Terör devleti İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistin’in genelinde başlattığı, son 1 yıldır ise Gazze özelinde sürdürdüğü planlı soykırım sona erecek mi?
Dünyadaki vicdan sahibi tüm insanların merak ettiği soru bu… Belki bu soykırımı gören ağacın, toprağın, kurdun, kuşun duası da bu…
Henüz ağaçların “Arkamda, gel vur” diyeceği evrede olmadığımız görülüyor; bu nedenle bombalara, açlığa, yoksunluğa bilinçli bir şekilde maruz bırakılan Gazzeliler için ahkâm kesebilecek durumda değiliz.
Ateşkesin bir umut olduğunu belirtmek gerekir. Ateşkesin umut olduğunu belirtirken, terör devleti İsrail’in kaç kere söz verip kaç kere bu sözünden caydığını da hatırlamak gerekir.
Yine ateşkesin ilk fikrinin Amerika Birleşik Devletleri’nden geldiğini unutmayarak, ABD’nin 30 yılda Slav ve Arap ülkelerine yaptığı operasyonları aklımızın bir kenarında tutarak, atom bombasını ve terör örgütlerine destekleri ile bilgileri cebimizde taşıyarak temkini elden bırakmamak da iyi bir davranış olacaktır.
Biz perde arkasını bilebilecek istihbarata sahip değiliz.
Bilgilerin yoğun olarak “aktığı” ve yönlendirmelere açık durumlarda Türkiye’deki basın kuruluşlarından olguları tam tahlil edemeyebiliriz.
Bunun örneğini Cübbeli Ahmet Hoca olarak bildiğimiz Ahmet Mahmut Ünlü de dile getiriyor. Cübbeli Ahmet Hoca, bir sohbetinde alınacak feyizlerden bahsederken “Bir kilogram kıymayla 5 yemek yapan da olur, 1 yemek de” diyor ve nükte ile ekliyor:
“Muhalif kanallarda bir kilo kıymanın fiyatını işittim, şaşırdım. Muhalif oldukları için inanmak istemedim, ama muvafık kanallarda da etin fiyatını göremedim…”
Bizimki de o şekilde…
İsrail-Filistin arasındaki ateşkes konusunda durum nedir, ne değildir; “içeriden” öğrenmek veya karşılaştırmak zor.
Bununla birlikte içeride pek farkına varamasak da dışarıda Gazzelinin hakkının yine Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından korunduğu yüksek sesle dile getiriliyor.
Yoğun bir diplomasi ve uğraş gerektiren süreci takip ederken “Tarih mezunu felsefe profesöründen Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı mı olur” sorusunu soranların da “Olur efendim. Türkiye savunma sanayisindeki gücünü küresel diplomaside de gösterecekse MİT Başkanı böyle olur” cevabını aldığını düşünüyorum.
“Dışarıdan bakalım” diyoruz da, İsrail-Filistin konusunda bize göre “dışarısı” neresi?
Gregg Roman, benim için oldukça “dışarısı”nı ifade ediyor.
İsrail’in gayriresmi yayın organı olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri merkezli Orta Doğu Forumu’nun yöneticisi olan Gregg Roman, Pittsburgh Yahudi Federasyonu'nda da görev alan, “İlham Verici Yahudi Liderler” olarak gösterilen bir yazar.
Gregg Roman, Orta Doğu Forumu’nda kaleme aldığı “İsrail'in Rehineleri Eve Dönüyor, Peki Bedeli Ne Olacak?” başlıklı yazısında bakın neler söylüyor:
“Hamas, 20'si sağ, 28'i ölü olmak üzere 48 rehineyi 1.700 deneyimli militan karşılığında takas ediyor. Bu, taktiksel yenilgiyi stratejik zafere dönüştüren muazzam bir güç artışı. Serbest bırakılan her tutuklu, Gazze'ye veya Batı Şeria'ya bir kahraman, direnişin bir sembolü olarak, yıllarca süren ek eğitimle donanmış ve yenilenmiş bir amaçla yanıp tutuşarak geri dönüyor. 7 Ekim'in mimarı Yahya Sinwar, 22 yılını İsrail hapishanesinde İbranice öğrenerek, İsrail toplumunu analiz ederek ve intikamını planlayarak geçirdi. 2011 Şalit Anlaşması kapsamında 1.026 mahkumla birlikte serbest bırakılan Sinwar, özgürlüğünü İsrail tarihinin en ölümcül gününü planlamak için kullandı. Bugün İsrail, yeni bir nesil potansiyel Sinwar'ı serbest bırakıyor.”
Gregg Roman, yazısında Türkiye’nin ateşkeste rol almasından da endişe duyduğunu açıkça ifade ediyor:
“Daha da endişe verici olanı, bu düzenlemeyi kimin garantilediği. Türkiye, Hamas liderlerini İstanbul'da açıkça ağırlayarak terör planlamalarına sığınak sağlıyor. Katar, yıllardır Hamas'a milyarlarca dolar aktararak terör altyapısını insani yardım örtüsü altında sürdürüyor. Bunlar tarafsız barış arabulucuları değil; Hamas'ın can damarları ve örgütün bu savaştan sağlam bir şekilde çıkmasını sağlıyorlar. Onların varlığı, anlaşmanın gerçek sonuçlarını ortaya koyuyor: Hamas'ın ortadan kaldırılması değil, korunması. Türkiye, Hamas'ın bölgesel siyasette bir koz olarak hayatta kalmasını istiyor.”
Gazze’nin bir gün tam anlamıyla kurtuluşa ereceğine, Nehirden Denize Özgür Filistin’in kurulacağına (İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’nın yanı başındaki Şeria Nehri ile Akdeniz kapısı Gazze’ye kadar olan ve Kudüs ile Mescid-i Aksa’yı da kapsayan kısım) inancımızı koruyalım.
Bu inancımızı gerek İsrail devletine ve ordusuna destek veren şirketleri boykot ederek, gerekse terör devleti İsrail’in yöneticilerine sosyal medyada cevap vererek, gerekse askeri bakımdan daha da güçlenerek destekleyelim.
Terör devletinin sonunun geldiğini bugün olmasa, yarın göreceğiz.