Murat Arısoy

Konservatuvar'da ufuk açıcı bir konferans

Murat Arısoy

Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, yine farklı ve ufuk açıcı bir etkinliğe imza attı. Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin sanat danışmanı Bertan Rona, “Klasik Türk Musıkisi ile Pre-Klasik Batı Müziği arasındaki benzerlikler” başlıklı bir konferans verdi. Devlet Konservatuvarı Doç. Dr. Uğur Türkmen, bu etkinliğe beni davet ettiğinde, “Hocam, birçok etkinliğiniz oluyor, ama katılamıyorum. Buna katılmak istiyorum” dedim. Uğur Hoca’nın her zamanki nezaketine böyle bir cevap verebilirdim en fazla. Şehir Işıkları Afyonkarahisar Satış Müdürü Eren Gökyer’in de Uğur Hoca’dan muhabbetle bahsettiğini bildiğim için Eren Bey’e “Konferansa gidelim mi” teklifinde bulundum, beni kırmadı. Konservatuvar’a girerken kapıda yazan “Müzikçe Duygularla” ibaresi, daha önce de dikkatimizi çekmişti; ancak bu sefer yazmak nasip oldu. Daha okulun kapısında başlıyor incelik. Zaten sanatın büyük bir kısmını da incelik oluşturmuyor mu?
Konferansın düzenleneceği “Sahneli Derslik”e gittik. Uğur Hoca bizi karşıladı, Bertan Rona ile de ayaküstü tanıştık.
Bertan Rona, piyano üzerine eğitim alan, ancak Türk Sanat Musiki’nin hayranı bir sanat adamı. Bunu kendisi de birkaç kez ifade etti. Kendi adıma itiraf etmek gerekir ki Bertan Rona’nın ilk 10 dakikada bahsettiklerinden hiçbir şey anlamadım. Müzik terimlerine ne kadar uzak olduğumu hissettim sadece. Ancak konunun özü elbette ki anlaşılıyordu: Bertan Hoca, Batı’daki ilk Klasik Müzik örnekleri ile Klasik Türk Sanat Musikisi’nin benzerliklerini sıralayınca, “İyi ki böyle bir konferansa gelmişim” dedim.
İsterseniz, sözü biraz da Bertan Rona’ya bırakalım:
“Dünyada iki klasik müzik vardır. Biri Batı Klasik Müziği, diğeri de Türk Sanat Musıkisi. Johann Sebastian Bach ile meselâ Türk Sanat Musikisi’nde Itri’nin bestelerini karşılaştırdığınızda teknik olarak benzerlikler görürsünüz. Bach’ın bestelerini öğretme şekli, Klasik Türk Musıkisi’ndeki ‘meşk’ yöntemine çok benzer. Müzikte enstrümanın 400 yıllık geçmişi var. 400 yıl önce müzikte esas olan insan sesi idi. Bach’ın besteleri de insan sesine yakındır. Bach’ın kullandığı klavsen, kanunla akrabadır. İkisi de mızrabın tele vurması ile ses çıkarır. İkisinin sesi de açık havada tek başına çalınacak kadar kuvvetli değildir. Batı Klasik Müziği’nin temeli 2 oktavdır. Klasik Türk Sanat Musıkisi’nin temeli de 2 oktavdır. Bir kişi Itri’yi anlamadan ‘Bach’ı anladım’ diyorsa, Bach’ı aslında hiç anlamamıştır.”
Devam edelim Bertan Hoca’yı dinlemeye:
“Operayı anlamak için Endülüs Emevileri ile İtalya Arap Beyliği’ni anlamamız gerekiyor. Terennüm, İtalyan Operası’nda da benzer bir şekilde yerini bulur. Melodi, güneyde var. Akdeniz, Arap Yarımadası ve tabii ki Anadolu… Kuzey ise mekanikte, teknikte ilerlemiştir. Batı’nın Klasik Müziği ile Klasik Türk Sanat Musıkisi’nin tarihsel ilerlemesinde de benzerlikler bulunuyor.”
Yaklaşık 1 saat süren konferansta, kelimelerin asıl kökenlerinden tutun; aynı sözcüklerin değişik kültürlerde hangi anlama geldiklerine kadar pek çok bilgiyi de öğrendik. Konferansın ardından Uğur Hoca, Bertan Hoca ve Eren Bey ile ortaklaşa sohbet etme imkânımız da oldu. Sohbette, konferansın da ötesine geçen bir “Bertan Rona” gördük.
Şehir merkezine dönerken Eren Bey ile şu cümlede iştirak ettik: Bertan Rona’nın kıymetini Uğur Türkmen anlayabilir…

HASTANE’YE NİJAD BİLGE İSMİ

Afyon Kocatape Üniversitesi’nde rektörlük seçimi sona erdi. Hakkı Yazıcı ile mevcut Rektör Prof. Dr. Mustafa Solak arasında geçeceği tahmin edilen yarışı, seçimin 3 aşamasında da Solak kazandı. Bundan sonra, Solak’ın “kaldığı yerden devam etme” zamanı.
Bu bağlamda, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin Onkoloji Hastanesi’nin ihalesi yapıldı. Onkoloji alanında Türkiye’de öncü bir isim var: Nijad Bilge. Bilge, bu işin hocası. Bilge, ayrıca Afyonkarahisarlı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, ahde vefaya önem veren bir yönetici. Hastane’nin ismi ‘AKÜ Nijad Bilge Onkoloji Hastanesi’ olarak belirlense, güzel olmaz mı?

HATIREHLİ AKÜ

Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, şehrin yakın tarihi ile ilgili önemli bir etkinliğe imza attı. Gazeteniz Kocatepe’nin kurucularından merhum Şükrü Küçükkurt ile öğretmen, araştırmacı, merhum Niyazi İplikçioğlu “Müzakareli Anma Konferansı” ile yâd edildi. Birbirinden değerli hocaların sunum yaptıkları konferansta, iki önemli şahsiyetin Afyon’a yaptığı katkıların altı çizildi. Turan Akkoyun Hoca’nın “Kocatepe Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan kişiler” listesinde adımı görmek ise –ne yalan söyleyeyim- bana gurur verdi. Mustafa Güler Hoca’nın “Gazetenin yeni nesil çalışanları” olarak Burcu Aydın ve şahsıma söz vermek istemesi de yine gurur verici bir nezaketti.
Konferansta, Gazeteniz Kocatepe’nin kurucularından İbrahim Küçükkurt’un da ismi geçti. İbrahim Amca yaşasaydı, “Hatırehli Afyon Kocatepe Üniversitesi” derdi. Belki de ‘Ne gerek vardı böyle şeylere çocuklar?’ deyip güleryüz ile eleştirirdi.

Yazarın Diğer Yazıları