Bu söz atasözü olarak ifade edilmiş olsa da Ziya Paşa’ya ait güzel bir sözdür. Fransız Buffon’un “Üslup insanın ta kendisidir” cümlesi, Hz. Mevlana’nın “Testinin içinde ne varsa, dışarıya o sızar” betimlemesi, Meksikalı Oktavio Paz’ın “İnsan sözcüklerden oluşur, sözcükler de insandan” tespiti, aynı hakikatin ifadeleridir.
Kişinin üslubu kişiliğini, karakterini yansıtır. Bazı insanlar vardır çok kibar, nezih bazıları vardır, çok kaba ve kırıcı, bazıları vardır buyurgan, hep tepeden konuşan, emir kipleri kullanan. Atalar öyle demiş; söz ola kese savaşı, söz ola kese başı. Sözü süzerek söyleyeceğiz, karşımızdakini kırmadan, incitmeden, döküp kırmadan. Şems-i Tebrizi ne güzel söylemiş: Sözü süz de söyle gönlü bulandırmasın. Sözü diz de söyle kulağa inci diye takılsın. Sözü yüze söyle gıybet olup utandırmasın..
Lisan-ı beyan aynıyla insandır derler ya, buna bir örnek olarak, öğrencinin üslubunu çok da tasvip etmesem de yaşını başını almış birinin üslubuna karşılık vermiş bu bakımdan önemli buldum. İşte anonim o örnek:
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.
-Profesör kaşlarını çatarak: ” Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz! demiş, imalı bir şekilde. Öğrenci biraz duraksadıktan sonra cevap vermiş;
– “O zaman ben uçuyorum…
…
Profesör bu cevaba oldukça çok sinirlenmiş. Simasını aklına kazıdığı öğrenciye, sınavda kafayı takmış ve sınavının başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Cevapları okurken, didik didik incelemiş, her ayrıntıdan puan kırmaya çabalamış. Ancak sınavda öğrenci tüm soruları neredeyse mükemmel bir şekilde cevaplamış. Öğrenciye bu şekilde haddini bildiremeyeceğini anlayan profesör ona bir ders vermek için sınav kağıdı gösterme bahanesiyle odasına çağırmış.
Profesör öğrenciye:
– Sana son bir soru soracağım, demiş. Yolda yürürken iki farklı torba bulduğunu hayal et, birinde “akıl” var, diğerinde ise “para” var. Sen olsan hangi torbayı alırsın?
– Öğrenci: Para olan torbayı almayı seçerdim.
– Profesör: Ben akıl olan torbayı seçerdim…
– Öğrenci: Olabilir tabi. Derler ki, kişi kendinde eksik olanı tamamlamak istermiş…
Profesör bu cevaba çok sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alıp sınav notu kısmına “öküz” yazmış.
– Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Ancak bir dakika sonra öğrenci yine kapıyı aralamış :
“Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz…”
Kıssadan hisse diyelim bu mevzuya..
Saygı açısından güzel bir örnek olmasa da üslup bakımından haklılıklar doğuruyor. Bir profesörün öğrenciye bu şekilde hitap etmesi doğru olmadığı gibi, öğrencinin de hocasına karşı bu kadar pervasız olması doğru değildir.
"Büyük büyüklüğünü bilmezse küçük küçüklüğünü bilir mi?" Atasözü burada vücut bulmuş. Büyük büyüklüğünü bilecek, küçük de küçüklüğünü. Üslubumuz aynamızdır, insanlar bizim üslubumuza göre davranırlar. Üslup güzel olursa diyaloglar da güzel olur, insanlar da birbiriyle daha iyi anlaşırlar. Aksi halde çatışmaların olması kaçınılmazdır..