Lokman Özkul

COĞRAFYA KADER(Mİ)DİR?

Lokman Özkul

Önce kader kavramıyla girelim. Kaderin bir zorunlu kısmı vardır bir de iradi yani insanın isteğine bağlı. İnsanın nerede doğup nerede yaşayacağı, hangi ırktan dünyaya geleceği, erkek veya kadın olacağı, anne babasının kim olacağı gibi.. konular kaderin zorunlu kısmıdır. Bir de kaderin iradi kısmı vardır. Özellikle insanlar dinen mükellef olduktan sonra da yaptığı işleri kendi iradesine göre belirler. Orada insanın kaderi suçlaması doğru değildir. Hani bir şarkı da geçiyor ya “Kader diyemezsin sen kendin ettin’’ bu minvalde kaderi doğru anlamak ve insanın yaptığı fiillerin sorumluluğuna katlanması gerekiyor. İnsanlar kendi yapıp ettiklerinden, mükelleflik çağı itibariyle Allah’a karşı sorumludurlar. Diğer yönden coğrafyanın kader olup olmamasına bakacak olursak; içinde bulunduğumuz coğrafya da yaşamak bizim kaderimizdir. Anadolu ve Rumeli, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ekseriyetle yaşayacakları bir coğrafyadır. Tabii Türk vatandaşları dışında bu coğrafya da yaşayanlar da vardır. Bu coğrafya da yaşamak bizler için bir gurur kaynağıdır. Kendisini Türk hisseden herkes için bu coğrafya bir vatandır. Vatan da bizim için en kutsal kavramlardan biridir. Bu vatan için verilen şehitlerin sayısını bilebilmek şu anda bizler için mümkün değil. Sadece Çanakkale’de 250 bine yakın şehit verdiğimizi tarihi kaynaklar belirtir. Vatan ve millet kavramları Türk Milleti için en değerli kavramlardandır. Bizim coğrafyamız çok güzel ve çok kıymetli olmakla birlikte çokta zor bir coğrafyadır. Bu kadar değerli bir coğrafi bölgeyi kendi topraklarına katmak isteyenler binlerce yıldır var olmuş. Türk Milleti 1071 den bu yana bu coğrafya da yaşıyor. Bu coğrafya için nice savaşlar yapılmış nice şehitler verilmiş nice gazilerimiz olmuştur. Bundan dolayı bu coğrafya üzerinde istekler emeller bitmeyecektir. Yahudi milletinin güney bölgemiz için Arz-ı Mev’ud yani vadedilmiş topraklar düşüncesi devam ediyor. Diğer bazı milletler de coğrafyamız için sinsi emellerini devam ettiriyorlar özellikle İstanbul noktasında.
Öyle bir coğrafyadayız ki; üç yanı denizlerle çevrili, dört mevsimin bir arada yaşanabildiği, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin olduğu, bazı bölgelerimizde yılda birkaç defa ürün alınabilen, turizmin gözdesi, tarihi eserleriyle ve mekanlarıyla dopdolu, sporun hemen hemen her branşının yapılabildiği, turistlerin gözdesi kadim bir coğrafya. Bu coğrafyanın kıymetini iyi bilmeliyiz. Zor bir coğrafya lakin Allah’ın nimetleri de alabildiğince. Bu coğrafyayı daha müreffeh bir hale getirmek bizlerin elinde. Bilimle, sanayiyle, teknolojiyle, kültür sanat ve sporla.. ülkemizi geliştirmek bizlerin görevi. Yeni yetişen nesilleri buna uygun olarak yetiştirmeliyiz. Değerler kavramıyla donatıp, vatan ve millet mefhumlarının kutsallığını kavramış, ülkesini daha da geliştirmek için gecesini gündüzüne katan nesiller bu coğrafyanın kaderini olumlu anlamda çok etkileyeceklerdir. Yeni nesile topu atıp bizler de sorumluluktan kurtulamayız. Her Türk vatandaşı ne iş yapıyorsa en iyisini yapmak durumundadır. Doğru dürüst bir şekilde, vatandaşlık bilinciyle ülkesine hizmet etmek her Türk vatandaşının görevidir. İki dünya savaşı yaşamış milletler, bahsettiğimiz konularda bizden ileride iseler bizim eksiklerimiz millet olarak çok demektir. Atom bombası ile şehirleri harap olmuş Japonya, sanayii ve teknolojide önde ise kendimize dönüp bakmalıyız. Onlar da bir coğrafyada yaşıyorlar, onların bulunduğu coğrafya da onların kaderidir. Bu coğrafyanın kaderini yine bizim azmimiz, irademiz, çalışmamız ve bu vatana karşı borcumuzu ödemek için yurttaşlık görevimizi en iyi şekilde yapmamız ve bunun için azami gayret göstermemiz belirleyecektir. Bunun için bize düşen görev; çalışmak çalışmak yine çalışmak..

Yazarın Diğer Yazıları