Türkiye’de futbolun en üst ligindeki maçlar şifreli kanallarda yayınlanmaya başladığında, internet bu kadar gelişmiş değildi. Sosyal medyanın “sos”u yoktu. Dolayısıyla önünüzde birkaç seçenek bulunuyordu: Ya şifreli kanal platformuna üye olacaktınız, ya maç akşamı tüm işi gücü (ve ödevleri) bir kenara bırakıp “Oynat Uğurcuğum” programını izleyecektiniz; ya radyoda TRT-1’de maçları anında takip edecektiniz.
O dönem, özellikle şampiyonluk iddiasındaki takımların maçları aynı gün, aynı saat başlardı. Böylece haksız rekabetin önüne geçileceği düşünülürdü. Radyoda bu çekişmeli maçların takibi çok farklı bir duygu yaşatırdı. Ana kumandada Levent Özçelik’in sesini duyar gibiyim. Levent Özçelik, “Mikrofonlarımız Kadıköy’de”, “İnönü’den gol sesi geldi” ve benzeri cümlelerle heyecanı diri tutar, şimdi özel kanalların ve Youtube yayınlarının vazgeçilmez spikerleri de sporseverlerin duyması gereken önemli anları hızlıca ve heyecanlı şekilde anlatırdı. Hatta bazen bağlantı, önemli anın sonuna yetişirdi ve spikerin “Top ağlarda” sesi yükseliverirdi.
Radyodan mülhem bir giriş yapmak istedim.
Evet mikrofonlarımızı şimdi de Kütahya’ya çeviriyoruz. Malum, Afyonkarahisar’da bir yıldır “Alkollü bölge” tartışması yaşanıyor. Afyonkarahisar Belediye Meclisi’nde 2024’ün Kasım ayından bu yana çeşitli defalarca gündeme gelen “alkollü bölge” ya da “içkili yer” olarak bilinen gelişme, benzer bir şekilde Kütahya’da da karşımıza çıkıyor.
Kütahya’da yaşanan durum özetle şöyle:
Her ne hikmetse vatandaşlar Kütahya Belediyesi’nin kapısını aşındırıyor. “Aman Başkanım, canım Başkanım, ille de içkili restoran isteriz, ille de çoluk çocuk o ortamı görsün isteriz, içkili restoran olmadan bu şehirde yaşayamayız” derler.
Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci de bu ısrar kıyamete dayanamaz ve Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü’ne “içkili yerler” ile ilgili yazı gönderilmesi talep eder. Emniyet ise Kütahya’da böyle bir alanın olmasının uygun olmadığı yönünde görüş bildirir.
Talep, Kütahya kamuoyuna “Barlar Sokağı” olarak yansır.
“Barlar Sokağı” esasında, Eskişehir’de benzeri olan bir bölgeye gönderme yapılması dolayısıyla kullanılan bir kavram. Yoksa buradaki maksat “Şehrimize Barlar Sokağı isminde bir yer açılıyor” demek değil. İçkili alanların yoğunlukla olduğu bir bölgenin oluşturulmasının anlatılması için, kısaca anlaşılması için “Barlar Sokağı” tanımı yapılıyor.
Neyse, Kütahya’da tartışma büyür, sonra Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci açıklama yapmak zorunda kalır. Ancak açıklamada “Eskişehir” örneğini kendi verir. Buyurun, Kütahya basınına yansıyan demeci okuyalım:
“Kütahya'nın ihtiyacı var bu şekilde diye bize talep geldi. Ne şekilde diye onu da söyleyeyim. Biz nezih bir restoranın olduğu, yani içkili restoran, ailelerin girebileceği, böyle bir mekan olursa iyi olur diye talepler geliyor herkesten. İşyeri açmak isteyen insanlar var. Kütahya'daki OSB'lerdeki şirketler, ihracat yapan, yurt dışı ile iş yapan şirketler var. Ve sürekli Eskişehir'e götürüyorlar misafirlerini. Kimisini Afyon'a götürüyorlar. Buradaki olanlar da var, onlara götürüyorlar. Bize de böyle ciddi talepler geldi. Biz de bu talepleri inceledik. Var mı böyle bir yer? Biz bunu emniyete birkaç tane belediyenin kendi yaptığı hesaplamalara göre olabilecek yer var. Bu soruyu belediye olarak sorduk. Biz sorma görevini yaparız. Bize de bu konuda cevap gelir. Olumlu gelirse biz bunun gündem maddesinin yapılması için meclise sunarız. Meclis bu kırmızı bölge yetkisini yine olur yazılığıyla bakarız veririz. Burada sanki biz emniyetten böyle bir yazı gelmiş olmuş belediye meclisine girmiş belediye başkanı bunu da böylelikle de vermişe getirildi. İçeriğini bile okumadan yargıladılar bizi. Yani biz bu konuda ben dikkat edin hiçbir açıklama yapmadım. İlk açıklamamdır bu benim. Çünkü biz normal bir şey yaptık. Sorumuzu sorduk. Kütahya’da ihtiyaç mı? Evet ihtiyaç, onu da söyleyeyim. Millet Eskişehir'e taşınıyor, ekonomi Eskişehir'e gidiyor. İnsanlar yolda ölen oldu, kaza olan oldu. Arkadaşlar, yani biz
Yoksa partisinde yeniden söz sahibi olmak için neredeyse tüm delegelere yakın markaj yapan siyasetçilerimiz, kendi listesindeki kişilerin de hangi partide üyeliklerinin sürdüğünü de kontrol eder diye düşünüyorum.
