9 Aralık 2012 Pazar 02:00:00
Bir rahatsızlığım dolayısıyla hastaneye gitmem icap etti. Daha önce özel bir hastaneye gitme maceramı anlatmıştım. O yazıyı okuduğunu belirten İl Sağlık Müdürü Necip Yemenici, “Devlet Hastanesi’ne gelseydin herhangi bir sıkıntı yaşamazdın” dedi. Yemenici’nin sözünü dinleyecektim bu sefer.
Devlet hastanelerinde internet üzerinden randevu alındığını duymuştum, ama bir önyargıyla “olmaz” demiştim. Oluyormuş meğer. Hem de adresi yazmanıza gerek yok. 182 yazıyorsunuz internete, Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) çıkıyor karşınıza. Sisteme daha önce kaydolmadıysanız kaydoluyorsunuz.
Kısa bir üyelik sisteminden sonra, hangi şehri, hangi hastaneyi, hangi polikliniği tercih ettiyseniz, işaretliyorsunuz. Sizin tercihlerinize göre hangi doktorun hangi zaman aralığında muayeneye müsait olduğu “yeşil” ibareyle anlatılıyor. Doktorun müsait olmadığı muayene saatleri ise “gri” tonda belirtiliyor.
İnternet üzerinden randevu aldığınızda üye olurken belirttiğiniz elektronik postanıza da “Şu saat için, şu doktordan randevu aldınız. Lütfen randevu saatinden önce hastanede olunuz” mesajı gönderiliyor. Böylece siz unutsanız bile MHRS unutmuyor randevuyu.
Belki bunun bir ileri aşaması da randevu saatine yarım saat kala, hastanın cep telefonuna kısa mesaj gönderilmesi ve randevunun hatırlatılması olabilir.
Randevuyu aldıktan sonra hastaneye gitmek kaldı geriye. Tabii önce kayıt işlemlerinin tamamlanması gerekiyor. MHRS’den aldığım randevu, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nin de internet sisteminde görünüyor. Nüfus cüzdanımı veriyorum, işlemim yapılıyor. “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı mısınız” diyorlar, “SSK” diyorum.
İki küçük çıkartma kâğıttan oluşan belge veriyorlar bana.
Malum, para ödemeye alışmış vaziyetteyim, ister istemez sordum:
-Ücret ödeyecek miyim?
-Hayır, bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olduğunuz göründü. Ücret ödemiyorsunuz.
İçim rahat değil tabii. “Şimdi almasalar, az sonra alırlar mutlaka” diyorum.
Doktorun odasının önünde beklemeye başlıyorum. Odanın üzerindeki ekranda ismimi görüyorum. Odaya giriyorum. Bana verilen ve iki küçük çıkartmadan oluşan kâğıdı veriyorum, sonra muayene başlıyor.
Kan tahlilime bakılmasının faydalı olacağı söyleniyor.
“Hah”, diyorum içimden “İşte şimdi para alacaklar, katılım payları havada uçuşacak.”
Kan alma merkezine gidiyorum. Orada da başka bir kayıt işlemi gerçekleştiriliyor. Kayıttan sonra sıraya giriyorum. Sıram geldiğinde kanımı veriyorum. Yok, yine para istemiyorlar.
Hastanedeki bilgisayar sistemi üzerinden kan tahlili raporlarım, iki-üç saat sonra doktorun bilgisayarından görülebiliyor. Doktor kan tahlili sonuçlarının çıktısını da alıp bana veriyor. İlaç yazılıyor iki tane. Ama ilacı ben görmüyorum, bir kâğıt veriliyor bana. O kâğıttaki harf ve numaralardan takip ediliyor hangi ilacın yazıldı. Eczanede de işimi hallettikten sonra, sadece 6 lira civarında bir para ödüyorum. O da sadece ilaçlara.
İşin bu yönüyle, İl Sağlık Müdürü Necip Yemenici haklı çıkmış bulunuyor.
