Şehrimizde görev yaptığı süre içerisinde kültür sanat ve eğitim hayatımıza büyük katkılar yapmış olan, eski İl Kültür Müdürlerimizden, Mevlevi Müzesi müdürlüğü de yapmış olan eğitimci-yazar Lokman Derya Solmaz hocamın harika eseri: LEMAN SULTAN.
Kimdir Leman Sultan? Leman Sultan (Leman OKYAR), Afyonkarahisar’da doğmuş ve yaşamış Mevlevî geleneğinin son temsilcilerinden, Hz. Mevlana aşığı ve Hakk dostu Hz. Pir sevgisi ve bağlılığıyla İlahi aşka ulaşmış bir kadın sufi.. 92 yıllık ömrünü 14 Aralık 2022 tarihinde tamamlayarak, Hz. Mevlana’nın ifadesiyle Şeb-i Aruz da (Hakk aşıklarının düğün gecesi) SEVGİLİ’ye yürüdü. İlm-i ledün sahibi, Mevlevîliğin Konya’dan sonraki en önemli merkezi olan şehrimiz Afyonkarahisar’da, Mevlevi geleneğinin içerisinde büyümüş yetişmiş, çocuk yaşlarında bu yola intisap etmiş, keşif sahibi muhtereme bir Hakk aşığı. Sohbetlerinden ve Hz. Pir sevgisinden yüzlerce insanın istifade ettiği, içlerine düştükleri dipsiz kuyulardan, hak ve hakikate kanat açmalarına vesile olan Mevlevi Sufisi bir büyüğümüz.
Kitap toplamda 14 yıllık, hazırlanma aşamasında 3 yıllık bir çalışmanın sonucu. Bizim bir çırpıda okuduğumuz kitapta; Lokman Derya hocamın, Leman Sultan’ın huzurunda 13 yıllık huzur dinlemeleri ve kayıtları neticesinde, 2020 yılından itibaren de kitap olarak hazırlanması neticesinde 2023 Haziran’ın da roman olarak tamamlandı.
Romana geçecek olursak, ana öge Leman Sultan olmakla birlikte, romanın baş karakteri Nesrin (yaban gülü anlamına gelir, Divan-ı Kebir’de geçmektedir) kariyer ve kitapları yirminin üzerinde baskı yapmış bir yazar olarak, maddiyatın ve şöhretin zirvesine ulaşmış fakat manevi yönden tatmin olamamış bir kadın. Manevi arayış içerisinde. Nesrin, Bodrum Yalıkavak’ta bir ay tatil yapmış ve az da olsa ruh dinginliğini yakalamaya başlamış lakin manevi boşluğu olduğu gibi içinde hissetmekte.
Tevafuk eseri olarak, eski dostu Vehibe’nin daveti üzerine, şehrimiz Afyonkarahisar’a gelmek durumunda kalmıştır. Afyonkarahisar’da yaşadığı olaylar silsilesi onu Leman Sultan’la karşılaştırmıştır. Bu karşılaşma aynı zamanda hayatının dönüm noktasının başlangıcıdır.
Nesrin, Leman Sultan’ın yanında on sekiz gün geçirir. Leman Sultan’ın yaşadığı manevi tecrübeleri, hayatın akışı içerisinde Leman Sultan’dan dinler ve defterine not alır. Aslında bu defter, romanın ilk bölümlerinde bir yangın sonucu yanan defterin tekrar hayat bulmasıdır. Böylece Nesrin, Leman Sultan’ın yanında yaşadıkları ile manevi olarak yeniden doğmaya başlamıştır.
Muhtereme Leman Sultan, 21. Yüzyılda, Hz. Mevlanâ âşığı olmanın ete kemiğe bürünmüş halidir. Modern zamanda sufî geleneği yaşayan samimi bir derviştir. Hayatı boyunca, Konya Mevlevileri tarafından da sevilmiş ve itibar görmüştür. Modern hayatın bireyi olan Nesrin de, gelenekle buluşunca manevi yönden tecrübeler yaşar, gerçek kimliğini bulur. Aradığı huzur Leman Sultan’ın yanındadır.
