Sözde devlet aslında terör örgütü İsrail'in Gazze'deki ablukasını kırmak için, yaklaşık 48 gemiyle Gazze'ye gıda ve insani yardım götürmek için İtalya'nın Cenova ve İspanya'nın Barselona limanlarından denize açılan özgürlük filosu. Filo, aynı zamanda "sumud" (kararlılık) kavramını sembolize ederek Filistinlilerin özelde Gazzelilerin direnişine vurgu yapmaktadır.
Sumud Arapçada kararlılık ve sarsılmaz azim anlamına geliyor. Filonun ismi çok güzel seçilmiş. Zira siyonist rejime karşı ancak böyle kararlı bir direniş ve duruş sergilenelerek başarılı olunabilir. Yoksa gördüğümüz gibi iki yıldır insanlar hunharca katlediliyor (şuan ABD dışında hiçbir devlet açıktan İsrail’e destek vermiyor. ABD milyarlarca dolar İsrail’e bütçesinden destek ayırırken İsrail de Abd’den durmaksızın silah alımına devam ediyor.)
Sumud Filosuna belli bir noktaya kadar 2 adet Türk savaş gemisinin de filoya eşlik etmeye başladığına dair bilgiler gelmekteydi. Kazasız belasız seyirler diledik hepsine. Lakin lanetli kavim terör örgütü yine teröristliğini yaptı. Uluslararası sularda filoya Çarşamba akşamı gecesi saldırı düzenledi, birçok gemiye el koydu, aktivistleri rehin aldı. İçlerinde Muhammed Emin Yıldırım, Ayçin Kantoğlu, Bekir Develi gibi.. Türk aktivistlerin yanı sıra, milletvekilleri, diğer ülkelerden aktivist ve sanatçılar da yer alıyordu. Bunların içinde ünlü İsveçli aktivist Greta Thunberg, İrlandalı aktör Liam Cunningham ve eski Barselona belediye başkanı Ada Colau gibi tanınmış isimler de yer alıyor. Filoda toplamda 300'den fazla kişi bulunmaktaydı.
Siyonist rejim, şimdiye kadar Arap devletlerinin birçoğu olmak üzere, zor kullanarak, tehdit ederek, koltukları ile korkutarak yöneticilerini her türlü tehditle susturdu ve gelinen durum ortada. Ancak insanların vicdanını susturamadı, susturamayacak da..
Akdeniz sularında ilerlemiş olan filo, sadece bir gemi konvoyu değil, aynı zamanda uluslararası toplumun sessizliğine karşı yükselen bir vicdan hareketiydi. bu gemiler, Gazze halkının maruz kaldığı ablukanın ve insanlık dışı koşulların bir sembolü haline gelmiştir. Terörist İsrail'in askeri gücünün ve bölge üzerindeki kontrolünün gölgesinde, bu barışçıl filonun her adımı, uluslararası hukukun hiçe sayılmasına karşı bir haykırıştır. Siyonistler yine teröristliğini konuşturdu. Farklı bir durum beklemiyorduk zaten. Madleen’i durdurdukları gibi bu filoyu da durdurdular. Filodan bazı gemiler kurtulup ablukayı kırdılar diyebiliriz. Mikeno, Adagio, Fair Lady gemileri yazıyı yazdığım Perşembe günü itibariyle Gazze karasularında. İnşallah sahil-i selamete ulaşacaklar. Özgürlük gemileri yola çıkmaya devam ediyor, bunun arkası gelecek ve bu abluka şimdi kırıldığı gibi ebediyen kırılacak ve Gazzeli kardeşlerimize bir nefes olacak. Selam olsun Sumud Filosuna selam olsun her şeyi göze alan aktivistlere.
Avrupa hükümetlerinin birçoğu bu duruma karşı pasif bir duruş sergiliyor. İspanya’yı bu arada diğerlerinden ayırmak istiyorum. Başbakan Sanchez, İspanya Kralı çok esaslı duruş sergiliyorlar inşallah diğer Avrupa ülkelerine de örnek olur. Sumud Filosuna donanma gemisi de verdiler bir yere kadar eşlik edebildi, İtalya da vermişti filoya eşlik edecek bir gemi. Keşke sonuna kadar gidebilselerdi ama bu terör devleti ile savaşa girmekti bir nevi saldırılar olduğunda. Onlar da savunma amaçlı karşı koyacaklardı. Ülkelerini savaşa sokmaktı şu durumda bunu göze alabileceklerine pek ihtimal vermiyorum. Avrupa’da ve diğer dünya ülkelerinde diğer siyasi liderler, genellikle ticari ve diplomatik çıkarların baskısıyla, Gazze halkının acılarına karşı gözlerini kapamayı tercih ediyorlar. Sumud Filosunun taşıdığı asıl yük, bu siyasi eylemsizliğe karşı duyulan öfke ve hayal kırıklığıdır. İnşallah herkesin aklı başına gelir de bu siyonist terörün karşısında hep birlikte durulur. Yoksa bunların duracağı yok. Bugün Gazze, yarın başka yerler..
Sumud Filosu aynı zamanda bu adaletsiz ablukaya son verilmesi çağrısını da yükseltmişti. Filodaki gemiler, Batı'nın çifte standartlarına ve ahlaki tutarsızlığına bir ayna tutmaktadır. Asıl önemli olan, bu filonun sadece bir yardım konvoyu olarak değil, aynı zamanda insanlığın ve adaletin bir direniş sembolü olarak tarihe geçmesiydi. O da oldu Allah’a şükür. Yazımı Necip Fazıl Kısakürek’in, Surda Bir Gedik Açtık şiirinden bir dörtlük ile tamamlayayım..
Surda bir gedik açtık
Mukaddes mi mukaddes
Ey kahpe rüzgar
Artık ne yandan esersen es...