BİR DE BURADAN BAKALIM
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde çoğu işlem, bilgisayar üzerinden yürütülüyor. O konuda bir sıkıntı yok. Hijyen konusunda da özenli hareket ediliyor. Ancak kalabalık konusuna da bir çözüm bulunması gerekiyor. Gerek polikliniklerin önünde, gerek kan alma merkezlerinin önünde zaman zaman yığılmalar meydana geliyor. Vatandaşların oturacak, sırayı bekleyecek vakitleri var, ama imkanları yok. Bulan oturuyor, bulamayan hasta hâliyle ayakta bekliyor. Örneğin kan alma merkezlerinde, bankalar ya da ödeme merkezlerindeki gibi numara alınabilir. Numarası gelen, kan vermek için ilgili odaya girebilir.
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nin inşasında karşılaşılan sorunlar, hepimizce malum. Ancak Hastane’nin çevre düzenlemesi, yeterli değil. Özellikle Hastane’nin ana girişinin etrafında özellikle yağmur sonrası su birikintileri dikkat çekiyor.
Tabii inşaat boyunca ve hâlâ, Hastane’yle ilgili birçok iddia gündeme geldi, geliyor. Bu iddiaların bir kısmı belki mahkemelere de intikal etmiştir.
Öte yandan, daha önce de önermiştim, önerimi tekrarlıyorum: Hastane bahçesinden ana kapı girişi ve acil servis girişine kadar, ufak taşıma araçlar�� konulmalı.
Elektronik sisteme dair muhtemel bir sıkıntıyı da annem söyledi. Annemin dediği şudur:
“Biz eskiden reçetelere bakabiliyorduk. Yıllardır ilaç aldığımız için hangisinin hangi hastalığa iyi geldiğini de az-çok tahmin edebiliyoruz. Bazen eczanelerde ‘Doktor size şu ilacı yazmış, o o ilaç bizde yok. O ilacın muadilini verelim’ denir. Bilgisayardan takip edilen reçetelerde, hastanın ya da hasta yakınlarının herhangi bir şekilde ilaçları görme imkanı yok. Bize yazılan ilacı mı alıyoruz, yoksa muadil ilacı mı? Bunu bilemiyoruz.”
Bir rahatsızlığım dolayısıyla hastaneye gitmem icap etti. Daha önce özel bir hastaneye gitme maceramı anlatmıştım. O yazıyı okuduğunu belirten İl Sağlık Müdürü Necip Yemenici, “Devlet Hastanesi’ne gelseydin herhangi bir sıkıntı yaşamazdın” dedi. Yemenici’nin sözünü dinleyecektim bu sefer.
Devlet hastanelerinde internet üzerinden randevu alındığını duymuştum, ama bir önyargıyla “olmaz” demiştim. Oluyormuş meğer. Hem de adresi yazmanıza gerek yok. 182 yazıyorsunuz internete, Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) çıkıyor karşınıza. Sisteme daha önce kaydolmadıysanız kaydoluyorsunuz.
Kısa bir üyelik sisteminden sonra, hangi şehri, hangi hastaneyi, hangi polikliniği tercih ettiyseniz, işaretliyorsunuz. Sizin tercihlerinize göre hangi doktorun hangi zaman aralığında muayeneye müsait olduğu “yeşil” ibareyle anlatılıyor. Doktorun müsait olmadığı muayene saatleri ise “gri” tonda belirtiliyor.
İnternet üzerinden randevu aldığınızda üye olurken belirttiğiniz elektronik postanıza da “Şu saat için, şu doktordan randevu aldınız. Lütfen randevu saatinden önce hastanede olunuz” mesajı gönderiliyor. Böylece siz unutsanız bile MHRS unutmuyor randevuyu.
Belki bunun bir ileri aşaması da randevu saatine yarım saat kala, hastanın cep telefonuna kısa mesaj gönderilmesi ve randevunun hatırlatılması olabilir.
Randevuyu aldıktan sonra hastaneye gitmek kaldı geriye. Tabii önce kayıt işlemlerinin tamamlanması gerekiyor. MHRS’den aldığım randevu, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nin de internet sisteminde görünüyor. Nüfus cüzdanımı veriyorum, işlemim yapılıyor. “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı mısınız” diyorlar, “SSK” diyorum.
