Murat Arısoy

Nereden Buluyoruz Bu Şarkıcıları?

Murat Arısoy

Ertuğrul Günay, Kültür ve Turizm Bakanı iken Afyonkarahisar’daki müze inşaatını incelemişti. Müze inşaatının istenen düzeyde ilerlemediğini gören Günay, oradaki üstlenici şirketin yetkilisine hesap sormuştu. O dönem, Doğan Haber Ajansı adına Onur Bayram ile birlikte takip etmiştik Bakan Günay’ın programını. 2012’nin Ağustos ayında yazdığımız ve yayımlanan haber şöyleydi:

“Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Afyonkarahisar'da inşası süren ve 2013'ün Şubat ayında bitmesi hedeflenen Afyonkarahisar Müzesi şantiyesini ziyaret etti. Müze inşaatının henüz yüzde 25'inin tamamlandığını gören Bakan Günay, inşaat sorumlusu Erol Erdem'e ‘Ben inşaatın daha büyük bir kısmının bitmesini bekliyordum. Ama henüz kaba inşaat bitmemiş’ dedi. Kurban Bayramı'nda şantiyeyi tekrar ziyaret edeceğini söyleyen Bakan Günay, Erol Erdem'in ‘Kış ağır geçti, çalışma aksadı’ itirazına ise ‘Kış biteli kaç ay oldu? Bu inşaatı hızlandırmanız gerek’ karşılığını verdi. İnşaat sorumlularının arazinin bataklık olması nedeniyle fore kazık sistemiyle çalıştıklarını, bunun da zaman aldığını hatırlatması üzerine Bakan Günay, ‘Nereden buluyorsunuz bu bataklık arazileri?’ diyerek sitem etti.”

Evet nereden buluyorduk bu bataklık arazileri? Sorunun cevabını bilenler biliyor…

2026’da soruyu değiştirip sormamız gerekir:

Nereden buluyoruz bu şarkıcıları?

Öncelikle ulusal gündemdeki bir konudan başlayalım: 

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, İstanbul’da gerçekleştirilen Kanye West konseri hakkında şu paylaşımı yapmış:

İstanbul’da sahnelenen Kanye West konseri, sıradan bir müzik organizasyonu olarak kabul edilemez. 118 bin genç, para vererek inancımıza ve medeniyet değerlerimize aykırı söylem ve sembollerin sergilendiği bir gösterinin parçası hâline getirilmiştir. ‘I am a God’  (Tanrıyım) sözlerinin on binlerce kişi tarafından coşkuyla tekrar edilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur. Üstelik okültizm ve karanlık sembollerle anılan Michèle Lamy’nin de bu organizasyonun etrafında yer alması, meselenin yalnızca müzik ve eğlence olmadığını göstermektedir. Daha da düşündürücü olan ise, muhafazakâr kesimin de bu kültürel kuşatmanın bir parçası hâline gelmiş olmasıdır. Sahne ışıkları altında gençliğimize dayatılan bu yabancılaşmaya kimsenin itiraz etmemesi vahimdir. Kültür ve Turizm Bakanlığımızı, milletimizin manevi ve kültürel hassasiyetlerini ilgilendiren bu tür organizasyonlarda çok daha dikkatli olmaya davet ediyoruz. Bu milletin evlatları; küresel kültür endüstrisinin yönlendirmelerine değil, kendi medeniyet değerlerine sahip çıkmalıdır.”

Bu paylaşımın altına yapay zeka desteğiyle “Ama İstanbul’da I am God şarkısını söylemedi ki” denilmiş. Oysa mesele, böyle büyük bir organizasyonun hangi amaçla yapıldığı ve organizasyona katılımın bir yüksek zenginlik göstergesi olarak topluma yansıtılmasıdır.

Buradan hareketle ilerleyelim: Afyonkarahisar’da Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen Dünya Motokros Şampiyonası ve Şampiyona ile birlikte gerçekleştirilen NG Motofest programı açıklandı. Daha önce bir yazımızda bahsetmiştik: 5 Eylül 2012’de meydana gelen Mühimmat Depo patlamasının her yıldönümünde Motofest’te konserler düzenleniyor. İlgili hiç kimse de buna ses çıkarmıyor. 