kimsenin özel hayatına karışmayız. İçen içer, içmeyen içmez. Niye içiyorsun diye yargılamayız. Niye içmiyorsun diye sorgulamayız. Birisine sen niye ibadet yapmıyorsun diye sormayız. Buradakine de sen niye ibadet yapıyorsun diye de sormayız. Yargılamayız. Biz kendimize bakarız. Her insanın da bu konuda kendisine bakması gerekir.
Size açık söylüyorum. (Şehirde faaliyet gösteren pavyon işletmelerine hitaben) Gelin size nezih içkili mekan yeri açalım. Kapatın bu pavyonları dedim. Gece kulüplerini kapatın dedim. Yazın bunu buyurun. Ben söyledim. Cevap Düşünüyorlarmış. Bazıları düşünüyor, bazıları yok diyorlar. Biz devam edeceğiz diyorlar. O yüzden biz kötü olan bir şey varsa yapılmasını biz de istemeyiz. Halkımızın ahlakı, aile toplumu veya bir mekandaki ortamda olabilen, olamayan hepimizin bakımı bir insanız. Bir de bizim dini duygularımız da var, hassasiyetlerimiz de var. Ben dinimin hükümlerini hem bilen hem yaşayan bir adam olarak neyi yapıp neyi yapmayacağımı iyi biliyorum. Bir tek oy hakkım vardır, şahsi olarak söylüyorum. Komisyona getirirsiniz önce. Yani belediye meclisinden önce bir komisyon kurulur. Bir komisyona sunarsın. Komisyonda tartışılır. Kim var komisyonda? Meclisi oluşturan partilerin meclis yerleri var. Orada bir görüş oluyor. Oy birliği olur, oy çokluğu olur. Kabul edilir, reddedilir. Değil mi?”
Neticede, yaklaşımın Afyonkarahisar Belediyesi’nde de Kütahya Belediyesi’nde de aynı olduğunu idrak edebiliyoruz. Hatırlarsınız, Afyonkarahisar’da “içkili yer” meselesi, “Belediye’nin maddi zarara uğramaması” gerekçesiyle açıklanmıştı, Kütahya’da da bu konu “Turizmin ve paranın Eskişehir’e gitmemesi” gerekçesiyle açıklanıyor.
Afyonkarahisar ve Kütahya’da aynı anda, benzer şekilde bu konunun gündeme gelmesi bir soru işaretine neden oluyor: Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in 2024’ün Mayıs ayında katıldığı televizyon programlarında uzun yıllar Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdürmüş olan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in başkanlığında proje havuzu oluşturduklarını, başarı kazanan uygulama ve projeleri tüm CHP’li Belediye Başkanları ile paylaşacaklarını belirtmişti.
“İçkili bölge”, “alkollü alan” tartışmalarının çıkış noktası proje havuzu olabilir mi?
BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ HANGİ PARTİLİ?
Belediye Meclisi Üyeleri, hangi siyasi partinin listesinden Meclis’e girdiyse o siyasi partinin üyesi olmalı. Milletvekilleri ve İl Genel Meclisi Üyeleri için de durum böyledir. Başka partide üyeliğini devam ettirip diğer partiden seçilen siyasetçi var mıdır?
Belki şu olabilir: A partisine üye olan bir kişi, C partisinden Belediye Meclisi Üyeliği teklifi almıştır. Teklifi alan kişi kendi ailesine, büyüklerine danışır; siyaseti bilenlerle istişare eder. Bu teklifi kabul edebilir. Ama der ki “Seçim bitene kadar partimden ayrılmayayım da seçimden sonra kazanırsak resmen sizin partiye üye olayım.”
Bu yaklaşım da bir yere kadar kabul edilebilir. İnsanoğlu bu. Dengeler vardır, kaygılar vardır, gelecek ile ilgili kararsızlıklar vardır…
Peki ne beklenir?
C partisinden seçilen siyasetçinin hiç değilse seçimden hemen sonra A partisinden istifa edip C partisine resmen üye olması beklenir. Bu olmazsa olmaz mıdır?
Yasal bir zorunluluk yok ama, siyasetin sağlıklı sürdürülebilmesi için böyle bir yaklaşım gereklidir. Esasında ben olsam, ismin listede ilk yayınlandığı an, üyelik işlemini tamamlarım, o ayrı.
Peki Afyon’da böyle bir durum yaşanmış mıdır?
Bazı Belediye Meclisi Üyeleri’nin 31 Mart 2024 tarihinden önce üyelikleri olan siyasi partilerden 2025 yılının Ağustos ayında “yeni” istifa ettikleri öne sürülüyor. Sanırız gözden kaçtı.