türüdür. Pişkin'in yaptığı alan araştırmalarına göre okul çağındaki her dört öğrenciden biri, bir hafta içerisinde zorbalığa maruz kalmaktadır. Akran zorbalığının birçok türü mevcut. Akran zorbalığı sadece okulda olmaz; sokakta, oyun alanlarında, spor sahalarında vb.. birçok yerlerde olabilir.
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan bir grubun TÜBİTAK desteğinde öğretmen, öğrenci ve veliler için hazırladıkları kitapçıklara göre bunları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:
FİZİKSEL ŞİDDET: İtme, dürtme, tekmeleme, tükürme, vurma, ısırma, kulak çekme, tekme atmak ya da çelme takmak, kesici ya da delici aletlerle saldırma, ateşli silahlarla korkutma, oturacağı yere sivri bir cisim koyma, cisim fırlatma, vs.
SÖZEL ŞİDDET: Boy, kilo, diş yapısı, ten rengi gibi bedensel özellikleriyle alay etme; giysi ve gözlük gibi dış görünüş özellikleriyle alay etme; peltekliğiyle, kekemeliğiyle, aksanıyla ya da şivesiyle alay etme; küçük düşürücü lakaplar takma, kaba ve çirkin sözlerle (manyak, geri zekalı, ezik, vb.) hitap etme; sözlü olarak tehdit etme, vs.
SOSYAL ŞİDDET: Dışlama, oyunlara almama, grup dışında bırakarak yalnızlığa itme, görmezden gelme, konuşmama, diğer öğrencilerin de o öğrenciyle konuşmasını engelleme, diğer öğrencileri o öğrenciye karşı kışkırtma, hakkında dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, haksız şikayetlerde bulunma, çeşitli yerlere çirkin yazılar yazma.
CİNSEL ŞİDDET: Cinsel amaçlı dokunma, elle ya da sözle sarkıntılık yapma, cinsel çağrışımlı sözcükler kullanarak imalarda bulunma, giysilerini (etek, eşofman) kendi isteği dışında kaldırma ya da çıkarma, hakkında cinsel içerikli söylentiler yayma, vs...
EŞYALARA ŞİDDET: Eşya ya da yiyecekleri zorla alma, para ya da eşyaları çalma, haraç alma, zorla bir şeyler ısmarlatma, defter ya da kitaplarını karalama, eşyalarını izinsiz kullanma, vs.
AKRAN ZORBALIĞI İLE İLGİLİ YANLIŞ ALGILAR
Akran zorbalığının bu derece yaygın bir sorun olduğu halde bu kadar az önemsenmesinin birçok kültürel ve sosyal nedeni var. Öyle anlaşılıyor ki zorbalık hakkındaki çeşitli yanlış toplumsal yargılar şiddetin üretilmesinde ve tekrar tekrar üretilmesinde önemli bir rol oynuyorlar. Bu algılardan bazıları şunlar:
İNKAR VE KÜÇÜMSEME: Bazı yöneticilerin, sorunları görmezden gelerek 'Bizim kurumumuzda veya öğretim kuruluşumuzda zorbalık yoktur' diyerek kendilerini savunmaya çalışmaları. Toplumsal açıdan bakıldığında da zorbalık olaylarının 'büyütülecek kadar ciddi olmadığı' algısı. Oysa Pişkin tarafından yapılan araştırmalar, öğrencilerin yüzde 26'sının fiziksel, yüzde 34'ünün de sözel şiddete maruz kaldığını ortaya koymuştur.
EĞİTİCİ BULMA: Zorbalığı büyüme ve gelişmenin doğal bir parçası olarak görmek büyük bir hatadır. 'Zorbalığa uğrayan öğrencilerin yaşam güçlükleriyle mücadele etme becerisi gelişir', 'bu öğrenciler acı çekerler ama acı onları olgunlaştırır' ya da 'zamanla unuturlar' gibi yaklaşımlar çok yaygın ve tehlikelidir.
EĞLENCELİ BULMA: Doğası gereği şiddet ve zorbalık içeren eylemleri çocukların birbirine yaptığı 'masum şakalar' olarak görmek, en fazla 'ayarını kaçırmış' olmakla suçlamak.
GÖRMEZDEN GELME: Toplumda kendisine yapılan zorbalığı şikayet eden akranlarını 'ana kuzusu' olarak tanımlayıp aşağılamak, bu kişileri ispiyonculukla suçlamak gibi bir eğilim vardır. Şikayetler genellikle önemsenmez ve mağdur, dolayısıyla şiddet, görmezden gelinir. Bu kişiler yalnızlaştırılır.
KURBANI (MAĞDURU) SUÇLAMA: Zorbalığa uğrayan akranın 'mutlaka bunu hak edecek bir şey yaptığının düşünülmesi. Kurbanın kışkırtıcı olarak görülüp zorbalığa ortak edilmesi.
ZAMANA BIRAKMA: Küçükken yapılan zorbalıkların geçici bir ergenlik durumu olarak görülmesi ve bu zorbalıkları yapanların büyüyünce olgunlaşıp 'akıllı, uslu insanlar olacaklarını' varsaymak. Oysa araştırmalar ergenlik ve okul dönemlerinde zorbalık yapanların önemli bir bölümünün, yetişkin olduklarında da kendilerine ve topluma zarar vermeye devam ettiğini ortaya koyuyor.
CİNSİYET AYRIMCILIĞI: Zorbalığın sadece erkekler tarafından uygulandığını düşünmek... Araştırmalar kızlar tarafından uygulanan şiddetin de küçümsenemeyecek boyutlarda olduğunu ortaya koyuyor ki örnekleri çokça mevcuttur.
ZORBALIĞIN YOL AÇTIĞI SORUNLAR
Araştırmalar akran zorbalığına maruz kalan bireylerin süre giden hayatlarında şu tür sorunlarla karşılaştığını ortaya koymuştur:
* Kendine güvensizlik
* İnsanlara güvenme ve onları sevme becerisinden yoksunluk
* Şiddete alışma ve uygulayıcı olma
* Öfke ve intikam duygularıyla yaşama
* Pasifize olma ve içe kapanma
* Depresyon, kaygı ve korku
* Uyku ve yeme bozuklukları
* Okulda başarısızlık
* Madde bağımlılığı
* Evden ya da okuldan kaçma
* Kendini değersiz görme
* Fiziksel ve duygusal gelişimde gecikme
Araştırmaların ortaya koyduğu sonuçlar ve toplumda da çok sık gördüğümüz örnekler bunlar maalesef.
Özellikle aileler tarafından iyi eğitilmiş, ahlaki ve etik değerlere sahip olan çocukların, gençlerin yapmayacağı işlerdir bunlar. Onun için her şeyin başı eğitim. Evde, okulda ve her yerde..