Biz başka bir boyuttan bakalım: Motofest’e davet edilen şarkıcılar daha çok “Hangi partiye yakın”, “Hangi açıklamaları yapmış” diye tartışılmıştı Afyon’da. 

Bu sene durum biraz daha farklı. Konser vereceği söylenen gruplardan biri Pentagram mesela… Ben, Pentagram’ı Anatolia albümünden itibaren takip etmeye çalışırım. Her şarkısını bildiğimi söyleyemem, ama genel olarak dinlerim. Severim de. Hatta Pentagram Türk Metal Grubu olmasına rağmen bazı şarkılarının tasavvufa çok yakın sözler içerdiğini, Çağrı filminin müziğini bile sert bir şekilde yeniden yorumladıklarını biliyorum. 

Fakat… Resmî kurumların büyük destekler verdiği Dünya Motokros Şampiyonası ve bu etkinlikle bağlantılı NG Motofest’te Pentagram’ın sahne alması ilginç değil mi? 

Biliyorsunuz, Dünya Motokros Şampiyonası organizatörleri, etkinlik alanının 7 günde 500 ila 800 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini söylüyor. Her akşam konser olduğunu varsaydığımızda, konser başına 50 bin ila 80 bin kişinin bulunduğunu tahmin edebiliriz. Bu verilerin doğru olduğunu kabul ederek en düşük ihtimalle 50 bin kişinin Pentagram konserine gideceğini görebiliriz. Pentagram, müzikteki küresel sermaye gruplarından Sony Music Entertainment’in yapımcılığında “Bu Düzen Yıkılsın” diye bir şarkı çıkarmıştı. 

Afyon’da, resmî kurumların desteklediği etkinlikte 50 bin kişi “Bu Düzen Yıkılsın” diye haykıracak ve hepimiz bunu içimize sindireceğiz öyle mi? 

Pekiyi, gelin şarkı sözlerini inceleyelim:

“Dualar tutmadı

Gönüller doymadı

Kadınlar gülmedi

Şu ömrümüzde

Hesaplar bitmedi

Saraylar yetmedi

Savaşlar durmadı

Şu ömrümüzde

Vebali hâlâ boynumuzda

Davullar çalınsın

Köleler uyansın

Silahlar yakılsın

Bu düzen yıkılsın”

Pentagram’ın birçok şarkısında isyanı görebiliriz. Bu isyan kimi zaman insan ve düzenle de sınırlı kalmıyor, kısaca bunu da belirteyim. 

Esasında Pentagram, çok simgesel bir örnek. Meselemiz kişiler, müzik grupları değil. 

Bu yılki NG Motofest’e davet edilen Demet Akalın, Emre Altuğ, Sefo, Murat Boz, Ece Seçkin’in söylediği şarkılar ve ekran önünde sergiledikleri yaşam tarzları takdir edilir türden midir? 

50 bin, 60 bin kişiye sürekli cinsellik, “atar yapma”, kadere ve (aslında kaderin sahibine) sitem ve daha ağır sözler söyleme gibi eylemleri “Alın, buyurun bizim istediğimiz gençlik budur” diyerek sunacak mıyız?

“Ustalara Vefa” başlığı altında “Usta” diye topluma sunduğumuz kişinin Yeşilçam etiketiyle oynadığı filmleri, bir ustalık eseri olarak ailenizle birlikte izleyebilir misiniz?

Hem NG Motofest’te, hem AKÜFEST’te daha bir-iki ay önce uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınıp şartlı tahliye edilen kişinin bulunması tesadüf müdür?

Yine söylüyorum, konu sadece isimler değil. 

Müzik endüstrisi, içinden çıkılmaz bir hâl almış. Bu içinden çıkılmaz hâl, ülkemizi derinden sarsıyor. “Geleceğimiz” dediğimiz gençlere, pek çok olumsuzluğu meşrulaştıran şarkıcı tayfasını örnek olarak sunuyoruz. 

Kurum ve kuruluşlarımızın parasıyla kendimize hayali kahramanlar seçip onlara tonlarca para aktarıyoruz. 

Kazanan o şarkıcılar da olmuyor galiba, organizatörler ve menajerler oluyor…

Lütfen biraz dikkat…

Yazarın Diğer Yazıları