Romanda tasavvufî yerleştirmeler de bulunmakta. Nesrin, nefs-i emmareden kurtulan kişiyi temsil etmekte. Romandaki zıt karakter, herkesle ve kendisiyle kavgalı olan Nefise de; nefs-i emmareyi (kötülüğü emreden nefis) temsil etmekte. Rıza ve Raziye isimleri de aynı zamanda tasavvuf ve nefsin mertebelerindendir. Allah’ın razı olduğu kişiler anlamında. Roman, Nesrin’in hakikat yolunu bulma süreciyle tamamlanıyor.
Kitapta gerçek kişiler olarak; Leman Sultan, Nevriye Sultan, Merhum Onk. Dr.Haluk Nurbaki, İbrahim Alimoğlu ağabey, Peyker, Vehibe, Meliha Çelebi, Leman Sultan’ın oğulları Rüştü ve Abdülkadir, gelini Nur hanım, torunu Bahadır,Gülper, geçen sene Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız önemli değerlerimizden Şah İsmail, şehrimizin manevi dinamiklerinden Yıldırım amca, Saime, Fatma, Muhammed Celaleddin ve Birsen olarak yer almaktadır.
Romanın mekânı Mevleviliğin ikinci merkezi ve Hz. Mevlana torunu Sultan Divani’nin medfun olduğu Afyonkarahisar’dır, bazı bölümleri Hz. Mevlana diyarı Konya’da geçmektedir. Romanda şehrimizin yaşam kültürü ve tarihi hakkında da anlatımlar mevcuttur. Afyonkarahisar için iyi bir tanıtım olmuş bundan dolayı hassaten Lokman Derya hocama bir Afyonkarahisarlı olarak teşekkür ediyorum. Şehrimizdeki önemli mekanlar; Afyon Kalesi, Mevlevi (Türbe) Camii, Mevlevi Müzesi, Ulu Camii, Bedesten, Afyon Konakları, Frigya, Ayazini, Gazlıgöl gibi.. yerler romanda yer almış. Gastronomimize değinilmiş. Malum, Gaziantep ve Hatay’dan sonra ülkemizin üçüncü gastronomi şehriyiz. Sıra yemekleri, etli pidemiz, kaymaklı kadayıfımız, lokum kaymak ve sucuğumuz.. da kitapta yer almakta. Temenni ederiz ki, Lokman Derya hocamın bu önemli eseri , yüzbinlerce okunur ve insanları hem manevi yönden hem de maddi yönden doyurur.
Roman son derece sade ve akıcı, tasvir ve betimlemeler çok yerinde, tafsilatlı tanıtımlar yapılmış. 277 sayfa olmasına rağmen bir çırpıda okuyabiliyorsunuz. Ben iki günde tamamladım. Romanda eksik bir nokta bırakılmamış diyebilirim. Leman Sultan romanı aynı zamanda, Hz. Mevlana karşıtlarına, karalayacılarına ve müfterilere karşı bir reddiye konumunda. Bu da ayrı bir takdiri gerektiriyor.
Eserin etkileyici taraflarından biri de “yüzleşmek”. İnsanın kendisiyle yüzleşmesi, Leman Sultan’ın baş karakter Nesrin’e sık sık ‘’devamlı aynaya bak’’ ifadesiyle onu kendine getirmesi ve eski Nesrin’le yüzleşmesini istemesi. Biz de kendimizle yüzleşmeliyiz..
Romandaki asıl konu, Aşk yani İlahi aşk. “Aşığa da aşık olunurmus” ifadesinin hayat bulduğu bir eser. Aşk, aşkın esas sahibine ise gerçek aşk odur. Bu vesilesiyle aşkın başka bir boyutu da öğreniliyor. Yazımı bitirirken, İlahi Aşk-ı ifade eden Âyet-i Kerime ve Leman Sultan’ın aşkla ilgili dörtlüğüne yer vermek istiyorum:
“Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”
Aşktan yüce hâl olmaz
Nefis insana yâr olmaz
AŞK insana sermaye
AŞK olmayınca kâr olmaz…
Leman Sultan’ın Nesrin’e ve yeni tanıştıklarına sorduğu çok anlam yüklü soruyu ben kendime sorayım ve aynı zamanda sizlere: Hangi bağın gülüyüm?
Hangi bağın gülüsünüz?
Eline, emeğine, kalemine sağlık Lokman Derya SOLMAZ hocam. Eseri hararetle bütün okuyuculara tavsiye ediyorum.
Gönül Sultanı Leman Sultan; ruhun şad mekanın cennet olsun..