İki küçük çıkartma kâğıttan oluşan belge veriyorlar bana.
Malum, para ödemeye alışmış vaziyetteyim, ister istemez sordum:
-Ücret ödeyecek miyim?
-Hayır, bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olduğunuz göründü. Ücret ödemiyorsunuz.
İçim rahat değil tabii. “Şimdi almasalar, az sonra alırlar mutlaka” diyorum.
Doktorun odasının önünde beklemeye başlıyorum. Odanın üzerindeki ekranda ismimi görüyorum. Odaya giriyorum. Bana verilen ve iki küçük çıkartmadan oluşan kâğıdı veriyorum, sonra muayene başlıyor.
Kan tahlilime bakılmasının faydalı olacağı söyleniyor.
“Hah”, diyorum içimden “İşte şimdi para alacaklar, katılım payları havada uçuşacak.”
Kan alma merkezine gidiyorum. Orada da başka bir kayıt işlemi gerçekleştiriliyor. Kayıttan sonra sıraya giriyorum. Sıram geldiğinde kanımı veriyorum. Yok, yine para istemiyorlar.
Hastanedeki bilgisayar sistemi üzerinden kan tahlili raporlarım, iki-üç saat sonra doktorun bilgisayarından görülebiliyor. Doktor kan tahlili sonuçlarının çıktısını da alıp bana veriyor. İlaç yazılıyor iki tane. Ama ilacı ben görmüyorum, bir kâğıt veriliyor bana. O kâğıttaki harf ve numaralardan takip ediliyor hangi ilacın yazıldı. Eczanede de işimi hallettikten sonra, sadece 6 lira civarında bir para ödüyorum. O da sadece ilaçlara.
İşin bu yönüyle, İl Sağlık Müdürü Necip Yemenici haklı çıkmış bulunuyor.
BİR DE BURADAN BAKALIM
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde çoğu işlem, bilgisayar üzerinden yürütülüyor. O konuda bir sıkıntı yok. Hijyen konusunda da özenli hareket ediliyor. Ancak kalabalık konusuna da bir çözüm bulunması gerekiyor. Gerek polikliniklerin önünde, gerek kan alma merkezlerinin önünde zaman zaman yığılmalar meydana geliyor. Vatandaşların oturacak, sırayı bekleyecek vakitleri var, ama imkanları yok. Bulan oturuyor, bulamayan hasta hâliyle ayakta bekliyor. Örneğin kan alma merkezlerinde, bankalar ya da ödeme merkezlerindeki gibi numara alınabilir. Numarası gelen, kan vermek için ilgili odaya girebilir.
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nin inşasında karşılaşılan sorunlar, hepimizce malum. Ancak Hastane’nin çevre düzenlemesi, yeterli değil. Özellikle Hastane’nin ana girişinin etrafında özellikle yağmur sonrası su birikintileri dikkat çekiyor.
Tabii inşaat boyunca ve hâlâ, Hastane’yle ilgili birçok iddia gündeme geldi, geliyor. Bu iddiaların bir kısmı belki mahkemelere de intikal etmiştir.
Öte yandan, daha önce de önermiştim, önerimi tekrarlıyorum: Hastane bahçesinden ana kapı girişi ve acil servis girişine kadar, ufak taşıma araçlar�� konulmalı.
Elektronik sisteme dair muhtemel bir sıkıntıyı da annem söyledi. Annemin dediği şudur:
“Biz eskiden reçetelere bakabiliyorduk. Yıllardır ilaç aldığımız için hangisinin hangi hastalığa iyi geldiğini de az-çok tahmin edebiliyoruz. Bazen eczanelerde ‘Doktor size şu ilacı yazmış, o o ilaç bizde yok. O ilacın muadilini verelim’ denir. Bilgisayardan takip edilen reçetelerde, hastanın ya da hasta yakınlarının herhangi bir şekilde ilaçları görme imkanı yok. Bize yazılan ilacı mı alıyoruz, yoksa muadil ilacı mı? Bunu bilemiyoruz.”