20 Mayıs 2015 Çarşamba 03:00:00
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız? Bunu anlamanın birkaç yöntemi var: Meselâ şehrinizde hangi yana baksanız polis görüyorsanız, muhtemelen Başbakan o gün şehrinize gelmiştir.
Her gün keşmekeş olan büyük bir caddenin girişi, polis tarafından kesilmişse ve trafik akışı engellenmişse yine doğru bir tahminde bulunabilirsiniz.
Tabii şehrinizdeki minibüs şoförleri, o caddeye çıkan ilk aralığı bulur ve “girilmez” denilen caddede yine dolmuşlar gezer. Ama caddenin girişi kesilmiştir ya ona bakın siz.
Kentin en işlek yerinde kalabalık toplanmıştır. Ama şehrin gerisi “terk edilmiş” izlenimi bırakıyorsa, yine anlarsınız ki o gün Başbakan gelmiştir.
Trafik, illa sıkışır. Çok şaşırmayın. Meydana giden bütün yollar kapanır.
Hatta emniyet güçleri, vatandaşları “Ana caddelere aracını park etmeyin” diye uyarır.
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
Meselâ o girilmeyen büyük caddenizin devamındaki esnaftan alışveriş yapan müşteri sayısını elinizle bile sayabilirsiniz. Hatta belki sayamayabilirsiniz. Çünkü şehir, tüm mukimleri bir anda tatile gitmiş gibidir. Esnaf, boş vakit geçirmektense televizyonda noktasına, virgülüne kadar, çiçek atma sahnelerine kadar yayınlanan Başbakan’ın mitingini izliyordur zaten. Allah’ın selâmı ile girseniz dükkana, size mitingden bahseder.
Esnafın Başbakan’ın açıkhava toplantısı ile ilgili görüşleri de farklıdır. Başbakan’ın partisine yakın hissediyorsa kendini “Kalabalık muhteşemdi. Böyle kalabalık görmedim ben” der. İktidar partisine uzak ise esnaf, “Yok ağabey, baksana meydan boş. Bu sene işleri zor” cümleleri ardı ardına dökülür ağzından.
Oysa hiçbir kalabalık ya da hiçbir boşluk, seçim sonuçlarını tayin etmez. Biliriz ki her zaman evde bekleyen bir “sessiz” çoğunluk vardır.
Bir örnek vereyim: Bir esnaf ağabeyimiz ‘Sokakta sorsak iktidar partisine oy verecek olan yüzde 20’lik bir kesim var. Ama bir o kadar da evde bekleyen, hiçbir şekilde konuşmayan seçmen var. İkisini toplasan zaten yüzde 40’ı buluyor’ diyor.
Haksız mı?
Devam edelim…
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
O şehrin refüjlerinde “bahar” temizliği yapılıyordur örneğin. Belediye’nin taşeron şirket üzerinden çalıştırdığı işçiler, gecelerini gündüzlerine katarak ayrık otlarını, çöpleri, uzamış çimleri temizliyordur.
Son 1 yılda 3 seçim atlattığımıza göre ortalama 6 ayda bir böylesine temizlik, şehir için yeter de artar.
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
Bazı memurları, bazı amirleri “sivil” şekilde görebilirsiniz. Hatta kravatsız, takım elbisesiz gördüğünüz bu kişiler, Başbakan’ın mitingine de katılabilir. Başbakan’ın şehre gelmesi demek, bir nevi tatildir.
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
Şehirde sükun hâkim olursa ve yukarıdan helikopterler geçiyorsa bilin ki şehrinizde Başbakan vardır.
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız? Bunu anlamanın birkaç yöntemi var: Meselâ şehrinizde hangi yana baksanız polis görüyorsanız, muhtemelen Başbakan o gün şehrinize gelmiştir.
Her gün keşmekeş olan büyük bir caddenin girişi, polis tarafından kesilmişse ve trafik akışı engellenmişse yine doğru bir tahminde bulunabilirsiniz.
Tabii şehrinizdeki minibüs şoförleri, o caddeye çıkan ilk aralığı bulur ve “girilmez” denilen caddede yine dolmuşlar gezer. Ama caddenin girişi kesilmiştir ya ona bakın siz.
Kentin en işlek yerinde kalabalık toplanmıştır. Ama şehrin gerisi “terk edilmiş” izlenimi bırakıyorsa, yine anlarsınız ki o gün Başbakan gelmiştir.
Trafik, illa sıkışır. Çok şaşırmayın. Meydana giden bütün yollar kapanır.
Hatta emniyet güçleri, vatandaşları “Ana caddelere aracını park etmeyin” diye uyarır.
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
Meselâ o girilmeyen büyük caddenizin devamındaki esnaftan alışveriş yapan müşteri sayısını elinizle bile sayabilirsiniz. Hatta belki sayamayabilirsiniz. Çünkü şehir, tüm mukimleri bir anda tatile gitmiş gibidir. Esnaf, boş vakit geçirmektense televizyonda noktasına, virgülüne kadar, çiçek atma sahnelerine kadar yayınlanan Başbakan’ın mitingini izliyordur zaten. Allah’ın selâmı ile girseniz dükkana, size mitingden bahseder.
Esnafın Başbakan’ın açıkhava toplantısı ile ilgili görüşleri de farklıdır. Başbakan’ın partisine yakın hissediyorsa kendini “Kalabalık muhteşemdi. Böyle kalabalık görmedim ben” der. İktidar partisine uzak ise esnaf, “Yok ağabey, baksana meydan boş. Bu sene işleri zor” cümleleri ardı ardına dökülür ağzından.
Oysa hiçbir kalabalık ya da hiçbir boşluk, seçim sonuçlarını tayin etmez. Biliriz ki her zaman evde bekleyen bir “sessiz” çoğunluk vardır.
Bir örnek vereyim: Bir esnaf ağabeyimiz ‘Sokakta sorsak iktidar partisine oy verecek olan yüzde 20’lik bir kesim var. Ama bir o kadar da evde bekleyen, hiçbir şekilde konuşmayan seçmen var. İkisini toplasan zaten yüzde 40’ı buluyor’ diyor.
Haksız mı?
Devam edelim…
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
O şehrin refüjlerinde “bahar” temizliği yapılıyordur örneğin. Belediye’nin taşeron şirket üzerinden çalıştırdığı işçiler, gecelerini gündüzlerine katarak ayrık otlarını, çöpleri, uzamış çimleri temizliyordur.
Son 1 yılda 3 seçim atlattığımıza göre ortalama 6 ayda bir böylesine temizlik, şehir için yeter de artar.
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
Bazı memurları, bazı amirleri “sivil” şekilde görebilirsiniz. Hatta kravatsız, takım elbisesiz gördüğünüz bu kişiler, Başbakan’ın mitingine de katılabilir. Başbakan’ın şehre gelmesi demek, bir nevi tatildir.
Bir şehre Başbakan’ın geldiğini nasıl anlarsınız?
Şehirde sükun hâkim olursa ve yukarıdan helikopterler geçiyorsa bilin ki şehrinizde Başbakan vardır.